İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Kasım 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Takvim Takvim

En son konular
» Medine-i Münevvere’de Ramazan’ı Yaşamak
C.tesi Kas. 04, 2017 11:57 am tarafından yağmur

» EY KALEM! ESER SENİN DEĞİLDİR
C.tesi Kas. 04, 2017 11:45 am tarafından yağmur

» MESCİD-İ NEBEVÎ'DE TANIDIK BİR İMZA
C.tesi Kas. 04, 2017 11:37 am tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere'ye Gidin / Dursun Ali Erzincanlı
C.tesi Kas. 04, 2017 11:27 am tarafından yağmur

» diken Tohumu
Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

» Hakka Vuslat
Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

» Kalpteki Nurun Sebebi
Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

» Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

» Hac
Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

» Zilhicce Ayının On gününün Önemi
Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

» AH ŞU TATİL GÜNLERİ
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

» AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

» Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

» ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

» Hayat Dediğin Nedir?
Paz Mayıs 28, 2017 9:27 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

» Güneş Yüzlüm
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

» Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

» سورة يوسف - وديع اليمني
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11780 mesaj attılar bunda 4560 konu

SILA-İ RAHM NE DEMEKTİR?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

SILA-İ RAHM NE DEMEKTİR?

Mesaj tarafından yağmur Bir Ptsi Nis. 25, 2016 7:54 pm

Sıla-i Rahim

İslâm’da akrabalar arasındaki bağlar, “sıla-i rahim” kavramıyla ifade edilir. Rahim ile “ana rahmi”, sıla kavramı ile de “bağ” kastedilir. Çünkü “akrabalık”, “rahim”den teşekkül eder. Doğum ve kan bağları, akrabalığı oluşturur.

Anne karnında, rahim ile cenin arasında nasıl bir “kordon” varsa, doğduktan sonra da akrabalar arasında bu şekilde mânevî bir bağın varlığı kabul edilir. Nasıl rahimdeki ceninin varlığını devam ettirmesi, o maddî kordonun sıhhatine bağlıysa, Müslüman fertlerin de İslâm cemiyeti içindeki varlık ve hayatiyetleri bu mânevî bağa muhtaçtır. Cenin nasıl, bu kordonla yer, içer ve hayatta kalırsa, insan da cemiyet içinde “akrabalık bağından beslenmeye” muhtaçtır. Akrabalık bağını kesen, can çekişmeye başlayan bir “cenin” gibidir.

Rahim

Anne karnında çocuğun barındığı yere “rahim” denilmesi, akrabalık ilişkilerini ifade için “sıla-i rahim” tâbiri kullanılması; bu kelimenin rahmet ile iç içe olan bağını gözler önüne serer.

Rahmet ve bu kelimeden türemiş olan “er-Rahman”, “er-Rahîm” isimleri, Allah Teâlâ’nın merhametinin enginliğini, kuşatıcılığını, sonsuzluk ve sürekliliğini gösteren işaretlerdir. Rabbimiz, mahlûkâtına olan şefkat ve merhametinin genişliğinden bu kelimeleri kendisi hakkında kullanmış; kullarına olan şefkatini hatırlatmak için birçok ism-i şerîfi arasından besmelede bu kelimelerin sık sık kullanılmasını tercih etmiştir.

Ayrıca Rabbimiz, “Rahîm” ism-i şerîfini, Peygamber Efendimizin ümmetine olan şefkatini ifade etmek üzere, Kur’ân-ı Kerîm’de O’na verilen sıfatlardan birisi olarak da kullanmıştır.

Anneler, şefkat kucağıdır. Evlatlarına olan şefkat ve merhametleri, bir ömür boyunca onların kalplerinde mesken tutar. İşte bu şefkat kucağından dünyaya gelen, birbirine “rahim”le bağlanmış insanlar da, bu rahmeti canlı tutmaya mecburdurlar. Aksi hâlde Allâh’ın fıtratlara yerleştirdiği “rahmet ve şefkati” budamış, kendilerini canlı tutacak hayat damarlarını kesmiş olurlar. Bu bağ, onları sadece maddî anlamda beslemez; kalplerinde şefkat, merhamet, vefâ, muhabbet vb. birçok güzel sıfatın canlı kalması da bu bağın (sıla-i rahmin) canlı tutulmasına bağlıdır.

Bir hadîs-i kudsîde şöyle rivâyet edilir:

“Allah Teâlâ şöyle buyurur: «Ben Rahman’ım, o (akrabalık bağlarının adı) da rahimdir. Ona kendi ismimden türeyen bir isim verdim. Onunla irtibatını koparmayanla ben de irtibatımı koparmam. Onunla irtibatını kesenle ben de irtibatımı keserim.” (Ebû Dâvud, Zekât, 45; İbn-i Hanbel, 1, 195)

O hâlde kulun, sıla-i rahme dikkat etmesi, kendi iç dünyasını canlı tuttuğu gibi, Allah Teâlâ ile olan irtibatını da canlı tutmaktadır. Akrabalarına sırt dönen, onlarla irtibatını kesip atan; âdeta Rabbine yüz çevirmiş demektir. Çünkü onlarla iyi münâsebetlerin devamını Rabbimiz istemiştir.

Benzer bir başka hadîs-i kudsî de şöyledir:

“Allah, mahlûkâtı yarattıktan sonra, rahim dile gelerek:

“-Burası, akrabalık ilişkilerini kesmekten Sana sığınanların makamıdır.” der. Allah:

“-Evet, öyledir. Sen, seninle bağ kuranlarla benim bağ kurmama, seninle ilgiyi kesenlerden de ilgiyi kesmeme râzı olmaz mısın?” diye sorar. Rahim:

“-Evet, râzıyım Rabbim!..” deyince Allah Teâlâ:

“-Öyleyse bu sana verilmiştir.” buyurur.

Bundan sonra Rasûlullâh, “İsterseniz şu âyetleri okuyun!” der: «Demek siz (İslâm’dan) yüz çevirip de yeryüzünde fesat çıkaracak ve akrabalık ilişkilerini koparacaksınız, öyle mi?! İşte Allâh’ın lânetlediği, kulaklarını sağır ve gözlerini kör ettiği kimseler bunlardır. Bunlar Kur’ân’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?!» (Muhammed Sûresi, 22-24)” (Buhârî, Edeb, 13; Müslim, Birr, 16)

* * *

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de akrabalıklara itina gösterilmesi hakkında şöyle buyurmuştur:

“Merhametliler, Rahman’ın merhamet ettiği kimselerdir. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin. Rahim, Rahman’dan bir bağdır. Kim, onunla irtibatını sürdürürse, Allah da onunla irtibatını sürdürür. Kim de onu koparırsa, Allah da o kimseyle münâsebetini koparır.” (Tirmizî, Birr, 16)

Akrabalık Bağında Dikkat Edilecekler

Akrabalara bağlanmak, onlarla birlikte hareket etmek, onları korumak, savunmak; Câhiliye devri Araplarında da önemli bir fazilet olarak kabul edilmiştir.

Ancak İslâm, bu bağlılıkta birtakım yanlışları düzeltmiştir. Çünkü câhiliye Araplarındaki bu akrabalık bağları, “taassub” ve “asabiyet” şeklindeydi. Daha açık ifadesiyle, doğru da, yanlış da yapsa insanlar kendi akraba ve kabilesinin yanında yer alır; onları hasımlarına teslim etmemek için uzun süren ve katliâm boyutundaki kan dâvâlarını göze alırlardı.

İslâm, insanlara “akrabalık bağını” hatırlatırken onu doğruda da, yanlışta da savunmak gerekmediğini; hakkın, adâletin ve doğruluğun yanında yer almanın çok daha önemli olduğunu vurgular. En yakın akrabalar da olsa, mahkeme ve şâhitliklerde, adâletin yanında yer almayı, doğru sözlü olmayı; haksızlık söz konusu olduğunda her türlü kan ve neseb bağının anlamını yitirmesi gerektiğini öğretir. (Bkz: el-En’âm, 152; en-Nisâ, 135) Suçlardaki şahsîlik de önemlidir. Suçu kim işlemişse, ceza ona tatbik edilmeli ve insanlar, kendi akrabaları aleyhine de olsa, bu adâletin yerine gelmesi için çalışmalıdırlar.

Akrabalara İyilik

Kur’ân-ı Kerîm’in pek çok âyet-i kerîmesinde akrabaya hakkını vermek, onlara yardım ve iyilik etmek emredilmekte; akrabalık hakkına riâyetsizlikten insanlar sakındırılmaktadır. Bu husus, İslâm’ın en önemli esaslarından birisidir. Ehemmiyetine binâen birkaç âyet-i kerîmenin meâlini zikretmekle yetinelim:

“O hâlde sen akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver!.. Allâh’ın rızâsını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (er-Rûm, 38; bkz: el-İsrâ, 26)

“Muhakkak ki Allah, adâleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri (fahşâ), fenâlık (münker) ve azgınlığı (bağy) da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (en-Nahl, 90; bkz: el-Bakara, 83, 177)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riâyetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (en-Nisâ, 1)

Peygamber Efendimiz de ashâbını ve Müslümanları, akrabaya karşı iyiliğe teşvik etmiştir:

“Kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, akraba ile irtibatını sürdürsün.” (Müslim, Birr, 20; Buhârî, Edeb, 12)

“Kim Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa, akraba ile irtibatını sürdürsün.” (Buhârî, Edeb, 85)

“Akraba ile ilişkisini kesen, cennete giremez.” (Buhârî, Edeb, 11; Müslim, Birr, 19)

Akrabaya iyilik yaparken, din farkı bile gözetilmez. Anne-baba gibi, üzerimizde daha fazla hak sahibi olan akrabalarımızın şirk ve küfür gibi konularda vermiş olduğu emirlere itaat edilmez; ancak onlarla beşerî ilişkiler devam ettirilir. (Bkz: Lokman, 14-15) Onlarla beraber bulunmakta, onlara iyilik yapmakta bir mahzur yoktur. Hatta onlardan görülen kötülüklere mukabil, iyilik yapmaya devam ederek gönülleri kazanılmaya çalışılır.

İyilik yapma hususunda öncelik sıralaması; anne, baba, kız kardeşler ve diğer kardeşler şeklindedir. Genel olarak yardım eli uzatmada; özel olarak da zekât ve sadakada en yakınlardan başlanır. Ancak insanın bakmakla yükümlü olduğu kimselere, zekât verilemeyeceğini hatırlatmakta fayda vardır. Herhangi bir yoksula verilen “bir sadaka” sayılırken; yoksul akrabaya verilen, “biri sadaka”, diğeri “sıla-i rahim” olmak üzere “iki sadaka” kabul edilir.

Zorda veya darda kalan kimse, öncelikle akrabalarının sorumluluğuna havâle edilir.

İlgi ve irtibatı sürdürmeyi fazlasıyla hak edenlerden bir tanesi de “teyze”dir. Kültürümüzde yer alan, “Teyze, anne yarısıdır.” sözü, bu husustaki hadîs-i şerîfleri de özetler mâhiyettedir.

İbn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ-’nın rivâyet ettiğine göre, bir adam Peygamber Efendimize gelerek şöyle sordu:

“-Ey Allâh’ın Rasûlü!.. Ben büyük bir günah işledim. Bana tevbe imkânı var mı?”

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“-Annen var mı?” buyurdu. Adam:

“-Hayır.” deyince, Peygamber Efendimiz:

“-Teyzen var mı?” diye tekrar sordu.

Adam, bu sefer “Evet.” dedi.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:

“-Öyleyse git ona iyilik yap! Teyze, anne mevkiindedir.” buyurdu. (Tirmizî, Birr, 6; Ahmed bin Hanbel, II, 14)

Akrabaya iyilikle ilgili bir hadîs-i şerîf daha zikredelim:

“Sevâbı dünyada iken verilecek iyilik, (başkalarına) iyilik etmek ve akraba ile ilgilenmektir. Cezası dünyadayken verilecek kötülük de haddi aşarak azgınlık yapmak ve akraba ile iyi ilişkiyi kesmektir.” (İbn-i Mâce, Zühd, 23; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 57; Ebû Dâvud, Edeb, 43)

Canlı Örnek

Peygamber Efendimizin hayatı, akrabalarla münâsebetlerin nasıl olması gerektiği hususunda çok canlı bir örnektir. O, babasını hiç görmeyen bir yetim olarak dünyaya gelmiş, annesinden de daha çocuk yaşlarında ayrılmıştır. Ancak hayatının bundan sonraki devirlerinde, gerek amcası Ebû Tâlib ve onun hanımı Fâtıma Hanım’a büyük bir sevgi ve saygı besleyerek; gerekse bütün akrabalarını görüp gözetme, onlara iyilik yapma hususunda elinden gelen hiçbir şeyi esirgememiştir. O kadar ki, ilk vahiy geldiğinde hanımı Hazret-i Hatice, O’nun faziletlerini anlatırken:

“Sen akrabalarla münâsebetlerini kesmez, sürdürürsün!” diyerek Allâh’ın böyle bir kulunu terk etmeyeceğini söylemiştir.

O, Allâh’ın emrine riâyetle, tebliğe “Akrabalarını uyarmak”la başlamış; Müslümanlarla yaptığı sözleşmelerde, Allâh’ın bir emri olarak “akrabalara iyilik yapmalarını” şart koşmuştur.

O, hayatının her devresinde akrabalarına öncelik vermiş, izzet ü ikramda bulunmuş, onlara olan sevgi ve saygısını herkese göstermekten çekinmemiştir.
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3891
<b>Puanı</b> Puanı : 4284
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz