İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Temmuz 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31      

Takvim Takvim

En son konular
» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

» Hayat Dediğin Nedir?
Paz Mayıs 28, 2017 9:27 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

» Güneş Yüzlüm
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

» Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

» سورة يوسف - وديع اليمني
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

» Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

» Surat Al-Mulk Wadie Yamani
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

» Berat kandiliniz mubarek olsun:
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

» Berat Gecesi
Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

» Ya Rasulallah (SAV)
Paz Nis. 09, 2017 4:43 pm tarafından yağmur

» Ya RasulAllah
Paz Nis. 09, 2017 4:34 pm tarafından yağmur

» Cürmüm İle Geldim Sana - Affeyle Beni Ya Rabbi (c.c.)
Paz Nis. 09, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Kuranı Kerim Okuyan
Perş. Nis. 06, 2017 9:01 am tarafından yağmur

» Rasulallah efendimizin guzelliği
Perş. Nis. 06, 2017 8:49 am tarafından yağmur

» Ey Ümmetin Yetim Şehri!
C.tesi Nis. 01, 2017 5:54 pm tarafından yağmur

» SOSYAL VERÂSET
Ptsi Mart 20, 2017 10:45 am tarafından yağmur

» Kimi Dost'a Varır
Ptsi Mart 20, 2017 10:34 am tarafından yağmur

» من اجمل تلاوات جزء عم كامل وديع اليمني
Ptsi Mart 20, 2017 10:27 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif Ayında Kılınacak Namaz
Ptsi Mart 20, 2017 10:20 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif
Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif Ayı'nın İlk Cuma Gecesi
Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

» Üç Aylar ve Mübarek Geceler
Ptsi Mart 20, 2017 10:14 am tarafından yağmur

»  Bakara Süresi وديع اليمني
Ptsi Mart 20, 2017 10:04 am tarafından yağmur

» Subhânallâhi ve Bihamdihi Subhânallâhi’l-Azîm
Paz Şub. 12, 2017 12:49 pm tarafından yağmur

» Gidenlerden Umre Hatıraları
Paz Ocak 15, 2017 3:17 pm tarafından yağmur

» Bin Tane Canın Olsa
Paz Ocak 15, 2017 3:09 pm tarafından yağmur

» Medine’de Bir Gece
Paz Ocak 15, 2017 2:52 pm tarafından yağmur

» En Güzel Müziksiz İlahiler
Paz Ara. 04, 2016 9:13 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Paz Ara. 04, 2016 8:54 am tarafından yağmur

» Stres
Paz Ara. 04, 2016 8:43 am tarafından yağmur

» DÎNİN ve ŞAHSİYETİN TEMELİ
Paz Ara. 04, 2016 8:26 am tarafından yağmur

» Abdurrahman al ossi Müthiş Kıraat
Cuma Kas. 25, 2016 7:22 pm tarafından yağmur

» Wadi' Alyamani | Surat Ar-Rahman
Cuma Kas. 25, 2016 7:17 pm tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11750 mesaj attılar bunda 4539 konu

EBU ŞEYBE(ABDULMUTALİP)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

EBU ŞEYBE(ABDULMUTALİP)

Mesaj tarafından şahmaran Bir Çarş. Mayıs 19, 2010 5:42 pm

tekgul rose gul4 gul4




gul4
:251:


MEDİNE’NİN NURU MUHAMMED İLE İLK BULUŞMASI

Allah Resulü’nün (S.A.V.) ulu dedesi Haşim güzel bir yaz günü telaşla sağa sola koşturuyor, etrafına emirler yağdırıyordu. Büyük bir ticaret kervanı ile uzun bir yola çıkılacaktı. Yoğun ve yorucu bir çalışmadan sonra nihayet hazırlıklar tamamlanıp yola çıkıldı. Sıcağa aldırış etmeden yola devam eden kervan, birkaç gün sonra Medine’ye ulaştı. Vakit kaybetmeden doğruca Nabt pazarına indiler. Develerini çözüp uygun bir yere yerleştikten sonra işe koyuldular. Önce insanların alış-veriş yaptığı çarşıya gidip orayı şöyle bir kolaçan ettiler.
Çarşı çok kalabalıktı. İğne atsan yere düşmez bir haldeydi. İnsanlar hararetli hararetli pazarlıklar yapıyor, satış yapmak için kendilerini paralıyorlardı. Mallarını sergilemek için kendine güzel bir yer bulan Haşim, adımlarını toplayarak mallarını güzelce tezgaha dizdirdi. Hızla satışa başladılar. Bir taraftan getirdikleri malları satıyor, diğer taraftan da Medine hurması ve ihtiyaç duydukları şeyleri satın alıyorlardı.
Adamlarına görev taksimi yapıp, onları işlerinin başına yerleştiren Haşim, onları satış yapmak üzere müşterilerle baş başa bırakarak çarşıyı gezmeye başladı. Çarşının üst tarafına geldiğinde birden, gözü güzeller güzeli bir hanıma kaydı. Alışveriş yapan bu narin bayanı görünce kalbi küt küt atmaya başladı. Kalbi heyecandan duracak gibiydi. Bir taraftan kalbine söz geçirmeye çalışıp, onu sakinleştirmek için uğraşıyor, diğer taraftan da meraktan çatlıyordu.
Acaba evli miydi?
Kimin kızıydı?
Ona varır mıydı?
Kalbinin içinde sürekli dolaşan sorular bir türlü bitmiyordu. Birinin yanına yaklaşarak sessizce sormak istiyordu onun kim olduğunu. Bu arada kalp atışları iyice hızlanmıştı. Ya evliyse?
O zaman ne yapacaktı?
Kendi kendine, “Bunları düşünmenin zamanı değil! Hadi git sor!” diyerek cesaretini topladı. Bir adamın yanına yaklaşarak titrek bir sesle, korka korka:
“Şu hanım bekar mı, yoksa evli mi?” diye sordu. Adam Haşim’e uzun uzun baktı. Haşim heyecanından titriyordu. Adam:
“Bekar,” deyince Haşim derin bir “Oh..” çekti. Adam konuşmasına devam etti:
“O, daha önce Evs kabilesinin ileri gelenlerinden Uhayha b. Cülah ile evliydi. Ondan boşanınca dul kaldı. Ondan sonra bir daha evlenmedi. Ancak o, kavmin soylularındandır. Kolay kolay kimseye “evet” demez. Dese bile boşanma hakkını erkeğe vermez. Evlendiği kişinin ahlakını beğenmezse, ondan hemen ayrılır.”
Adam Haşim’in soru sormasına fırsat vermeden konuşmasına devam ediyordu:
“O çok yiğit bir kadındır. Kocasının ailesi ile, kendi ailesi Neccaroğulları arasından bir anlaşmazlık oldu. Aralarında kan döküldü. Kocası adamlarını toplayıp Neccaroğulları’na baskın yapmak için plan yaptı. Durumu fark eden şu gördüğün hanım, gece eşi uykuya dalar dalmaz yataktan sessizce süzülüp kendine sağlam bir ip bulup, hisardan aşağı inmiş ve doğruca Neccaroğulları’nın yanına giderek durumu onlara bildirmiş. Eşi durumu fark etmesin diye de, aynı gece hemen geri dönüp tekrar yatağına yatmış. Sabah olup eşi adamları ile baskına gittiğinde, herkesi silahlı olarak karşısında görünce şaşırmış ve savaşmadan geri dönmüş. Baskını onlara kimin haber verdiğini araştırmaya başladığında ise, bunu yapanın eşi olduğunu anlamakta gecikmemiş. Eşinin yaptıklarına çok kızan adam onu yoruluncaya kadar dövmüş sonra da boşamış.”
Adamı heyecanla dinleyen Haşim
“Hanımın adı ne?” diye sordu. Adam:
“Selma, Amr b. Zeyd’in kızı. O, Hazreçliler’in Neccaroğulları kolundandır. Onlar, Yemen krallarının soyundan geliyorlar,” dedi.
Selma hanımın kimin kızı olduğunu öğrenen Haşim buna çok sevindi. Çünkü kadının babasını çok iyi tanıyordu. Üstelik kadının babası ile kendi babası iki eski dosttu. Adama teşekkür eden Haşim, onun yanından ayrılarak vakit kaybetmeden hemşerilerinin yanına döndü. Durumu onlarla istişare ettikten sonra, Selma’ya talip olmaya karar verdi. Yanına bir iki arkadaş alan Haşim, doğruca Selma hatunun babası Amr b. Zeyd’in yanına gitti. Konuyu Amr’a açıp kızını ondan istedi. Bu tekliften çok memnun olan babası, durumu kızı Selma’ya anlattı. Selma hatun, Haşim’in soylu ve iyi bir insan olduğunu öğrenince, zihninde bazı sorular olsa da teklifi çok olumlu karşıladı. Haşim’le karşılaşıp onun yüzündeki NUR-U MUHAMMEDİ’yi (S.A.V.) görünce zihnindeki bütün şüpheler gitti. Hiç tereddüt etmeden hemen “EVET” dedi.
Konuşmalar yapıldıktan sonra nikah kıyıldı. Selma hatunun, eşinden sadece bir isteği oldu. Ona, doğumunu babasının evinde yapmasına izin vermesini şart koştu.
Haşim’in yüzündeki nurun, ilahi nur olduğunu fark eden Selma hatun, bir an önce eşinin yanına varmak, o nurla şereflenmek istiyordu. Haşim Medine’de eşinin evinde gerdeğe girdi. Kırk kişiye düğün yemeği veren Haşim, bir müddet daha Medine’de kaldıktan sonra ticaret kervanı ile birlikte yola devam etti. Kervanla Şam’a giden Haşim, mallarını satınca Medine’ye geri döndü. Eşini de yanına alarak Mekke’ye doğru yola çıktı.
Selma hatun muradına ermişti. Nur-u Muhammedi (S.A.V.) Haşim’den kendisine geçmişti. Kendisini bilmese de o artık kainatın, hatırına yaratıldığı Peygamberler Sultanı Hz. Muhammed’in (S.A.V.) dedesine hamileydi. Tam olarak bilmese de hissettiği bu şeref, onu çok, ama çok sevindiriyordu. Doğum günleri yaklaşınca eşini yanına alan Haşim Medine’nin yolunu tuttu. Bir süre sonra dünyanın en güzel, en mutlu çocuğu doğdu. Hz. Peygamber’in (S.A.V.) nurunu taşıyan bu çocuğa babası “Şeybe” adını verdi. Birkaç gün Medine’de kalan Haşim, yine ticaret için arkadaşları ile birlikte Şam’a gitti. Gazze’ye vardıklarında Haşim hastalandı. Bir süre sonra o da torunu Abdullah gibi gurbet ellerde öldü. Arkadaşları onu Gazze’ye defnedip geri döndüler. 25 yaşındaki gencecik eşini kaybeden Selma hatun eşinin ölüm haberini alınca yıkıldı, yaşama sevinci kayboldu. Ancak çaresizdi, kadere boyun eğmekten başka yapacağı bir şey yoktu.
Şeybe babasının ölümünden sonra 7-8 yaşına kadar annesi ile birlikte Medine’de kaldı. O bütün Medinelilerin sevgilisi olmuştu. Alnındaki Nur-u Muhammedi (S.A.V.) pırıl pırıl parlıyordu. Gece karanlığında bile yüzü apaçık görünüyordu.
Sabit b. Münzir adındaki Mekkeli bir tüccar, ticaret için Medine’ye gittiğinde, Şeybe’yi dayılarının oğulları Ebu Eyyub El-Ensari’nin dedeleri ile oynarken görür ve Mekke’ye gelince amcası Muttalib’in yanına giderek yeğenini gördüğünü söyler. Ona çocuğun durumunu anlatır. Onu dinleyince çok duygulanan Muttalib, hemen hazırlık yaparak Medine’ye gider.
Yıllar sonra torunu Muhammed’in (S.A.V.) konuk olacağı Neccaroğulları’nda konuk olan, orada dayılarının oğulları ile oynayan Şeybe’nin, artık baba yurduna gitme zamanı gelmişti. Amcası Medine’ye giderek Şeybe’yi dayılarından isteyince, annesi ondan ayrılıp, onu Mekke’ye göndermek istemedi. Ancak, amcasının ısrarlarına daha fazla dayanamayarak oğluna iyi bakacağına dair söz aldıktan sonra Şeybe’yi amcasına teslim etti.
Olaylardan haberleri olmayan Mekkeliler, Şeybe’yi Muttalib’in yanında görünce onu satın aldığını sandılar. Bunun için Şeybe’ye, “Muttalib’in kölesi” anlamına gelen “Abdulmuttalib” dediler. Bundan sonra da onu bu şekilde çağırdılar. Zamanla bu lakap Şeybe’nin gerçek ismini unutturdU

:253: 632 6300 068 gg
avatar
şahmaran
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
550 / 999550 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 302
<b>Puanı</b> Puanı : 377
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 31
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 17/03/10
<b>Yaş</b> Yaş : 53

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz