İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Ekim 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     

Takvim Takvim

En son konular
» diken Tohumu
Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

» Hakka Vuslat
Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

» Kalpteki Nurun Sebebi
Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

» Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

» Hac
Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

» Zilhicce Ayının On gününün Önemi
Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

» AH ŞU TATİL GÜNLERİ
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

» AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

» Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

» ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

» Hayat Dediğin Nedir?
Paz Mayıs 28, 2017 9:27 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

» Güneş Yüzlüm
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

» Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

» سورة يوسف - وديع اليمني
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

» Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

» Surat Al-Mulk Wadie Yamani
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

» Berat kandiliniz mubarek olsun:
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

» Berat Gecesi
Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11776 mesaj attılar bunda 4556 konu

BİR GARİP CESUR YÜREK EBU ZERR EL-GIFÂRÎ(R.A.)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

BİR GARİP CESUR YÜREK EBU ZERR EL-GIFÂRÎ(R.A.)

Mesaj tarafından yağmur Bir Çarş. Haz. 09, 2010 1:55 pm

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Tek başına gezer,,

Tek başına ölür,

Tek başına diriltilir...”

O (r.a.) her zaman dostunun vasiyeti üzere yaşadı. Ömrünü bu tavsiyeleri canlandırmaya vakfetti. Bu yüzden yalnızdı, bu yüzden yalnızlığı tercih etti. Dostu (s.a.v.) O’na:

“Miskinleri ve onlardan düşkün olanları sevmesini,

Kimseden bir şey istememesini,

Akraba ile ilişkisini kesmemesini,

Acı da olsa hakkı söylemesini,

“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” sözünü sıklıkla tekrar etmesini emretmişti.”

Sarsılmaz imanı sayesinde, inandığı doğruları haykırmaktan çekinmeyen, kınayıcıların kınamasına aldırış etmeyen bir hakîkat sözcüsü idi O (r.a.).

Eşsiz bir dava adamı, İslâm’ın bükülemeyen bileği, özü-sözü bir; adalet direği idi O... Allah Rasûlü (s.a.v.) O’nun hakkında şu övgü dolu sözleri söylemişti:

“Ebu Zerr’den daha sözüne sadık çok az münbit yer, çok az yeşillik ve gölgelik vardır.” Kainatın eşsiz güzeli bu billurdan sözler ile Ebu Zerr (r.a.)’in hayatını özetliyordu sanki... Dillerin her yana büküldüğü anlarda Ebu Zerr’in dili daima doğruluktan, haktan yana dönüyor ve o noktada kemikleşiyordu. Makamı-mevkii ne olursa olsun herkesin belli ölçülere tabi olması gerektiğine inanıyor, ölçüyü aşanları uyarmaktan bir an bile geri durmuyordu. Ne aldatanlara fırsat veriyor ne de aldatılmaya göz yumuyordu. Riyakârlığa ve sahteciliğe tahammülü olmayan, dünyevileşme eğilimindeki toplumu zühde ve takvaya çağıran yapayalnız bir uyarıcı durumundaydı. O’nun dünyasında yalakalığa, iki yüzlülüğe, dünyalığın şımarttığı aldatıcı simalara yer yoktu. Gördüğü yanlışları anında düzeltmek ve anında söylemek onun değişmeyen şiarıydı. Ebu Zerr’e göre susan kimse dürüst olamazdı. Dürüstlük hakkı açıklamayı ve ilan etmeyi gerektirirdi. Nitekim gizli tebliğin yapıldığı dönemlerde, iman ettikten hemen sonra Allah Rasûlü’ne yönelttiği sorularla bu yönünün ilk işaretlerini vermişti: “Yâ Rasûlallah ne yapmamı emredersiniz?” Bu soru, onun açıktan tebliğ yapmak, hakikati müşriklerin suratına haykırmak için izin almak niyetiyle yönelttiği bir soru idi. Allah Rasûlü (s.a.v.), “Şimdilik kavmine dön, bilahare emrim sana ulaşacaktır.” buyurdu. Ebu Zerr (r.a.); “Nefsim kudret elinde olan Allah (c.c.)’a yemin ederim ki, mescitte İslâm’ı açıklamadıkça kavmime dönmem.” demişti. Ve Mescid-i Haram’a koşarak var gücüyle şu ilâhî gerçeği haykırmıştı: “Şehadet ederim ki, Allah birdir ve şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve Rasûlüdür.” Bu haykırış İslâm’ın ilk güçlü avazıdır. Bu ses müşriklerin kulağında patlayan ilk sestir. Ve bir yabancı, Mekke’de hasebi, nesebi, abisi, hâmisi bulunmayan bir adamın sesiydi bu... Ebû Zerr (r.a.)’in sesi... Bu sesle birlikte çılgına dönen azgın müşrikler, İslam’ın yükselen ilk sesinin üstüne çullanıyor, tekmeler, tokatlar ve zalim sillelerle Ebu Zerr’i bayıltıncaya kadar dövüyorlardı. Bütün bu işkencelere rağmen, İslâm’ın ilk gür sadâsı olan Ebu Zerr (r.a.), hayatının son demine kadar susmak nedir bilmedi.

Cesur yürek, eşsiz kahraman Ebu Zerr, malları sayesinde toplum üzerinde baskı oluşturanlardan son derece rahatsızlık duyuyordu. Çünkü O’nun dostu, Sevgililer Sevgilisi (s.a.v.) dünyalıkları sayesinde insanları ezenlerin hep karşısında olmuştu. Fakir sofralarında oturmuş, gariplerin ve yetimlerin koruyucusu olmuştu. İslam dünyasının fetihler sayesinde elde ettiği zenginlikler, geçmişin bu altın levhalarla süslü güzelliklerini gölgelememeliydi. İnsanların en takvalıları, en adil olanları geride bir çok varlık bırakarak gitmişlerdi. Onları üstün kılan bu mal; varlıkları değil, takvaları ve zühdleri olmuştu. Ebu Zerr asıl cihadın şimdi başladığını sezinliyor, Müslümanların dünya malı ile imtihan olunduğu günlerde onlara yardımcı olmak istiyordu. Baş döndürücü câzibesi ve baştan çıkarıcı hoşluğu ile dünya, ahiretin tarlası olma rolünü mü’min gönüllere unutturabilirdi. Kâinâtın Efendisi (s.a.v.), bütün kavimlerin ganimetlerine mâlik olmasına rağmen, vefatında zırhını rehin olarak bırakıp gitmişti. Ebu Zerr el-Gıfârî, servet toplayanları, mal biriktirenleri gözlemliyor, görevi, makâmı ve sorumluluğu ne olursa olsun aldırış etmeksizin onlara karşı elini kılıcına götürüyordu. Ancak O her defasında, elini sıkıca tutan bir kuvvetle, dostundan kalan bir vasiyetle sarsılıyordu. Bu vasiyet sebebiyle hemen geri adım atıyor ve kılıcını kınına koymak zorunda kalıyordu. Sevgililer sevgilisi bir gün; “Yâ Ebâ Zerr! Kendilerine ganimetten pay ayıran emirlerle karşılaşırsan ne yaparsın?” diye sormuştu. Ebu Zerr hiç tereddüt etmeden cevap vermişti: “Allah’a yemin olsun ki, o zaman kılıcımla onların üzerine yürürüm.” Rasûlullah (s.a.v.) O’nun bu cevabı üzerine tatlı bir tebessümle; “Sana bundan daha hayırlısını söyleyeyim mi yâ Ebâ Zerr!? Benimle karşılaşıncaya (ölünceye) kadar sabırlı ol!” buyurmuşlardı. Allah Rasûlü (s.a.v.) özellikle emirler ve mallara ilişkin soruları niçin sormuş olabilirdi! Elbette Ebu Zerr’in gelecekte karşılaşacağı problemleri biliyor, arkadaşı Ebu Zerr’i de çok iyi tanıyordu. Bu yüzden O’na; “Benimle karşılaşıncaya kadar sabırlı ol!” tavsiyesinde bulunmuştu. O bu öğüdü tuttu. Nitekim kılıcına sarılmaktan vazgeçti. Ancak dilini tutması yönünde bir tavsiyede bulunmamıştı Allah Rasûlü (s.a.v.)... Bu yüzden hiç susmadı, susturulamadı.

Ebu Zerr, baskı ve servet kartellerine karşı çıktı. Onlara tek tek eleştiri oklarını yöneltti. Sonunda etrafında kendisi gibi düşünen çok sayıda insan bulmuştu. Eğer O, görüşlerini bir şekil etrafında sembolize etmek isteseydi, her halde bu; ateşten kıpkırmızı kesilmiş bir demir parçası olurdu. O bu değişmeyen görüşlerini Kur’ân’a dayandırıyordu. “Altın ve gümüş biriktirenleri, ateşte kızdırılmış bir demirle müjdeleyin! Kıyamet günü onunla yüzleri ve böğürleri dağlanacaktır.” emr-i ilâhîsi hem kendisinin hem de onu tanıyanların dilinde tekrarlanır olmuştu. Dağa tırmanırken, ovaya inerken, şehre girerken bir yönetici ile karşılaştığında hep bu sözleri söylerdi. Ne zaman stoklanmış mal, baskıcı bir yönetim ve dünya sevgisine meyil görse, bu sözleri bir bayrak gibi açıyor, onlarla mücadele ediyordu. Ebu Zerr el-Gıfâri (r.a.)’nin bu kararlı tavrı, Şam yönetimini rahatsız etmiş, “kızarmış demir parçası” ile sembolleşen eleştiri okları Muaviye’ye kadar ulaşmıştı. Ebu Zerr’in sadâsı evlerde, sokaklarda yükselmeye başlamıştı: “Biriktirenleri kıyamet günü kızdırılmış demirle müjdele!” Muaviye tehlikeyi sezinlemiş ve toplumun vicdanından yükselen bu sesi susturmanın yolunu bulmuştu. Halife Hz. Osman’a bir mektup yazarak Ebu Zerr’i O’na şikayet etti: “Ebu Zerr Şam’da insanları ifsad ediyor.” Hz. Osman Ebu Zerr’i Medine’ye çağıran bir mektup yazdı. Cesur yürek, kutlu sahabi ridasının iki ucunu omzuna atıp, Şam’ı terk ederek Medine’ye yöneldi. Dımeşk daha önce böyle hüzünlü bir ayrılığa şahit olmamıştı. Bu ayrılık, hakikat sözcüsünün yalnızlık serüveninin önemli aşamalarından birisi olacaktı. O, bu hazin sürgünün ahirete uzanan boyutuna işaret ederek şöyle diyordu: “Sizin dünyanızdan bir şey istemem!”

Bu sözü Halife Hz. Osman (r.a.)’a söylemişti. Hz. Osman O’nun görüşlerini sabırla dinledikten sonra, Medine’den uzakta kalmasının yararlı olacağına kanaat getirmiş ve kararını yumuşak bir üslub ile kendisine iletmişti: “Burada, yanımda kal. Sabah gider, akşam gelirsin.” Ebu Zerr bu teklife cevap olarak: “Sizin dünyanızdan bir şey istemem.” demişti. Gerçekten O’nun insanların dünyasından hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. O, gönlü bol, hayatı elindekileri paylaşmakla geçiren insanların dünyasındandı. İkinci sürgün yeri olan Rebeze’ye gitmek için Halife’den izin istedi ve yola çıktı. Muhalefeti Allah içindi. Kardeşlerini dünya ateşinden korumak amacını taşıyordu. Bu sebeple hiçbir zaman fitneye fırsat vermedi. Rebeze günlerinde, Hz. Osman’a isyan bayrağı açmasını teklif eden Kûfeliler’i azarlamış ve şöyle seslenmişti: “Allah’a yemin ederim ki, şayet Osman beni en yüksek bir ağaca veya dağa asmak istese gene onun sözünü dinler, itaat eder, sabreder ve hüsn-i niyet besler, bütün bunların benim için en hayırlı olduğunu düşünürüm.” İşte bu, güzide sahabinin, dünyaya ait hiçbir şeyde gözünün olmadığına işaret eden önemli delil idi. Bu sebeple Allah O’na basiret nurunu bahşetmiş, bu basireti ile fitneden uzak kalmıştı. Kendisine Irak valiliği teklif edildiğinde: “Sakın dünyanızı benim üzerime salmayın!” demişti. Hayatı gibi ölüm anı da gariplik ve gurbet içinde idi. Ebu Zerr (r.a.) ölüm döşeğinde ve Rasulullah ile karşılaşacağını beklediği günler tükenmiş, artık sayılı dakikalar devreye girmişti. Zevcesi Sema yanı başında gözyaşı döküyordu. “Niçin ağlıyorsun ey Sema? Ölüm haktır!” Oysa Sema’nın derdi başka: “Sen ölüyorsun ya Eba Zerr! Yanımda sana kefen olacak kadar bir bez parçası dahi yok!”

Ebu Zerr (r.a.) gülümseyerek sevgili eşini teselli etmeye çalıştı: “Sakin ol! Ağlama! Bir gün bir toplulukla beraber Rasulullah (s.a.v.)’ın yanındayken O’ndan şu sözleri işittim: İçinizden biri bir çölde vefat edecek, mü’minlerden bir topluluk orada hazır bulunacak. O mecliste benimle bulunanlardan hepsi bir köyde ya da cemaat içinde vefat ettiler. Benden başkası kalmadı. Ben de işte çöl ortasında ölüyorum. Yola bak Sema! Mü’minlerden bir topluluk görüyor musun? Allah Rasulü bana ne söylemişse hepsi doğru çıktı. Ben de yalan söyleyenlerden değilim.”

Ve ruhunu Allah’a teslim ediyor Ebu Zerr... Ama sözü doğru çıkıyor. İşte başlarında Abdullah b. Mesud (r.a.) bulunduğu halde çölde seyreden ve Rasulullah (s.a.v.)’ın müjdelediği kafile... Manzara yürek burkucu idi. Bir yalnız ve garip ceset ile etrafında göz yaşı döken bir kadınla bir çocuk... İbn. Mesud (r.a.) kardeşi Ebu Zerr’in güneşten daha aydınlık yüzüne baktı ve gözyaşlarını tutamadı.Yanına oturdu. Şöyle dedi: “Allah Rasûlü ne de doğru söylemiş!.. Ebu Zerr...Tek başına gezer...Tek başına ölür...Tek başına diriltilirsin...”

Ne mutlu gariplere!..

Yazar: Mustafa Demirci
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3887
<b>Puanı</b> Puanı : 4276
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: BİR GARİP CESUR YÜREK EBU ZERR EL-GIFÂRÎ(R.A.)

Mesaj tarafından İslamcokguzel Bir Çarş. Haz. 09, 2010 3:11 pm

esaglik


[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
İslamcokguzel

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 2657
<b>Puanı</b> Puanı : 2181
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 89
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 13/03/09

http://islamcokguzel.wordpress.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz