İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Similar topics
    Ekim 2017
    PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
          1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031     

    Takvim Takvim

    En son konular
    » diken Tohumu
    Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

    » Hakka Vuslat
    Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

    » Kalpteki Nurun Sebebi
    Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

    » Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
    Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

    » |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
    Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

    » Hac
    Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

    » Zilhicce Ayının On gününün Önemi
    Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

    » AH ŞU TATİL GÜNLERİ
    C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

    » AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
    C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

    » Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
    Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

    » ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
    Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

    » Haccın Hikmetleri
    Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

    » SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
    Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

    » Eden Bulur.
    Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

    » Bir Karga Hikayesi..
    Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

    » Talep..
    Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

    » Hac üzerine 🕋🥀♥
    Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

    » MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
    Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

    » Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
    Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

    » Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
    Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

    » Ikilemeli konuşma 😊
    Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

    » Tabaktaki et :)
    Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

    » İnşaallah :)
    Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

    » Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
    Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

    » |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
    Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

    » Ya Bardak Ya Göl...
    Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

    » Elveda Ey Şehri Ramazan
    Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

    » Ramazan-ı Şerif Giderken
    Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

    » Ramazan-ı Şerif Bayramı
    Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

    » BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
    Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

    »  Ramazan nüktesi :)
    Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

    » Yurdum İnsanı
    Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

    » Ne Zaman Uyanır?
    Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

    » Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
    Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

    » Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
    Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

    » Hikmetler.
    Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

    » Kalbe Dokunan Sözler...
    Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

    » Kelebeğin Yüreği
    Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

    » Acziyet
    Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

    » Hastalık Üzerine
    Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

    » Hayat Dediğin Nedir?
    Paz Mayıs 28, 2017 9:27 pm tarafından yağmur

    » Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
    Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

    » Hasan Dursun - Levlake
    Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

    » Güneş Yüzlüm
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

    » Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

    » سورة يوسف - وديع اليمني
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

    » Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

    » Surat Al-Mulk Wadie Yamani
    Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

    » Berat kandiliniz mubarek olsun:
    Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

    » Berat Gecesi
    Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

    KUR’AN-I KERİM DİNLE

    Mealli Kur'an Dinleyelim

    Hadis-i Şerif

    1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
    ************************
    2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
    ************************
    3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
    ************************
    4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
    **********************
    5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
    *************************
    6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
    ******************************
    7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
    ***************************
    8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
    *************************
    9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
    ***************************
    10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
    ****************************
    11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
    *************************
    12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
    ************************
    13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
    ***********************
    14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

    ************************
    15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
    ************************
    16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
    ************************
    17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
    ************************
    18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
    ************************
    19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
    ************************
    20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
    ************************
    21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
    ************************
    22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
    ************************
    23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
    ************************
    24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
    ************************
    25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
    ************************
    26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
    ************************
    27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
    ************************
    28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

    ************************
    29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
    ************************
    30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
    ************************
    31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
    ************************
    32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
    ************************
    33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
    ************************
    34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

    35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
    ************************
    36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
    ************************
    37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
    ************************
    38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
    ************************
    39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
    ************************
    40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

    Giriş yap

    Şifremi unuttum

    Arama
     
     

    Sonuç :
     


    Rechercher çıkıntı araştırma

    Istatistikler
    Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
    Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

    Kullanıcılarımız toplam 11776 mesaj attılar bunda 4556 konu

    Hacı bayram veli(ks.)

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

    Hacı bayram veli(ks.)

    Mesaj tarafından şahmaran Bir Paz Haz. 06, 2010 11:50 am

    SOMUNCU BABA’NIN OĞLU YÛSUF-I HAKÎKÎ’NİN DİLİNDEN ŞEYHİ HACI BAYRAM-I VEli:

    Bayramiyye tarikatının kurucusu Ankaralı Hacı Bayram-ı Velî (1348-50/1429-30)'nin gücü ve etkisi dönemin kültür, eğitim, politika vb. alanlarda açıkça görülmektedir. Bilhassa din ve tasavvuf hayatı alanında onun yetiştirdiği ve kendisinden sonra da halifeleri arasında yer alan Akşemseddin, İbrahim Tennûrî, Emir Sıkkînî, Yazıcızâde Ahmed ve Mehmed, Eşrefoğlu Rûmî, Yûsuf-ı Hakîkî gibi kişiler onun üstün kişiliğinin delilleridir.

    Zamanının çoğunu insan yetiştirmeye adayan bu şahsiyetin hayatı, nasıl bir kişi olduğu ile ilgili fazla bilgimiz bulunmamaktadır. Öğrencilerinin eserlerinden hareketle onun manevî şahsiyeti hakkında daha fazla bilgi sahibi olabileceğimiz de bir gerçektir. Bu sebeple pek çok eser bırakmış olan öğrencilerinin eserlerinin incelenmesinin, hem Hacı Bayram'ın kişiliği ile hem de dönemin bir takım özellikleriyle ilgili bilgi toplayabileceğimizden, gerekli olduğuna inanıyoruz.

    Muhtelif eserlere sahip olan Yûsuf-ı Hakîkî de Tasavvuf Risalesi ve Hakîkîname isimli eserlerinde ondan söz eder. Tasavvuf Risalesi'nde onun tasavvuf alanındaki büyüklüğüne, dolaylı işaretler vardır. Hakîkîname'de ise onun için yazdığı medhiyelerinde üstün niteliklerinden söz eder.



    SUMMARY

    It could clearly be seen that Hacı Bayram-ı Velî (AD. 1348-50/1429-30) has a big power on the politics, culture, training and etc. of era. Especially the men; Akşemseddin, İbrahim Tennûrî, Emir Sıkkînî, Yazıcızade Ahmed ve Mehmed and Yûsuf-ı Hakîkî whom took place among his students and had been his caliphes after his death shows his outstanding personality.

    We do not know very much about his personality because he mostly passed his time on the training of men. But it is a reality that we could obtain lots of knowledge amout his spiritual personality by the way of inspecting of his students books.

    So we believe the necessity of inspecting those books written by his students and via we can reach much more knowledge about his character and several features of his era.

    Yûsuf-ı Hakîkî whom one of the caliphes of Hacı Bayram has several works; Tasavvuf Risalesi (Treatise of Sufism) and Hakîkîname (Collected Poems) are among them. Yûsuf tells about his sheikh's superiority on mysticism both in Treatise and in Collected Poems.



    Kültür tarihimizde yazdıkları eserlerle değil de yetiştirdikleri insanlarla ölümsüzleşmiş büyük şahsiyetler vardır. Bunlardan biri Somuncu Baba (?-1412) adıyla anılan Hâmidü'd-din-i Aksarayî[1]; diğeri ise bir bayram günü buluştukları için o günden sonra hocası tarafından "Bayram" lâkabıyla anılacak olan öğrencisi ve halifesi Numan'dır.

    Hacı Bayram (1348-50/1429-30)'ın tasavvufî, edebî kişiliği ve ailesiyle ilgili yazılı belgenin yeterli olmamasından hareketle, onun tasavvufî kişiliğini anlamamıza yardım edeceği düşüncesiyle Yûsuf'un eserlerinde onunla ilgili olan metinleri değerlendirmeyi düşündüm. Hacı Bayram'ın diğer halifelerinin eserleri de aynı anlayışla incelenerek şeyhleri ile ilgili düşünce ve duyguları tespit edilirse Hacı Bayram'ın tasavvufî kişiliğini daha açık bir şekilde ortaya çıkarmak kolaylaşır. Hem Türk düşünce hayatında Bayramîliğin etkilerinin sağlıklı bir şekilde ortaya konması açısından da böyle bir çalışma gereklidir.

    Hacı Bayram-ı Velî'nin halifeleri arasında İnce Bedreddin, Kızılca Bedred-din, Akşemseddin, İbrahim-i Tennurî, Akbıyık, Emir Sıkkînî (Bıçakçı Dede, Ömer Dede), Yazıcı-zâde Ahmed ve Mehmed Efendiler, Eşrefoğlu Rûmî ve Yûsuf-ı Hakîkî[2] gibi şahsiyetler bulunmaktadır[3]. Bunlardan Yûsuf, babası Hâmidü'd-din-i Aksarayî'nin m.1412'de ölümü üzerine, yaşının küçük olması münasebetiyle, Hacı Bayram'ın terbiyesiyle yetişmiş ve daha sonra Aksaray'da da Bayramîliğin temsilcisi olmuş değerli bir mutasavvıftır[4]. Yûsuf, şeyhine olan bağlılığını Hakîkîname adlı divanında her fırsatta dile getirir. Tasavvuf Risalesi isimli eserinde de, gerek kendi babası, gerekse şeyhi Hacı Bayram'ı iki yerde söz konusu eder.

    Yûsuf-ı Hakîkî'nin Türkiye kütüphanelerinde bulunan biri tercüme, üçü telif, dört eseri; Divân-ı Hakîkî ya da Hakîkîname[5], Mahabbetname[6], Tasavvuf Risalesi[7], Metaliu'l-İman[8] üzerinde yaptığım inceleme sonucu Hacı Bayram'dan Tasavvuf Risalesi'nde ve Divan'ında söz edildiğini tespit ettim. Şimdi bu hususu görelim.

    Tasavvuf Risalesi'nde kâmil şeyhin nitelikleri, keşif ve keramet konularından söz edildiği yerde ondan şu şekilde bahsedilmektedir:

    "Şeyhin makbullerinden olan Kösece Ömer[9] der ki: Nice zamandır şeyhin hizmetinde bulundum, dolayısıyla artık irşat etmeye lâyık hâle geldiğimi düşündüm. Böylece pek çok kişiyi irşat etmek için halvete soktum. Ansızın Hacı Paşam[10] geldi; sırtımdan bastırıp göğsümden sıyırıverdi. Bende dervişlikten bir eser kalmadı. Bana hâlimi bildirdi, yeniden başa dönüp işe başladım.[11]"

    Burada irşada liyakatin ancak şeyhin izni ile olabileceği söz konusu edilmektedir. Mahabbetname'de de gerçek şeyhe bağlanmanın lüzumundan söz eder ve irşadın ancak bu gerçek er aracılığı ile olabileceğini, şeyhine saygısı olmayanların ancak şeyhlik taslayan cahiller olduğunu ifade eder:



    Mürîdi dîn-i İslâm içre teslîm

    İdüp Hak kullugına nefsi ta'lîm



    El almakdur hanum bir girçek erden

    Görüp irşâdı ol sâhib-nazardan



    Giden yolsuz yire yoldaşa yitmez

    Bilâ-mürşid begüm iş başa yitmez



    Ne hizmet kıldı ne var ihtirâmı

    Şüyûha kaldı cehl ile o 'âmî[12]



    Burada Akşemseddin ile Ömer (Emir) Sıkkînî arasında, Hacı Bayram'ın vefatından bir süre sonra ortaya çıkan irşatta metot farklılığı meselesi ve bunun ardından oluşan şubeleşme düşünülmeğe değer. Bilindiği üzere Ömer Sıkkînî'nin temsil ettiği Melâmiyye-i Bayramiyye mensuplarının bir kısmı "vahdet-i vücut" telakkîlerini ulu orta söyledikleri için, ya idam edilmişler ya da takibata uğramışlardır. [13]

    Yukarıdaki alıntıdan anlaşıldığı kadarıyla Hacı Bayram, öğrencilerinden Kösece Ömer'in durumunu batın gözüyle görmüş ve ikaz ederek onun kendisine çeki düzen vermesini sağlamıştır.

    Aşağıdaki metinde de Hacı Paşa ünvanıyla anılan Hacı Bayram'ın, Somuncu Baba'nın bu yöndeki ikazlarıyla kemale ulaştığı bildirilmektedir:

    "Künci Sinan, Hacı Paşam hazretlerinden rivayetle der ki: Şeyh buyurdu ki, şeyh hazretlerinin irşattaki kemaline üç kez iman getirdim. Bir anda beni bir makama ulaştırdı ki "fî mak'adi sıdkın 'inde melikin muktedir [14]", ondan ibârettir. Bir kez o olmaksızın müşahede etmek istedim ve beni geri döndürüp şeyhinle gel dediler. Bir keresinde de on sekiz bin âlemi pamuk torbası gibi koltuğumun altında gördüm. Bu hâlde iken bir el omzuma dokundu, şeyh hazretleri idi. "Monla Hacı sakın mağrur olma hâ!" dedi. Kendime gelince şeyhin kemâline inandım.[15] "

    Hacı Bayram, burada Künci Sinan'ın rivayetiyle, irşat makamına yükselen kişinin, ulaştığı manevî hâllere mağrur olmaması gerektiğini kendi hayatından bir örnekle vurgulamıştır. Hacı Bayram'ın, şeyhinin kemâli konusunda önceden bir şüphe içinde olduğu, fakat sonradan bu şüphesinin ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, tasavvuf risaleleri ve tarikatname gibi eserlerde, talibin kâmil bir şeyhi bulup bağlandıktan sonra onun hiçbir hâlinden şüpheye düşmemesi gerektiği hususu mühim bir tarikat adabı olarak nakledilir.

    Yûsuf'un Divanında ise doğrudan Hacı Bayram'la ilgili olarak, biri Farsça ikisi Türkçe yazılmış üç methiyesi bulunmaktadır. Hakîkîname'nin Konya nüshasında yer alan "Rumûz-ı der-Medh-i Sultân-ı Meşâyih-ı Şeyh-i Şâh" başlıklı şiiri, Hacı Bayram'ın;



    Noldu bu gönlüm noldu bu gönlüm

    Derd ü gam ile toldı bu gönlüm

    Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm

    Yanmada dermân buldı bu gönlüm[16]

    dörtlüğüyle başlayan murabbaına yazdığı ve Hacı Bayram'ın methine dair olan bir nazîredir. Yûsuf aşağıda verdiğimiz nazîreyi "müstefǾilâtün, müstefǾilâtün" vezniyle yazmıştır ve Hacı Bayram'ın murabbaında kullandığı, hecenin 5+5=10 kalıbına karşılık gelmektedir.

    Âyîneyem men âyîneyem men[17]

    Mende görün ol rûyı çü mâhı

    Dîde-i cânum dîde-i cânum

    Göreliden ol çeşm-i siyâhı



    Ayn-ı hayâtem ayn-ı hayâtem

    Gevher-i zâtem nûr-ı necâtem

    Mendedür ol mendedür ol

    Şem'-i yakînün tâc u külâhun



    Oldı bu gönlüm oldı bu gönlüm

    Cennet-i me'vâ bâg-ı temâşâ

    Uralı 'ışkun uralı 'ışkun

    Ravża-i dilde çetr-i sipâhı



    Nûr-ı yakîndür nûr-ı yakîndür

    Gayret-i dindür bu ne zemîndür

    Hilm ü hayâdur hilm ü hayâdur

    Zühd ü tukâdur kişt ü giyâhı

    Dikdi livâyı dikdi livâyı

    Gör bu atâyı nûr-ı likâyı

    Taht-ı gönülde taht-ı gönülde

    Nusret ile ol ışk ili şâhı



    Bürc-i velâyet bürc-i vilâyet

    Oldı müşeyyed bakî vü sermed

    Olalı şeyhüm olalı şeyhüm

    Kal'a-i dînün püşt ü penâhı



    Tâ sübühâtı tâ sübühâtı

    Vech ü vücûdı berk-ı şühûdı

    Yahdı tamâmet yahdı tamâmet

    Gör bu kıyâmet hırmen-i kâhı



    Fânî-yi mutlak fânî-yi mutlak

    Oldı muhakkak açdı yolın Hak

    Verne kimesne verne kimesne

    Kendüligile varmadı râhı



    Işk-ı Hakîkî ışk-ı Hakîkî

    Men ne zelîlem şerh idebilem

    Sırrını 'ışkun sırrını 'ışkun

    Bilmedi hergiz kimse kemâhî



    Bu murabbada Yûsuf-ı Hakîkî;

    "Şeyhini gördükten sonra onun âdeta kendisinin can gözü hâline geldiğini ve şeyhini aksettiren bir ayna gibi olduğunu;

    Zâtın cevheri, kurtuluş nuru, yakîn mumu, tâc ve külâhın kendisinde olduğunu;

    Gönül bahçesinde aşk askerinin çadır kurduğu zamandan beri gönlünün seyredilecek bir bağ ve bir me'va cenneti hâline geldiğini;

    Onun ekin ve bitkisinin yakîn nuru, din gayreti, hilm, haya, zühd ve takva olduğunu;

    O aşk ülkesinin şahının gönül tahtında likâ nurunun sancağını diktiğini;

    Şeyhinin, din kalesinin arkası ve sığınılacak yeri olduğundan beri velayet burcunun sağlam ve bakî olduğunu;

    Onun görünüş şimşeğinin, saman harmanını yani evreni, kıyameti andırır bir biçimde tamamen yaktığını;

    Kişinin kendi benliğini ortadan kaldırarak yola girmesi hâlinde Hakk'ın onun yolunu açtığını ve bu yolda mutlak fani olduğunu;

    Ve kendisinin hakîkî aşkı (Burada Hakîkî'nin aşkı manasında tevriye yapılmaktadır.) şerh edemeyecek kadar zelîl olduğunu; aşkın sırrını olduğu gibi, kimsenin asla bilemeyeceğini" söylemektedir.



    Günümüz Türkçesiyle anlamını vermeye çalıştığımız dörtlüklerde Yûsuf bir müridin şeyhine duyması gereken saygı, sevgiyi duymakta ve ona olan bağlılığını göstermenin yanı sıra bir şeyh olarak onun sahip olduğu bazı özellikleri sıralamaktadır. Bu şiirdeki düşünceleri şu şekilde maddeler hâlinde özetleyebiliriz:

    1. Yûsuf şeyhinde fani olmuş, onu gösteren bir ayna gibi olmuştur.

    2. Böylece hayatın kendisi, zatın cevheri, kurtuluş nuru ve yakîn cevheri olmuştur. Tâc ve külâh sahibidir.

    3. Gönlünü cennet bahçesi haline getiren, aşk askeri olan şeyhi Hacı Bayram'dır.

    4. Şeyhinin biçtiği ekin; yakîn nuru, din gayreti, hilm, haya, züht ve takvadır.

    5. O, din kalesinin muhafızlarındandır ve velayet burcunu sağlamlaştırmıştır.

    6. O, görünüşüyle evreni kendisine âşık eden bir özelliğe sahiptir.

    7. Allah, benliğini ortadan kaldırarak yola girenin yolunu açar; böylece o kişi de bu yolda fani olur.

    8. Yûsuf, gerçek aşkı anlatacak bir güce sahip olmadığı gibi; aşkın sırrını da tam manasıyla kimse bilemez.
    "Fâ'ilâtün, mefâ'ilün, fe'ilün" vezniyle Farsça aşağıdaki manzume kıt'a nazım şekliyle yazılmış bir methiyedir. Beyitlerin Türkçe karşılıklarını altlarında parantez içerisinde verdik.

    Medh-i Şeyh Hacı Paşa Revvahallâhu Rûhâ[18]

    V'ân diger nîz şeyh-i âlem bûd

    Muktedâ-yı cihân u şem-i safâ

    (O, âlemin şeyhidir; başkası değil; O, cihanın tâbi olduğudur ve safa mumudur.)



    Server-i dîn ü şâh-ı taht-ı yakîn

    MenbaǾ-ı lutf u bahr-ı cûd u sehâ

    (O, dinin önde geleni ve yakîn tahtının sultanıdır; lütuf kaynağı ve cömertlik, eliaçıklık denizidir.)



    Rûy-ı û her ki dîd şod bende

    Pîş-i dergâh-ı âliyeş ebedâ

    (Onun yüzünü gören kişi sonsuza kadar yüce dergâhının önünde kul olur.)



    Zâyir-i û şodend ekâbir-i dîn

    Hâyir-i hâl-i o heme budelâ

    (Onu ziyaret edenler dinin büyükleri oldu; onun ĥaline hayran olanların hepsi abdâl oldu.)



    Şode âlem heme Hakîkî nîst

    Ki esîrî mahabbeteş tenhâ

    (Ey Hakîkî bütün âlem yok olmuş; yalnız ona esirlik kalmıştır.)



    Pâdşâhâ garîk-ı rahmet kün

    Rûh-ı pâk-i meşâyih-ı küberâ

    (Ey padişah büyük şeyhlerin temiz ruhlarını rahmete gark et.)



    Himmet-i âlîyi heme merdân

    Saatî hem mekün tu dûr ez-mâ

    (Bütün mert insanların yüce himmetlerini bir saat de olsa bizden ayırma.)

    Yûsuf'un bu şiirdeki, şeyhi Hacı Bayram'la ilgili düşüncelerini de maddeler hâlinde şu şekilde özetleyebiliriz:

    * 1. Cihan ona tâbi olmuştur; o bir safa mumudur.
    * 2. Dinde önde gelen bir kişidir; yakîn tahtının sultanıdır ve cömerttir.
    * 3. Yüzü insanları kendine bağlamaktadır.
    * 4. Din büyükleri onun ziyaretine gelmekte; Onun hâline hayran olanlar da abdâl olmaktadır.

    Yûsuf aşağıdaki methiyesini, musammat kaside tarzında ve "Müstef'ilün, Müstef'ilün, Müstef'ilün, Müstef'ilün" vezniyle şeyhinin ölümünden sonra yazmıştır.
    Medh-i Şeyh Hacı Paşa Kaddesa'llâhu Sırrahu[19]

    İy din yolınun rehberi şeyhum yoluna cân fidâ

    İy hâs erenler serveri şeyhum yoluna cân fidâ



    Mellâh-ı deryâ-yı yakîn sırr-ı huden li'l-müttekîn[20]

    Gavvâsı vü iy şâh-ı dîn şeyhum yoluna cân fidâ



    Sultân vilâyet tahtına yagmacı gönlüm rahtına

    Pîrûz-ı 'âlem bahtına şeyhum yoluna cân fidâ



    İy fahr-i erbâbu't-tukâ emmâ men a'tâ ve't-takâ[21]

    Na'tundur iy kân-ı sehâ şeyhum yoluna cân fidâ



    Lutf u sehâvet kânısın 'âşıklarun sultânısın

    Derdlilerün dermânısın şeyhum yoluna cân fidâ



    Cânda sevün pinhân senün kurbânun olsun cân senün

    Derdün bize dermân senün şeyhum yoluna cân fidâ



    Irılmadı senden gözüm ayrılmadı senden özüm

    Sensin bu 'âlemden bizüm şeyhum yoluna cân fidâ



    Gönlümde sen gözümde sen fikrüm şeb ü rûzumda sen

    Derdümde sen sözümde sen şeyhum yoluna cân fidâ



    İy şark-ı devlet hâveri iy ehl-i millet mefharı

    İy şibh ü şübhetden berî şeyhum yoluna cân fidâ



    İy milk-i vahdet reh-revi iy taht-ı ma'nî Husrev'i

    Şem'-i hidâyet pertevi şeyhum yoluna cân fidâ



    'Işkun esrâr-ı cân u dil yoluna varlıklar sebil

    Sırruna irmez kâl u kîl şeyhum yoluna cân fidâ



    Lutfun delîm ü himmetün 'âlî çü kadrün rütbetün

    Pâyende 'izz ü devletün şeyhum yoluna cân fidâ



    Dîn içresün çâlâk u cüst kalbün safâ kavlün dürüst

    Diler gönül ide nuhust şeyhum yoluna cân fidâ



    Kim sana kıldı iktidâ oldı bu halka pîşvâ

    İy şem'-i cem'-i evliya şeyhum yoluna cân fidâ



    Oldı sana olan mürîd cümle kemâlile ferîd

    Mânend-i Şiblî Bâyezid şeyhum yoluna cân fidâ



    Geldün cihâna şâhvâr sevgün gönüllerde karâr

    Kıldı vü sen oldun süvâr şeyhum yoluna cân fidâ



    Gitdün civâr-ı hazrete müstagrak olup rahmete

    Yahdun cihânı hasrete şeyhum yoluna cân fidâ



    İy mak'ad-ı sıdk içre sır 'inde melikin muktedir[22]

    Âsûde olan ehl-i birr şeyhum yoluna cân fidâ



    Ol ravza-i pâke yüzin uran Hakîkî şeksüzin

    Kurtardı her gamdan özin şeyhum yoluna cân fidâ



    Bu kaside de Yûsuf; şeyhinin din yolunun rehberi ve seçkin erenlerin başı olduğunu;

    Yakîn denizinin kaptanı ve söz konusu ayetin sırrına mazhar olduğunu;

    Velayet tahtının sultanı, gönüle gerekli olan şeylerin yağmacısı, âlemin geleceğinin kutu olduğunu;

    Takva ehlinin övüncü olduğunu; "veren ve sakınan" ayetine mazhar bir cömertlik madeni olduğunu;

    Âşıkların sultanı, dertlilerin dermanı olduğunu;

    Gönülde onun sevgisinin gizli olduğunu, onun derdinin derman olduğunu;

    Özünün ve gözünün bu âlemde şeyhinden ayrılmadığını;

    Gece gündüz; gözünde, gönlünde, fikrinde ve derdinde hep şeyhinin olduğunu;

    Devletin doğduğu yön ve milletin övüncü olduğunu; bir benzerinin olmasından ve şüpheden berî olduğunu;

    Vahdet ülkesinin yolcusu, mana tahtının sultanı ve hidayet mumunun ışığı olduğunu;

    Onun aşkının gönül ve canın sırları olduğunu, onun yoluna bütün varlığın sebil olduğunu; onun sırrına dedi kodunun ulaşamayacağını;

    Kıymet ve derecesi gibi lütfunun çok, himmetinin yüce olduğunu; izzet ve devletinin sürekli olacağını;

    Dinde çevik ve araştırıcı olduğunu; kalbinin saf, sözünün ise doğru olduğunu; gönlün ilk onu dilediğini;

    Ona uyanın halka baş olduğunu ve onun evliya topluluğunun ışığı olduğunu;

    Ona mürit olanın tıpkı Şiblî ve Bayezit gibi bütün olgunluklarla seçkinleştiğini;

    Onun cihana bir sultan gibi geldiğini ve sevgisinin gönüllerde karar ederek âdeta gönüllerin süvarisi olduğunu;

    Nihayet Allah'a ve onun rahmetine kavuştuğunu, fakat cihanı da ayrılık ateşiyle yaktığını;

    Onun, takva ehlinin cennette buluşacakları yerde söz konusu ayete mazhar ihsan ehli ve mesut biri olarak bulunacağını;

    Ve onun temiz bahçesine yüz süren Hakîkî'nin de her türlü kederden kendisini kurtardığını; böyle bir şeyhin yoluna canının feda olduğunu anlatmaktadır.



    Yûsuf'un bu şiirdeki, şeyhi Hacı Bayram'la ilgili düşüncelerini de maddeler hâlinde şu şekilde özetleyebiliriz:

    * 1. O; din yolun rehberi, erenler başı;
    * 2. Yakîn sahibi ve muttakî;
    * 3. Velayet tahtının sultanı;
    * 4. Takva ehlinin övüncü, cömert;
    * 5. Âşık ve dertlilere derman;
    * 6. Şüphe edilmekten uzak, övünülecek bir kişi;
    * 7. Vahdet ülkesinin yolcusu, mana tahtının sultanı, hidayet kaynağı;
    * 8. Aşkı, gönül ve can sırrı; Onun sırrına dedikodu ulaşamaz.;
    * 9. Lütuf, himmet, izzet ve devlet sahibi;
    * 10. Dinde çevik, araştırıcı, saf ve doğru sözlü;
    * 11. Kendisine uyanları Bayezid ve Şibli gibi olgunlaştıran bir kişidir.

    Yûsuf-ı Hakîkî'nin, şeyhini methettiği yukarıdaki şiirlerinin dışında hem Mahabbetname'de hem de Hakîkîname'de tarîkat yolunu, evliyayı ve mürşitleri övücü pek çok manzumeleri bulunmaktadır. Bu manzumelerde de dolaylı olarak hem şeyhine hem de şeyhinin şeyhine övgülerinin yer aldığını söyleyebiliriz.

    Bu alıntılarda ilk gözümüze çarpan unsur; tarikat kurumu çerçevesinde olması gereken şeyh-mürit ilişkileri, şeyhte bulunması gereken nitelikler ve müridin şeyhine karşı olan görevleridir.

    Sonuç olarak bu şiirlerden ve Tasavvuf Risalesi'nden yaptığımız alıntılardan hareketle bir Hacı Bayram-ı Velî profili çizecek olsak şöyle söyleyebiliriz:

    Hacı Bayram-ı Velî; uzak görüşlü, çevresindeki insanların hâllerini anlayan büyük bir şeyhtir ve kendi şeyhine de gösterdiği itaatle kısa zamanda manevî makamlarda yükselmiş, fakat bununla mağrur olmamış mütevazi bir kişidir. Hacı Bayram, sadece bir tarikat şeyhi olmakla kalmamış, şer'î konularda da din adamlarının müracaat ettiği bir kişi olmuş ve derin saygı görmüştür. Çünkü dinî konularda hem çok gayretli hem de çok araştırıcıdır.

    O; ilâhî aşk konusunda oldukça ilerilere gitmiş, kendisine bağlı oalnlara da ilâhî aşka ulaşma zevkini tattırmış, halifelerinin hepsi bu alanda Bayezid ve Şiblî gibi seçkin konumlara gelmişler ve birer gönül erleri olmuşlardır. O, büyük bir âşık, büyük bir velî ve büyük bir müttakîdir.

    Hacı Bayram, kapısını ve gönlünü herkese açmış; himmet, izzet, devlet ve sırlar dağıtmış cömert bir kişidir. Onun aşk ve sırlarla dolu gönül dünyasının güzelliği yüzüne de aksetmiş ve onun yüzünü görenler bütün kederlerden arınarak ona bağlanmışlardır. Sonuçta Hakîkî de tac ve külah giyerek bağlanmaktan onur duyduğu böyle bir şeyhin yoluna canının feda olduğunu söyleyerek ona olan derin sevgi ve saygısını belirtmektedir.







    [1] Dedesi Musa'nın Horasan'dan gelip Kayseri'ye yerleşmiş olması dolayısıyla Hâmidü'd-dîn-i Kayserî olarak da anılmaktadır. (Bak. Ali Rıza Karabulut, Meşhur Mutasavvıflar, Seyyid Burhaneddin Vakfı Yay., Kayseri 1994, s.111.

    [2] Müjgan Cunbur, Hacı Bayram'ın Kazandırdığı Manevî Birlik, Hacı Bayram-ı Velî Sempozyumu Bildirileri, Kültür Bakanlığı, Ankara 2000, s. 43

    [3] Diğer halifeleri de şunlardır: Şeyh Baba Nehhâsi-i Ankaravî, Şeyh Bedreddin-i Ahmer, Şeyh Muslihiddin Halife, Şeyh Selâhaddin-i Bolevî, Şeyh Lutfullah, Akbıyık Meczub, Şeyh İnce Bedreddin, Mevlanâ Şeyhî, Molla Zeyrek, Ahmed Baba bin Hacı Bayram (Bak. Ethem Cebecioğlu, Hacı Bayram-ı Velî, Kültür Bak. Yay., Ankara 1991, s. 54.

    [4] Hakkında daha fazla bilgi için Bak. Ali Çavuşoğlu, Yûsuf-ı Hakîkî'nin Mahabbetname'sinin Tenkitli Metni ve İncelenmesi (Doktora tezi), Erciyes Ün. Sosyal Bil. Enst., Kayser 2001

    [5] Konya nüshası: Mevlana Müzesi Nr. 2430

    [6] 1. Manisa Muradiye Ktp. nr. 1296; (h. 894); 185x135 (140-90), 175 yk.: 2. Konya İl Halk Ktb., Uzluk, Nr. 6968'de kayıtlı Divan-ı Hakîkî adı verilen bir eserin 152. yaprağından itibaren başlamaktadır. 245x160 (192x120) ebadında, 152b-302a yapraklar arası

    [7] Süleymaniye, Hacı Mahmud, 2974

    [8] Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud nr. 2974

    [9] Bu kişi, Bıçakçı Dede, Ömer Dede adlarıyla anılan Emir Sıkkînî olmalıdır. Bilindiği üzere Köse ya da Kösece Akşemseddin'in lâkabıdır. Buradaki Kösece Ömer başka biri de olabilir.

    [10] Bayram-ı Velî'nin mutasavvıflar arasında yaygın olarak kullanılan ünvanı Hacı Paşa'dır.[10] Kamer, 55: ..kudret sahibi melikin yanında sıdk meclisindedirler..

    [11] Tasavvuf Risalesi, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmut Bl. Nr: 2974, v. 48a

    [12] Ali Çavuşoğlu, Yûsuf-ı Hakîkî'nin Mahabbetname'sinin Tenkitli Metni ve İncelenmesi (Doktora tezi), Erciyes Ün. Sosyal Bil. Enst., Kayser 2001, s. 35

    [13] bak. Ethem Cebecioğlu, Hacı Bayram-ı Velî, Kültür Bak. Yay., Ankara 1991, s. 129

    [14] Kamer, 55: ..Kudert sahibi melikin yanında sıdk meclisindedirler..

    [15] Tasavvuf Risalesi, 48b

    [16] Abdurrahman Güzel, Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı, Akçağ Yay., s. 302, Ankara (tarihsiz)

    [17] Hakîkîname, Mevlana Müzesi Nr. 2430, v.320a

    [18] Hakîkînâme, Mevlana Müzesi Nr. 2430, v.22a



    [19] Hakîkînâme, Mevlana Müzesi Nr. 2430, v.22b

    [20] Bakara, 3-4: "O müttekîler ki.." (Ayetin devamı şu şekildedir: ...gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılar, kendilerine verdiğimiz rızıktan harcederler, sana inzal olunana da senden evvel inzal olunanlara da inanırlar, ahireti yakînen bilirler.)

    [21] Leyl, 5-6: "...Veren ve sakınan..." (Ayetin devamı şu şekildedir: ... sözün en güzeli olan kelime-i şehadeti tasdik eden yok mu!)

    [22] Kamer, 55: "Güçlü, kuvvetli, mülkü gayet geniş olan Allah'ın huzurunda bulunacaklardır."
    avatar
    şahmaran
    Özel Üye
    Özel Üye

    Aktiflik :
    550 / 999550 / 999

    <b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 302
    <b>Puanı</b> Puanı : 377
    <b>Teşekkür</b> Teşekkür : 31
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 17/03/10
    <b>Yaş</b> Yaş : 53

    Sayfa başına dön Aşağa gitmek

    Geri: Hacı bayram veli(ks.)

    Mesaj tarafından İslamcokguzel Bir Salı Ara. 21, 2010 12:35 pm

    Yolum düştükçe uğramaya çalıştığım güzel mekan..

    123


    [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    avatar
    İslamcokguzel

    Aktiflik :
    999 / 999999 / 999

    <b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 2657
    <b>Puanı</b> Puanı : 2181
    <b>Teşekkür</b> Teşekkür : 89
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 13/03/09

    http://islamcokguzel.wordpress.com

    Sayfa başına dön Aşağa gitmek

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

    - Similar topics

     
    Bu forumun müsaadesi var:
    Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz