İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Similar topics
    Mayıs 2017
    PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    293031    

    Takvim Takvim

    En son konular
    » Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
    Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

    » Hasan Dursun - Levlake
    Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

    » Güneş Yüzlüm
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

    » Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

    » سورة يوسف - وديع اليمني
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

    » Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
    Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

    » Surat Al-Mulk Wadie Yamani
    Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

    » Berat kandiliniz mubarek olsun:
    Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

    » Berat Gecesi
    Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

    » Ya Rasulallah (SAV)
    Paz Nis. 09, 2017 4:43 pm tarafından yağmur

    » Ya RasulAllah
    Paz Nis. 09, 2017 4:34 pm tarafından yağmur

    » Cürmüm İle Geldim Sana - Affeyle Beni Ya Rabbi (c.c.)
    Paz Nis. 09, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

    » Kuranı Kerim Okuyan
    Perş. Nis. 06, 2017 9:01 am tarafından yağmur

    » Kalbe Dokunan Sözler...
    Perş. Nis. 06, 2017 9:00 am tarafından yağmur

    » Rasulallah efendimizin guzelliği
    Perş. Nis. 06, 2017 8:49 am tarafından yağmur

    » Ey Ümmetin Yetim Şehri!
    C.tesi Nis. 01, 2017 5:54 pm tarafından yağmur

    » SOSYAL VERÂSET
    Ptsi Mart 20, 2017 10:45 am tarafından yağmur

    » Kimi Dost'a Varır
    Ptsi Mart 20, 2017 10:34 am tarafından yağmur

    » من اجمل تلاوات جزء عم كامل وديع اليمني
    Ptsi Mart 20, 2017 10:27 am tarafından yağmur

    » Receb-i Şerif Ayında Kılınacak Namaz
    Ptsi Mart 20, 2017 10:20 am tarafından yağmur

    » Receb-i Şerif
    Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

    » Receb-i Şerif Ayı'nın İlk Cuma Gecesi
    Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

    » Üç Aylar ve Mübarek Geceler
    Ptsi Mart 20, 2017 10:14 am tarafından yağmur

    »  Bakara Süresi وديع اليمني
    Ptsi Mart 20, 2017 10:04 am tarafından yağmur

    » Subhânallâhi ve Bihamdihi Subhânallâhi’l-Azîm
    Paz Şub. 12, 2017 12:49 pm tarafından yağmur

    » Gidenlerden Umre Hatıraları
    Paz Ocak 15, 2017 3:17 pm tarafından yağmur

    » Bin Tane Canın Olsa
    Paz Ocak 15, 2017 3:09 pm tarafından yağmur

    » Medine’de Bir Gece
    Paz Ocak 15, 2017 2:52 pm tarafından yağmur

    » En Güzel Müziksiz İlahiler
    Paz Ara. 04, 2016 9:13 am tarafından yağmur

    » Hasan Dursun - Levlake
    Paz Ara. 04, 2016 8:54 am tarafından yağmur

    » Stres
    Paz Ara. 04, 2016 8:43 am tarafından yağmur

    » DÎNİN ve ŞAHSİYETİN TEMELİ
    Paz Ara. 04, 2016 8:26 am tarafından yağmur

    » Abdurrahman al ossi Müthiş Kıraat
    Cuma Kas. 25, 2016 7:22 pm tarafından yağmur

    » Wadi' Alyamani | Surat Ar-Rahman
    Cuma Kas. 25, 2016 7:17 pm tarafından yağmur

    » Medine i Münevvere de Zaman
    Ptsi Kas. 21, 2016 6:09 pm tarafından yağmur

    » His
    Ptsi Kas. 21, 2016 5:59 pm tarafından yağmur

    » Ümit
    Ptsi Kas. 21, 2016 5:56 pm tarafından yağmur

    » Siyahtır Kabe’nin Örtüsü...
    Ptsi Kas. 21, 2016 5:30 pm tarafından yağmur

    » Ender Tekin Gül Diyarı Medine
    Çarş. Eyl. 28, 2016 3:59 pm tarafından yağmur

    » Yeni Hicri Yılınız Mübarek Olsun
    Çarş. Eyl. 28, 2016 3:46 pm tarafından yağmur

    » Aşure Günümüz Mübarek Olsun
    Çarş. Eyl. 28, 2016 3:44 pm tarafından yağmur

    » MUHARREMİN BİRİ İLE ONU ARASINDAKİ NAMAZ
    Çarş. Eyl. 28, 2016 3:40 pm tarafından yağmur

    » Merhamet
    Çarş. Eyl. 28, 2016 3:33 pm tarafından yağmur

    » BUNU SAKIN KİMSEYE ANLATMA
    Çarş. Eyl. 28, 2016 3:30 pm tarafından yağmur

    » Neden Sıkılırız?
    Çarş. Eyl. 28, 2016 3:18 pm tarafından yağmur

    » Aklın ve Kalbin İhtiyacı: İlim ve Eğitim
    Cuma Tem. 08, 2016 4:20 pm tarafından yağmur

    » Hazret-i Peygamber’e Coşkun Sevgi
    Cuma Tem. 08, 2016 4:16 pm tarafından yağmur

    » ZULM İLE ÂBÂD OLUNMAZ
    Cuma Tem. 08, 2016 4:12 pm tarafından yağmur

    » SILA-İ RAHM NE DEMEKTİR?
    Ptsi Nis. 25, 2016 7:54 pm tarafından yağmur

    » Selmân-ı Fârisî r.a
    Ptsi Nis. 25, 2016 7:48 pm tarafından yağmur

    KUR’AN-I KERİM DİNLE

    Mealli Kur'an Dinleyelim

    Hadis-i Şerif

    1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
    ************************
    2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
    ************************
    3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
    ************************
    4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
    **********************
    5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
    *************************
    6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
    ******************************
    7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
    ***************************
    8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
    *************************
    9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
    ***************************
    10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
    ****************************
    11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
    *************************
    12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
    ************************
    13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
    ***********************
    14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

    ************************
    15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
    ************************
    16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
    ************************
    17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
    ************************
    18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
    ************************
    19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
    ************************
    20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
    ************************
    21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
    ************************
    22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
    ************************
    23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
    ************************
    24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
    ************************
    25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
    ************************
    26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
    ************************
    27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
    ************************
    28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

    ************************
    29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
    ************************
    30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
    ************************
    31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
    ************************
    32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
    ************************
    33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
    ************************
    34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

    35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
    ************************
    36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
    ************************
    37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
    ************************
    38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
    ************************
    39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
    ************************
    40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

    Giriş yap

    Şifremi unuttum

    Arama
     
     

    Sonuç :
     


    Rechercher çıkıntı araştırma

    Istatistikler
    Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
    Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

    Kullanıcılarımız toplam 11729 mesaj attılar bunda 4528 konu

    Nezaket Sultanı

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

    Nezaket Sultanı

    Mesaj tarafından yağmur Bir Cuma Nis. 18, 2014 8:49 am



    Erol DEMİRYÜREK -

    عَنْ اَنَسٍ رَضِىَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ خَدَمْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَشْرَ سِنِينَ فَمَا قَالَ لِي

    اُفٍّ وَلَا لِمَ صَنَعْتَ وَلاَ اَ لاَّ صَنَعْتَ




    Hz. Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Peygamber aleyhisselâm’a on yıl hizmet ettim. Bu süre zarfında bana bir kere bile ‘öf’ demedi (en küçük bir azarını bile işitmedim). Yaptığım bir şeyden dolayı, ‘Onu niçin öyle yaptın?’; yapmadığım bir şeyden dolayı da, ‘Onu niçin yapmadın?’ demedi (Beni eleştirip rencide etmedi).”

    (Buhârî, Edeb:39; Müslim, Fedâil:13)



    Rabbimiz (c.c) şanlı Kur’ânında, Sevgili Elçisi’ni (s.a.s) överken, “Muhakkak ki sen yüce bir ahlâka sahipsin.” buyurmaktadır.[1] Bu öyle muazzam bir ahlaktır ki, sahibini asaletin ve nezaketin zirvesine kanatlandırmıştır. Çocukluğundan itibaren yanında kalan Hz. Enes’e (r.a), on sene boyunca hoşgörüyle muamele edip hiçbir eleştiride bulunmaması bu asalet ve nezaketin en güzel örneklerindendir.



    En Sevgiliden Nezaket Tabloları

    İki Cihan Güneşi’nin nezaketine dair eşsiz örnekleri, çevresindeki yıldızların gözünden seyredelim:

    Hz. Enes bin Mâlik radıyallahu anh anlatıyor:

    “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (yolda) bir adama rast­layıp da onunla konuştuğu zaman, adam dönüp gidinceye kadar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, mübarek yüzünü ondan çevirmezdi ve adamla tokalaştığı zaman, adam elini çekinceye kadar O, mübarek elini adamın elinden çekmezdi. Hiç bir zaman O’nun mübarek dizle­ri de yanında oturan adamın dizlerinden ileride görülmemiştir.”[2]

    İşte Nezaket Sultanı! Öyle bir insan ki, davranış tarzıyla muhatabını kırmak bir yana en küçük bir burukluk duymasını bile önlüyor ve ona özel olduğu hissini veriyor. Konuşurken bütün içtenliğiyle muhatabına yöneliyor, samimiyetle elini sıkıyor ve otururken bile yanındakiyle bedenini aynı hizada tutarak gönül iletişimini sürdürüyor.

    Hz. Abdullah b. Hâris (r.a) anlatıyor:

    “Ben Rasûlullah’tan (s.a.s) daha çok tebessüm eden hiçbir kimse görmedim.”[3]

    Hz. Cerîr b. Abdullah (r.a) anlatıyor:

    “Müslüman olduğumdan beri Rasûlullah (s.a.s) beni yanına girmekten alıkoymadı (kapıdan geri çevirmedi) ve beni gördüğünde mutlaka gülümsedi.”[4]

    O gülümseyince gül yüzünde güller açardı. Sımsıcak tebessümüyle buzları eritir, kışları bahara erdirirdi. O Müstesna Güzel (s.a.s) çoğu kere daha konuşmadan önce, eşsiz nezâketi ve güven veren gülümsemesiyle muhatabının gönlünü fethederdi.

    Hz. Abdullah b. Amr (r.a), Atâ b. Yesâr (rh. aleyh) yoluyla bize Rasûlullah’ın Tevrat’ta da geçen özelliklerini anlatıyor:

    “…O, katı kalpli ve kaba biri değildir. Çarşı pazarda bağırıp çağırmaz. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, bilakis affeder ve bağışlar…”[5]

    Hz Ali (r.a) anlatıyor:

    “Rasûlullah aleyhisselâm’dan bir şey istendiğinde, o da bu şeyi yapmayı istediğinde ‘tamam’ derdi. Yapmak istemediği bir şey karşısında ise susar, cevap vermezdi. Onun kendisinden istenen bir şey için ‘hayır’ dediği olmamıştır.”[6]

    Buna göre Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), insanların isteklerine olumlu bir karşılık veremeyeceği durumlarda susup cevap vermeyerek muhatabını kırgınlık ve öfkeden alıkoymuş ve düşünmeye sevk etmiştir. İnsanlar böyle anlarda karşılarındaki kişiyle empati kurarlar ve rencide olmadan isteklerinden vazgeçebilirler.

    Hz. Abdullah b. Ömer (r.anhümâ) anlatıyor:

    “(Bir defasında) bir adam üç kez Rasûlullah aleyhisselâm’a seslendi. Allah Rasûlü (s.a.s) adamın her seslenişinde ona, ‘Lebbeyk! Lebbeyk!’ (Buyurun! Buyurun!) diye cevap veriyordu.”[7]

    Bu davranışı O’nun sabır, tevazu ve nezâketi bir araya getirdiğinin göstergesiydi. O’nun dışında, nezaketiyle tanınan her hangi bir insan, kibarlığı sabrıyla imtihan edildiğinde sabrıyla birlikte nezaketini de rahatlıkla bir tarafa atabilirdi. Fakat O başkaydı. O’nu âlemlerin Rabbi olan Allah bizzat terbiye etmişti: “Beni Rabbim eğitti. Hem de ne güzel eğitti.”[8]

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), zikrettiğimiz şu birkaç örnekten de anlaşılacağı üzere, her konuda olduğu gibi nezaket konusunda da biz ümmetine en güzel örnektir. Bizzat yaşayarak ve hadisleriyle yol göstererek bize edebi, nezaketi O öğretmiştir. Kur’ân-ı Kerim’den ilgili ayetler, hadis kitaplarından özellikle selamlaşma, izin isteme ve her türden insanî faaliyet ve sosyal ilişkiyi İslâmî sınırlar içinde gerçekleştirmeyle ilgili hadisler nezaket konusunda Efendimizin rehberliğini en güzel şekilde yansıtmaktadır.



    Rasûlullah’ın Eşsiz Nezaketinin Temelleri

    Sevgili Peygamberimizin nezaketinin temelinde, Onun son derece yüksek empatisi, ileri düzeydeki yumuşak huyluluğu ve benzersiz affediciliği vardır. Ayrıca hayâ duygusunun zirvede oluşu da Onun nezaket dışı davranışlarda bulunmasına mani olmuştur.



    Empatisi

    Bilindiği gibi empati, en üstün imanın vazgeçilmez şartlarındandır.[9] Buna göre insanlar içinde en üstün imana sahip kişi Peygamberimiz (s.a.s) olduğuna göre, en yüksek empatiye sahip olan da yine O’dur. Efendimiz aleyhisselâm’ın üstün empatisi; yani duygudaşlığı sonucu ashabına karşı anlayışlı ve nazik davranmasıyla ilgili çok çarpıcı örnekler vardır:

    Bunlardan birine göre, bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.s) gelip şöyle demişti: Ya Rasûlallah! Bizler, cahiliye insanları ve putlara tapan kişiler idik. Bu sebeple çocuklarımızı öldürüyorduk. Yanımda bir kızım vardı. Büyüyüp, kendisini çağırdığımda, çağırmamdan dolayı sevinecek (bir yaşa geldiği) zaman bir gün onu çağırdım, o da peşimden geldi. Ben de, ailemin uzak olmayan bir kuyusuna kadar gittim. (Kuyunun ya­nına varınca) elini tutup onu kuyunun içine attım. Ondan hatırımda kalan son şey; “Babacığım! Babacığım! demesidir.” Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gözyaşları içerisinde ağladı. Rasûlullah aleyhisselâm’ın yanında otu­ranlardan bunu gören bir adam, olayı anlatana (kızarak); “Rasûlullah’ı (s.a.s) hüzünlendirdin!” dedi. (Rasûlullah) bu adama; “Bırak onu, buyurdu, çünkü o, kendisini ilgilendiren, endişeye sevk eden bir şeyi sormaktadır.” Sonra olayı anlatan zata; “Haberini bana tekrar anlat!” buyurdu. O da tekrar anlattı. (Rasûlullah da) gözyaşları sakalına ininceye kadar ağladı. Müteakiben şöyle buyurdu: “Allah cahiliye (dönemi insanların)dan, yapmış oldukları şeyleri kal­dırmıştır. Bu yüzden sen ameline yeniden başla.”[10]



    Yumuşak Huyluluğu

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in yumuşak huyluluğu Kur’an’da övülmüş ve bunun Allah’ın rahmetiyle olduğu ifade edilmiştir.[11] Ayrıca O’nun halim; yani yumuşak huylu oluşu Tevrat’ta da övülen vasıflarındandır. Medine’de bir Yahudi, Efendimizin bu özelliğini test etmeyi düşünmüş ve ondan vadesi gelmemiş borcunu kaba bir şekilde istemiş; “Ey Muhammed! Hakkımı öde. Zaten siz Abdülmuttalipoğullarının âdeti, borcu zamanında ödemeyip geciktirmektir.” demişti. Orada bulunan Hz. Ömer’in Yahudi’yi tehdit etmesi üzerine de Rasûlullah aleyhisselâm: “Ey Hafs’ın babası! Allah seni affetsin. Biz senden, başka türlü davranmanı beklerdik. Bana onun bende olan hakkını güzellikle ödememi söyleyecektin. Ona da alacağını tahsil etmekte yardımcı olacak ve borcunu isterken nazik davranmasını öğütleyecektin.” buyurdu. Alacaklı Yahudi bu olayı anlatırken, “Benim Rasûlullah’a karşı cahilce, kaba ve sert davranışım, O’nun yumuşaklığını arttırmaktan başka bir şey yapmadı.” demiştir. Sonra Rasûlullah aleyhisselâm, Hz. Ömer’e (r.a) Yahudi’yi ertesi sabah hurma bahçelerine götürüp istediği hurmalardan vererek borcunu ödemesini, fazladan hurma da vermesini emir buyurdu. Bu olaydan sonra Müslüman olan Yahudi, Hz. Ömer’e bütün bu yaptıklarını, Son Peygamber’in Tevrat’ta yazılı hilm özelliğini denemek için yaptığını söylemiş ve hurmalarla servetinin yarısını sadaka olarak bağışlamıştır. Ayrıca o Yahudi’nin sülalesinden yaşlı bir kişi dışında herkes Müslüman olmuştur.[12]











    Affediciliği

    Kur’ân-ı Kerim’de, Efendimize affedici olması öğütlenmiştir: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”[13] Yürüyen Kur’ân olarak vasıflandırabileceğimiz Sevgili Efendimiz (s.a.s), Kur’ân’ın emrine uygun olarak hep affedici olmuştu. Bir defasında koşup arkasından yetişen ve Necran kumaşından yapılmış sert yakalı hırkasını çekerek boynunda iz bıraktıran bir bedevîye karşı affedici olmuş, nazik davranmıştı. Bedevî O’na, “Ey Muhammed! Yanındaki Allah’ın malından bana da verilmesini söyle!” diyerek kabalık ve görgüsüzlük yapınca Efendimiz aleyhisselâm adama dönüp gülümsemiş; sonra da istediği malın kendisine verilmesini emrederek affedici ve nazik karakterini göstermişti.[14] Efendimiz aleyhisselâm öyle affediciydi ki, Mekke’yi fethettiğinde, bir zamanlar kendisine ve ashabına işkence yapıp Müslümanları öldürenleri; hatta amcasının karnını yarıp ciğerini dişleyenleri bile affetmişti.



    Hayâ Duygusu

    Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) sahip olduğu üstün hayâ duygusu, her konuda Onu kaba davranışlardan uzaklaştırıyor, nezâkete yönlendiriyordu. Efendimizin utanma duygusunun ne derece yüksek olduğuyla ilgili Hz. İmrân b. Husayn ve Hz. Ali (r.anhümâ)’den nakledilen şu hadis son derece çarpıcıdır: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem örtüsüne bürünmüş bakire bir gelin kızdan daha fazla hayâ sahibiydi. Biz Onun bir şeyden hoşlanmadığını yüzünden anlardık. (Hayâsından dolayı yüzünün rengi ve mimikleri değişirdi.)”[15]



    Nezaketle İlgili Altın Prensipler

    Sevgili Peygamberimiz nezaketle ilgili olarak öyle prensipler getirmiştir ki bunlar sosyal hayatımızda sevgi, saygı ve kardeşlik duygularımızı yüceltmeye; kin, nefret, haset ve düşmanlığı engellemeye son derece yardımcıdır. Pratik bazı eylemlere yönlendiren bu prensiplerden bazılarına değinelim. Mesela bir hadiste Peygamberimiz aleyhisselâm, “Üç kişi bir arada olduğunuzda, iki kişi üçüncüyü bırakarak kendi arasında fısıldaşmasın. Çünkü bu onu üzer.”[16] buyurmuştur. Buna göre üç kişinin olduğu bir yerde iki kişinin fısıldaşarak; ya da üçüncü kişinin anlamadığı bir dilde konuşması nezakete aykırıdır. Konuşmanın nezaketi olduğu gibi dinlemenin de bir nezaketi vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.s), uygunsuz olmadıkça konuşanın sözünü kesmez, onu sabırla dinlerdi.[17] Hatta bir şey söylemek için ağzını kulağına yaklaştıran bir insan başını geri çekmedikçe kulağını ondan uzaklaştırmazdı.[18] Buna göre konuşanı, sözünü bitirinceye kadar dinlemek ve sözünü kesmemek sünnettir.

    Nezaketle ilgili birkaç hadisi daha zikretmek istiyoruz. Efendimiz aleyhisselâm şöyle buyurdular:

    “Herhangi biriniz oturmak için bir başkasını asla yerinden kaldırmasın. Ancak ona yer açınız, yer veriniz.”[19]

    “Bir kimsenin izinlerini almadan iki kişinin arasına girip oturması doğru değildir.”[20]

    “İnsanlara teşekkür etmeyen kimse Allah’a da şükretmez.”[21]

    “Din kardeşinle münakaşa ve mücadele ederek çekişip durma. Ona kırıcı şaka yapma ve onunla alay etme. Ona yerine getiremeyeceğin bir şey hakkında söz verme.”[22]

    “Karşılaştıklarında binitli olan yaya olana, yürüyen oturana, sayıca az olanlar çok olanlara, ‘yaşı küçük olanlar büyük olanlara’ selam vermelidir.”[23]

    “Hiç biriniz arkadaşının eşyasını ister şaka, ister ciddi olarak almasın. Herhangi biriniz arkadaşının baston (gibi değersiz bir eşyasını bile) alırsa hemen ona geri versin.”[24]

    Her konuda olduğu gibi nezâket konusunda da Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uymak bize hayat bahşedecek, ruhsuz ve ölü hayatımızı diriltecektir: “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere çağırdıklarında Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uyun. Hem bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer ve siz diriltilip O’nun huzurunda toplanacaksınız.”[25]


    [1] Kalem Sûresi 68/4.


    [2] İbn Mâce, Edeb 21 No:3716


    [3] Tirmizî, Menâkıb 21


    [4] Buhârî, Cihad 162; Edeb:68; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 134


    [5] Buhârî, Buyû 50; Tefsir, Fetih 3


    [6] Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, IX, 13


    [7] İbn Hacer el-Askalânî, el-Metâlibu’l-Âliye, Menâkıb15 Hadis no: 3854


    [8] Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, Hadis no:310


    [9] Bir hadiste Peygamber Efendimiz, “Sizden hiç biriniz, kendisi için istediğini (din) kardeşi için de istemedikçe (gerçek) mü’min olamaz.” buyurmuştur. (Buhârî, Îman 7)


    [10] Dârimî, Mukaddime 1 Hadis no:2


    [11] Âl-i İmran Sûresi 3/159.


    [12] İbn Sa’d, Tabakâtü’l-Kübrâ, Dâru’l-Fikr, Beyrut,1994, I/360


    [13] A’raf Sûresi 7/199.


    [14] Buhârî, Libas18; Humus19; Edeb 68


    [15] Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, IX, 17


    [16] Buhârî, İsti’zan 47


    [17] Tirmizî, Şemail Hadis no:291


    [18] Ebû Dâvud, Hadis no:4794


    [19] Buhârî, İsti’zân 31; Müslim, Selâm 29


    [20] Ebû Dâvûd, Edeb 21


    [21] Ahmed, V, 211


    [22] Tirmizî, Birr 58


    [23] Buhârî, İsti’zan: 5 ve 7; Müslim, Selâm. 1


    [24] Ebû Dâvûd, Edeb 85


    [25] Enfâl Sûresi 8/24.
    avatar
    yağmur
    Özel Üye
    Özel Üye

    Aktiflik :
    999 / 999999 / 999

    <b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3840
    <b>Puanı</b> Puanı : 4213
    <b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

    Sayfa başına dön Aşağa gitmek

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

    - Similar topics

     
    Bu forumun müsaadesi var:
    Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz