İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Ağustos 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031   

Takvim Takvim

En son konular
» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

» Hayat Dediğin Nedir?
Paz Mayıs 28, 2017 9:27 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

» Güneş Yüzlüm
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

» Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

» سورة يوسف - وديع اليمني
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

» Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

» Surat Al-Mulk Wadie Yamani
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

» Berat kandiliniz mubarek olsun:
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

» Berat Gecesi
Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

» Ya Rasulallah (SAV)
Paz Nis. 09, 2017 4:43 pm tarafından yağmur

» Ya RasulAllah
Paz Nis. 09, 2017 4:34 pm tarafından yağmur

» Cürmüm İle Geldim Sana - Affeyle Beni Ya Rabbi (c.c.)
Paz Nis. 09, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Kuranı Kerim Okuyan
Perş. Nis. 06, 2017 9:01 am tarafından yağmur

» Rasulallah efendimizin guzelliği
Perş. Nis. 06, 2017 8:49 am tarafından yağmur

» Ey Ümmetin Yetim Şehri!
C.tesi Nis. 01, 2017 5:54 pm tarafından yağmur

» SOSYAL VERÂSET
Ptsi Mart 20, 2017 10:45 am tarafından yağmur

» Kimi Dost'a Varır
Ptsi Mart 20, 2017 10:34 am tarafından yağmur

» من اجمل تلاوات جزء عم كامل وديع اليمني
Ptsi Mart 20, 2017 10:27 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif Ayında Kılınacak Namaz
Ptsi Mart 20, 2017 10:20 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif
Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11764 mesaj attılar bunda 4549 konu

Ümmetin Emini Ebû Ubeyde B. Cerrah

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Ümmetin Emini Ebû Ubeyde B. Cerrah

Mesaj tarafından yağmur Bir Cuma Tem. 19, 2013 1:55 pm

Kureyş’in Dâhisi

Müslüman, bu karanlık dünyanın aydınlığı, nurudur. İnsanın eşine dostuna, en sevdiğine dahi sırtını dönemediği, güven hissinin kaybolduğu zamanlarda sevginin, merhametin, emniyetin sembolüdür. Muhacir, Allah’ın yasakladıklarından ateşten kaçarcasına uzaklaşan, Rabbinin rızası için her şeyini feda edebilen, vatanından bile vazgeçen insandır. Âlemlerin Emini böyle buyurmuş: “Müslüman elinden ve dilinden insanların selamette olduğu kimsedir, muhacir ise Allah’ın yasakladığını terk edendir.”[1]

Ebû Ubeyde b. Cerrah, Muhammedü’l-Emin’in dostlarının seçkini, önderi ve en eminidir. Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini ise Ebû Ubeyde b. Cerrah’tır.[2]

Onun asıl ismi Âmir b. Abdullah b. Cerrah ise de halk arasında dedesine nispetle Ebû Ubeyde b. Cerrah adıyla meşhur olmuştur.[3] O, Kureyş’in sevilen, takdir edilen gençlerinden; Mekke’de okuma-yazma bilen nadir kimselerdendir. Onun İslam öncesi hayatını şu sözler ne güzel anlatır:

Kureyş’in iki dâhisi vardır. Bunlar Ebû Bekir ve Ebû Ubeyde b. Cerrah’tır.[4]

Mümin, Muhacir, Mücahid

Ebû Ubeyde, İslamî tebliğin henüz ilk günlerinde yüce davetçi Hz. Ebû Bekir’in irşadıyla Müslüman oldu. O, Osman b. Maz’un, Abdurrahman b. Avf, Erkam b. Ebi’l-Erkam, Ebû Seleme ve Ubeyde b. Haris ile birlikte Efendimizin huzuruna gelmiş; ilk Müslümanlardan olma şerefine ermiş; Allah’ın adını yüceltme yolunda Sevgili Peygamberimize omuz vermişti. İnsanların yeni dinden bahsetmeye dahi cesaret edemedikleri netameli günlerdi. Ebû Ubeyde, bu zor zamanda Müslüman olduğunu açıklayan ve her türlü tehlikeyi göze alarak kavmini İslam’a çağıran cesur bir dava adamıydı.[5]

Başta babası olmak üzere İslam düşmanlarının hakaret ve işkencelerinden bunalan Ebû Ubeyde, Habeşistan’a yapılan ikinci hicrete katıldı.[6] Yurdundan ve Peygamberi’nden ayrı geçirdiği uzun yıllardan sonra Mekke’ye geri döndü. Fakat Mekke durulacak gibi değildi. Allah Rasûlü’nün emriyle bu sefer Medine’ye göç etti. O, Allah yolunda iki hicret sahibi mümtaz şahsiyetlerdendi.

Medine’ye geldiğinde Külsüm b. Hidm’in evine misafir oldu.[7] Efendimiz onu eşsiz sahabilerden, ensarın yıldızı Sa’d b. Muaz’la kardeş ilan etti.[8]

En Ağır İmtihan

İmanın ve hicretin hakkını veren Ebû Ubeyde cihadın hakkını da layıkıyla verdi. Hak ile batılın karşı karşıya geldiği Furkan Günü’nde, güçlü düşman ordusu önünde Müslümanlar ağır bir imtihana uğradı. O gün kardeşle kardeşin, baba ile oğlun, amca ile yeğenin karşı karşıya geldiği, tarihin eşini bir daha görmediği zorlu bir gündü. Bedir, tam anlamıyla bir iman mücadelesiydi. Bir tarafta Hz. Ali diğer tarafta kardeşi Akil, bir tarafta Hz. Ebû Bekir diğer tarafta oğlu Abdurrahman, bir tarafta Peygamber’in amcalarından Hamza, diğer tarafta Abbas vardı. Ebû Ubeyde’nin karşısında ise babası Abdullah duruyordu.

İnsanlar, savaşta düşman saflarında olan akrabalarından uzak durur, onlara ilişmezlerdi. Ne de olsa bir yakınlık, birlikte yaşanmış tatlı hatıralar vardı. O güzel günlerin hatırı için insan akrabasının üzerine gitmez, belasını başkasından bulsun diye düşünürdü. Ama Ebû Ubeyde’nin babası öyle miydi? O sanki bu savaşa başka bir şey için değil sırf oğlunu öldürmek için gelmişti. Koca savaş meydanında oğlunu arayıp buluyor, öldürücü darbelerini oğluna vuruyordu. Bu darbelerden ustalıkla sıyrılan Ebû Ubeyde babasından kaçıyor, başkalarıyla savaşıyor fakat kısa bir süre sonra hırsından kudurmuş babasını yine karşısında buluyordu. Babasından iki kez sıyrılan Ebû Ubeyde üçüncü karşılaşmada iyice köşeye sıkışınca kendisini korumak amacıyla rakibine hamle yaptı. Bu hamle babasının cansız vücudunu yere sermişti.[9]

Allahım, bu nasıl bir sahne, bu ne zorlu bir imtihandı! Allah’ın dininin yücelmesi için yaşayan, Allah ve Rasûlü’nün yolunda en yakınlarıyla savaşmayı göze alan bu insanların ne derin bir imanı ve ne ağır imtihanları vardı! Onlar Allah’ın adını yüceltmek için nelere katlanmış; ne sevdalardan, yakınlıklardan vazgeçmiş; kimlerle savaşmayı göze almışlardı. Rableri, Kitabı’nda onları ne güzel anlatmıştı:

“Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kavmin; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Peygamberi’ne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah’ın taraftarlarıdır. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır.” (Mücadele 58/22)

Onlar gönüllerine Allah ve Rasûlü’nün sevgisini koymuş, bu sevgi uğrunda gayri tüm sevdaları terk etmiş kimselerdi. Onlar Allah’ın tarafında, Rasûl’ün yanında olanlardı. Onlar ebedi cennetlerin bahtiyar sahipleriydi.

Sana Canımız Feda

Uhud Savaşı’nın en zor anıydı. Hani Müslümanlar darmadağın olmuş, düşman amansızca saldırıyordu. Rasûl’ün yanında sadece on dört mücahit kalmıştı. Ebû Ubeyde bu on dört adamın arasında düşmanın karşısında, Efendisinin yanındaydı.[10]

Savaş bitmiş, düşman çekip gitmiş fakat Müslümanlara derin acılar, kayıplar yaşatmışlardı. Allah’ın Sevgili Rasûlü yaralanmış, başına aldığı darbeler sonucunda miğferinin halkaları yanaklarına batmıştı. Bu halkalar ona büyük acılar veriyor, acının şiddetinden konuşamıyordu.

Peygamber acı çekerken dostları durur muydu? Onlar kendi yaralarını, ağrılarını unutmuş Efendilerine koşmuş, O’na yardımcı olmanın derdiyle yanıyorlardı. Ama Ebû Ubeyde başkaydı. O herkesi geride bırakmış, bu şerefe sahip olmanın aşkıyla Nebi’nin yanına varmıştı. Miğferin halkalarını eliyle çıkarması halinde Efendimiz çok acı çekerdi. Öyleyse dişleriyle bir defada çıkarmayı denemeliydi. Birinci halkayı çıkardığında Ebû Ubeyde’nin ön dişlerinden biri düştü. Sonra diğer halkayı da bir çekişte çıkardı, fakat bir dişi daha düştü. Efendimiz aleyhisselam demir halkaların acısından kurtulmuş, Ebû Ubeyde’nin ise iki dişi kırılmış, ağzı kan içinde kalmıştı.[11] Rasûl’ün yolunda iki dişin ne önemi vardı. O’na canlar feda olsundu. Ebû Ubeyde, Efendimize yardımcı olmanın mutluluğunu kim bilir nasıl yaşamıştı. Bu mutluluğun bir tarifi var mıydı?

Habat Seriyyesi

Ebû Ubeyde Allah Rasûlü’nün muzaffer komutanıydı. Efendimiz onu Zülkassa ve Sifulbahr seriyyelerine komutan tayin etmiş, Ebû Ubeyde bu seferlerden başarılarıyla geri dönmüştü. Sifulbahr Seriyyesi ne kadar zor geçmişti! O yıl Medine’de kıtlık çıkmış, Peygamber Efendimiz askerlere yeterince erzak verememişti. Müslümanlar sefer sırasında aç kalmış, ağaç yapraklarını yemek zorunda kalmışlardı. Öyle ki savaşa da “Habat” (ağaç yaprakları) adı verilmişti.[12] Bu savaşın büyük zorlukları ama bir o kadar da güzellikleri vardı. Müslümanların karnını doyurmak için karaya vuran o dev gibi balina unutulur muydu? Allah Celle rızası için yola çıkan kullarını yolda bırakır mıydı?

Gönüllerin Kahramanı

Ebû Ubeyde b. Cerrah, Zatu’s-Selâsil Seriyyesi’ndeki tavrıyla gönüllerde taht kurmuş, bu tavır tüm Müslümanlara ders olmuştur. Peygamber aleyhisselam, Amr b. Âs’ı bir seriyyenin başında düşman üzerine gönderir, Müslümanlar yolda düşmanın çok kalabalık olduğunu öğrenince Efendimize bir mektup yazarak yardım isterler. Allah Rasûlü, Ebû Ubeyde b. Cerrah önderliğinde aralarında Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in de bulunduğu bir orduyu yardıma gönderir. Peygamber Efendimiz birleşen İslam ordularına Ebû Ubeyde’nin komuta etmesini isterken, Ebû Ubeyde’ye Amr b. As ile iyi geçinmesini, asla ihtilafa düşmemelerini öğütler.

İki ordu bir araya geldiğinde Amr b. As, Ebû Ubeyde’nin komutan olmasını kabul etmez ve taraflar arasında tartışma yaşanır. Sahabiler Ebû Ubeyde’nin komutan olması gerektiğinde ısrar ederler. Zira o, hem ilk Müslümanlardandır hem de son derece kabiliyetli bir kimsedir. Ayrıca Allah Rasûlü onun komutan olmasını istemiştir. Amr ise muhalefete devam etmekte, inatla komutan benim, demektedir.

Ebû Ubeyde’nin dünyası da derdi de başkadır. O, Müslümanlar arasında ihtilaf, kavga istemez. Önemli olan kimin lider olduğu değil, İslam’ın zaferi, Müslümanların menfaatidir. Varsın komutan başkası olsun yeter ki zafer inananların olsun. Komutanlık hakkından vazgeçer ve sıradan bir asker olarak dinine hizmet eder.

Şahsî ihtirasları uğruna ümmeti felakete sürükleyenler, baş olmak, en önde durmak adına Müslümanları birbirine düşürenler, kendilerini bulunmaz hint kumaşı olarak gören ve ümmetin tek kurtuluş çaresi gösterenler; Ebû Ubeyde’yi ve onun fedakârlığını iyi düşünmelidir. O Müslümanların iyiliği için hakkından vazgeçen, tartışmayı değil Allah yolunda cihadı düşünen ne güzel bir insandır! Az olsun ama benim olsun, ben ne dersem o olsun diyen bir anlayış Ebû Ubeyde’yi ve onun idealini anlayamaz. Haklı olduğu halde tartışmaktan vazgeçene cennetin ortasında bir köşk vadeden Allah Rasûlü, Ebû Ubeyde’nin ferâgatini öğrenince pek memnun olmuş ve onun için dua etmiştir.[13] Hangi makam veya rütbe Allah Rasûlü’nün hayır duasından daha değerli olabilir ki…

Allah’ın Sevgili Elçisi, Mekke’yi fetheden mübarek ordusunu dört kısma ayırdığında kendisinin de içinde bulunduğu birliğin başına Ebû Ubeyde’yi komutan tayin etmişti.[14] O ne güzel bir asker ve ne güzel bir komutandı!

Bu Ümmetin Emini

Yemenli Necran heyeti Medine’ye gelerek Allah Rasûlü’yle görüşürler. Kendilerine İslam’ı öğretecek, aralarında çıkacak ihtilafları çözebilecek güvenilir, emin bir sahabinin Yemene gönderilmesini isterler. Efendimiz aleyhisselam onlara ashabı içinden güçlü, emin ve güvenilir birisini göndereceğini söyler. O gün öğle namazından sonra sahabilerin pek çoğu gönderilecek bu emin kimsenin kendisi olması için dualar ederler. Hz. Ömer gibi bazı sahabiler ise en ön safa geçip Efendimizin kendilerini görmesi ve seçmesi için çaba sarf ederler. Efendimiz aleyhisselam Ebû Ubeyde’yi görünce durur ve kararını verir:

Her ümmetin bir emini vardır. Ümmetimin emini ise Ebû Ubeyde b. Cerrah’tır.[15]

Bunlar Allah Rasûlü’nün sözleridir. Onun ağzından çıkan güzel bir söze mazhar olmak saadetlerin en yücesidir. Böyle bir makama erebilmek ise Ebû Ubeyde misali, insanlara güven verebilen, sağlam karakterli bir mümin olmakla mümkündür.

O Bahreyn’e cizye memuru, diğer bazı kabilelere ise zekât memuru olarak gönderilmiş,[16] Peygamber aleyhisselam’ın kendisine verdiği tüm görevleri layıkıyla yerine getirmiştir.

Suriye Fatihi

Efendimiz aleyhisselam, ebedi âleme irtihal edip Refik-i Ala’ya ulaştığında Müslümanlar büyük bir acı duymuş, ayrıca Allah Rasûlü’nden sonra neler olacağının endişesini yaşamışlardı. Hz. Ebû Bekir, Ebû Ubeyde’yi işaret ederek onun halife olmasını istemiş, Ebû Ubeyde ise Rasûlullah’ın hicretinde dost edindiği, vefatından önce imam seçtiği Ebû Bekir’in halife olmasını arzulamış, Müslümanların o zor gününde Hz. Ebû Bekir’in halife seçilmesi için elinden gelen gayreti göstermişti.[17]

Hz. Ebû Bekir devrinde önce devletin mali işlerini yürütmüş daha sonra ise Suriye cephesinde cihad eden ordulardan birinin komutanlığına getirilmişti.[18] Hz. Ömer halife olduğunda Ebû Ubeyde’ye tüm Suriye ordularının başkomutanlığı vazifesini vermiş, bu dönemde Dımaşk, Humus, Hama, Lazkiye, Halep, Antakya ve Kudüs başta olmak üzere pek çok şehrin fethi gerçekleşmiş, Anadolu içlerine seferler düzenlenmişti. Ebû Ubeyde fethedilen tüm bu bölgeleri vefat edinceye yönetmişti.[19]

Suriye bölgesindeki şehirleri ziyaret eden Hz. Ömer, Ebû Ubeyde ile buluştuğunda kaldığı çadıra misafir oldu. Fethedilen zengin bölgelerin fatihinin yaşadığı çadırın sadeliğini, yediği kuru ekmek parçalarını görünce duygulandı, “Dünya içimizden yalnızca seni değiştiremedi.” diyerek hayranlığını ifade etti.[20] O, Ebû Ubeyde’den ayrılırken sarılmış, elini öpmüş ve gözyaşı dökmüştü.[21]

Ona Şehadet Yaraşır

Hicretin on yedinci yılında Şam bölgesinde çıkan Amvas Taûnu binlerce Müslüman’ın ölümüne sebep olmuştur. Hz. Ömer vebanın iyice yayıldığını haber alınca Ebû Ubeyde’ye bir an evvel Medine’ye dönmesi için haber gönderir. Ebû Ubeyde halifenin kendisini vebadan korumak için çağırdığını anlayarak ona bir mektup yazar, emri altındaki Müslümanları yalnız bırakamayacağını, kendi canını onlardan daha üstün göremeyeceğini belirtir ve affını talep eder.[22]

Ebû Ubeyde b. Cerrah vebaya yakalandığını anlayıp durumu iyice ağırlaşınca etrafındaki Müslümanlara şu vasiyette bulunur:

“Namazınızı hakkıyla kılın, orucunuzu tutun, zekatınızı verin, haccedin, umre yapın, birbirinize hakkı tavsiye edin. İdarecilerinize hayırlı nasihatlerde bulunun. Dalkavukluk yaparak onları aldatanlardan olmayın.

Dünya hayatı sakın sizi kandırmasın. Onun eğlenceli havasına kapılmayın. Bir kimseye bin yıl ömür verilse bile gördüğünüz bu ölüm mutlaka onun başına da gelecektir. Bunu sakın unutmayın. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”[23]

Ebû Ubeyde kısa bir süre sonra vefat etti. Onun ardından halka seslenen Muaz b. Cebel onu şu sözlerle anlattı:

“Vallahi, bugün öyle bir adamı kaybettiniz ki gönlü ondan daha çok iyilikle dolu olan, kin ve öfkeden uzak duran, ölümü en çok arzu eden, insanlara en fazla yardım edip onlara hayırlı nasihatlerde bulunan başka birini bilmiyorum.”[24]

Onu Peygamber Sevdi

Uzun boylu, ince yapılı, seyrek sakallı ve güzel simalı bir kimse olan Ebû Ubeyde b. Cerrah vefat ettiğinde 58 yaşındaydı.[25] O, Hz. Âişe’nin ifadesiyle Efendimiz aleyhisselam’ın Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’den sonra en sevdiği insandı.[26] Aşere-i Mübeşşere’den, henüz hayatta iken cennetle müjdelenen bahtiyarlardandı.[27] Allah Rasûlü onun bu ümmetin emini olduğunu söyler, Ebû Bekir ne güzel bir kuldur, Ömer ne güzel bir kuldur, Ebû Ubeyde b. Cerrah ne güzel bir kuldur diyerek ona olan sevgisini ifade ederdi.[28]

Abdullah b. Amr şöyle derdi: Kureyş’ten üç kişi vardır ki onlar bu ümmetin en önde gelenleri, ahlakı en güzel, hayâ duygusu en fazla olanlarıdır. Konuşunca sana asla yalan söylemezler ve sen konuşurken açığını aramazlar. Bunlar Ebû Bekir, Osman ve Ebû Ubeyde b. Cerrah’tır.[29]

Ebû Ubeyde Hayatta Olsaydı

Hz. Ebû Bekir onu Müslümanlara komutan tayin ettiğinde şöyle anlatmıştı: Size kendisine zulmedildiği zaman zulmetmeyen, kötü davranıldığında affeden, yumuşak huylu ve müsamahalı birini seçtim. O müminlere karşı merhametli, kafirlere karşı ise sert biridir.[30]

Hz. Ömer vefat etmek üzereyken yerine kimin halife olması gerektiği sorulduğunda şöyle demişti: Ebû Ubeyde hayatta olsaydı yerime onu bırakırdım.[31]

Hz. Ömer bir gün yanındakilere en çok ne istediklerini sormuştu. Bazıları bu ev dolusu altın, bazıları ev dolusu para, bazıları da bir ev dolusu mücevher istedi. Bu altınları, mücevherleri Allah yolunda harcamak için arzulamışlardı. Sıra Hz. Ömer’e geldiğinde şöyle dedi: Ben şu ev dolusu Ebû Ubeyde, Muaz b. Cebel ve Ebû Huzeyfe’nin azatlısı Salim gibi adamlarım olmasını ve onları Allah’ın adının yücelmesi için görevlendirmeyi isterdim.[32]

Bir ev dolusu altın bulunur, para toplanır da bir Ebû Ubeyde bulunmaz. Onun gibisi gelmez bir daha dünyaya. Rabbim ümmetin eminine rahmet etsin. Onun gibi yaşamayı, onu örnek edinmeyi bizlere nasip eylesin.

[1] Buhari, İman 4-5; Müslim, İman 64-65.

[2] Buhari, Fedailu Ashabi’n-Nebi 21; Müslim, Fedailu’s-Sahabe 53.

[3] Zübeyrî, Nesebu Kureyş 445.

[4] İbn Asâkir, Tarihu Medineti Dımeşk, VIII, 734.

[5] İbn Sa’d, Tabakatu’l-Kübra, I,200.

[6] İbn Hişam, Sire, I, 352.

[7] İbn Sa’d, Tabakat, III, 623.

[8] İbn Hişam, Sire,II,177; İbn Hacer, el-İsabe, IV, 11.

[9] Zehebi, Siyeru A’lâm, I,8.

[10] Vakıdi, Meğazi,I,239-240.

[11] İbn Sa’d, Tabakat,III,246-247; Hakim, Müstedrek, III,266.

[12] İbn Sa’d, Tabakat, III,411; Elşad Mahmudov, Sifulbahr,DİA,XXXVII,156.

[13] Vakıdi, Meğazi, II,773; İbn Esir, el-Kamil,II,232.

[14] Ahmed b. Hanbel, Müsned,II,538.

[15] Buhari, Fedailu Ashabi’-Nebi 21; Müslim, Fedailu’s-Sahabe 53.

[16] Buhari, Rekaik 7.; Belazuri, Ensabu’l-Eşraf,I,531.

[17] İbn Sa’d, Tabakat, III,181; İbn Esir, el-Kamil,II, 330.

[18] Halife b. Hayyat, Tarih,I, 123; Ezdî, fütuhu’ş-Şam,5.

[19] Ahmet Önkal, Ebu Ubeyde, DİA,X, 250.

[20] İbnü’l-Esir, Üsdü’l-Ğabe, III,86.

[21] Zehebi, Siyeru Alam,I,15.

[22] Taberi, Tarih, IV,61.

[23] İbn Asakir, Tarihu Medineti Dımeşk, VIII, 760-761.

[24] Hakim, Müstedrek, III,264.

[25] İbn Sa’d, Tabakat, III,414; Osman Aydınlı, Ebu Ubeyde,212-214.

[26] Zehebi, Siyeru Alam,I,10; Tirmizi, Menakıb 14.

[27] Tirmizi, Menakıb 25; İbn Sa’d, Tabakat, III,383.

[28] Tirmizi, Menakıb 32; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II,419.

[29] İbn Hacer, el-İsabe,IV,121.

[30] Osman Aydınlı, Ebu Ubeyde,221.

[31] İbn Sa’d, Tabakat, III,413; Ahmed b. Hanbel, Müsned,I,18.

[32] İbn Sa’d, Tabakat, III,413; Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, I,102.


avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3875
<b>Puanı</b> Puanı : 4257
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Ümmetin Emini Ebû Ubeyde B. Cerrah

Mesaj tarafından İslamcokguzel Bir Salı Tem. 23, 2013 12:31 pm

tesekkur Allah (c.c.) razı ol 


[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
İslamcokguzel

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 2657
<b>Puanı</b> Puanı : 2181
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 89
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 13/03/09

http://islamcokguzel.wordpress.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz