İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Haziran 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Takvim Takvim

En son konular
»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

» Hayat Dediğin Nedir?
Paz Mayıs 28, 2017 9:27 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

» Güneş Yüzlüm
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

» Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

» سورة يوسف - وديع اليمني
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

» Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

» Surat Al-Mulk Wadie Yamani
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

» Berat kandiliniz mubarek olsun:
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

» Berat Gecesi
Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

» Ya Rasulallah (SAV)
Paz Nis. 09, 2017 4:43 pm tarafından yağmur

» Ya RasulAllah
Paz Nis. 09, 2017 4:34 pm tarafından yağmur

» Cürmüm İle Geldim Sana - Affeyle Beni Ya Rabbi (c.c.)
Paz Nis. 09, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Kuranı Kerim Okuyan
Perş. Nis. 06, 2017 9:01 am tarafından yağmur

» Rasulallah efendimizin guzelliği
Perş. Nis. 06, 2017 8:49 am tarafından yağmur

» Ey Ümmetin Yetim Şehri!
C.tesi Nis. 01, 2017 5:54 pm tarafından yağmur

» SOSYAL VERÂSET
Ptsi Mart 20, 2017 10:45 am tarafından yağmur

» Kimi Dost'a Varır
Ptsi Mart 20, 2017 10:34 am tarafından yağmur

» من اجمل تلاوات جزء عم كامل وديع اليمني
Ptsi Mart 20, 2017 10:27 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif Ayında Kılınacak Namaz
Ptsi Mart 20, 2017 10:20 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif
Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif Ayı'nın İlk Cuma Gecesi
Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

» Üç Aylar ve Mübarek Geceler
Ptsi Mart 20, 2017 10:14 am tarafından yağmur

»  Bakara Süresi وديع اليمني
Ptsi Mart 20, 2017 10:04 am tarafından yağmur

» Subhânallâhi ve Bihamdihi Subhânallâhi’l-Azîm
Paz Şub. 12, 2017 12:49 pm tarafından yağmur

» Gidenlerden Umre Hatıraları
Paz Ocak 15, 2017 3:17 pm tarafından yağmur

» Bin Tane Canın Olsa
Paz Ocak 15, 2017 3:09 pm tarafından yağmur

» Medine’de Bir Gece
Paz Ocak 15, 2017 2:52 pm tarafından yağmur

» En Güzel Müziksiz İlahiler
Paz Ara. 04, 2016 9:13 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Paz Ara. 04, 2016 8:54 am tarafından yağmur

» Stres
Paz Ara. 04, 2016 8:43 am tarafından yağmur

» DÎNİN ve ŞAHSİYETİN TEMELİ
Paz Ara. 04, 2016 8:26 am tarafından yağmur

» Abdurrahman al ossi Müthiş Kıraat
Cuma Kas. 25, 2016 7:22 pm tarafından yağmur

» Wadi' Alyamani | Surat Ar-Rahman
Cuma Kas. 25, 2016 7:17 pm tarafından yağmur

» Medine i Münevvere de Zaman
Ptsi Kas. 21, 2016 6:09 pm tarafından yağmur

» His
Ptsi Kas. 21, 2016 5:59 pm tarafından yağmur

» Ümit
Ptsi Kas. 21, 2016 5:56 pm tarafından yağmur

» Siyahtır Kabe’nin Örtüsü...
Ptsi Kas. 21, 2016 5:30 pm tarafından yağmur

» Ender Tekin Gül Diyarı Medine
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:59 pm tarafından yağmur

» Yeni Hicri Yılınız Mübarek Olsun
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:46 pm tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11744 mesaj attılar bunda 4538 konu

Eyvah Demeden Allah Diyelim

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Eyvah Demeden Allah Diyelim

Mesaj tarafından xxkardelenxx Bir C.tesi Nis. 21, 2012 10:20 pm

Eyvah Demeden Allah Diyelim


Çakmak taşındaki gizli ateş gibi her insanın mayasında inanma, müslüman olma kabiliyeti vardır. İnsanın görevi bu kabiliyeti ortaya çıkarıp geliştirmektir. Fıtrat iman etmeye göre kodlanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.): “Doğan her çocuk İslâm fıtratı üzere doğar.” buyurmuştur. (Buhari, Tefsir, 30) Kur’ân-ı Kerimde bu gerçek şöyle belirtiliyor: “Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini alıp kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? “Elbette öyle” dediler. Böyle yaptık ki, kıyamet gününde “Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyesiniz.” (Araf, 172)

Âyetin tefsiriyle ilgili çeşitli görüş ve rivayetler olmakla beraber, bir görüşe göre burada belirtilen sözleşme mecazi anlamda olup insanın organik oluşumunu tamamlama sürecinde Cenab-ı Hakkın insanın fıtratına kendi varlık ve birliğini tanıma ve inanma kabiliyetini yerleştirmesi anlamındadır. İnsana ‘Rabbin kimdir?’ diye sorulsa, “Allahtır” demesi gerekir. Zira böyle diyecek zihni ve psikolojik donanıma sahiptir. Ayrıca Mevla iç ve dış âlemde kendi varlığına ve birliğine delalet edecek pek çok kanıtlar yaratmıştır. Peygamberlerin görevi, insanları fıtratlarına uygun şekilde inanma ve yaşamaya yöneltmektir.

Fıtrat yalan söylemez. İnanmak; acıkmak ve susamak gibi temel bir olgudur. Mutlak anlamda inançsızlık söz konusu değildir. Söz konusu olan inancın yozlaşması, tevhide şirkin karışmasıdır.

Eski yunan filozofları yüce bir yaratıcının varlığını inkar etmiyorlardı. Fakat tahrif edilmemiş saf bir vahiy kaynağına sahip olmadıkları için şirke sapmışlar, Allah’a yakışmayan sıfatlar isnat etmişler, inanç mitolojiye dönüşmüş, güneş tanrısı, ay tanrısı, demir tanrısı, aşk tanrısı, şarap tanrısı gibi saçma tanrı figürleri ortaya çıkmıştır. Cahiliye arapları da Allah’ın varlığına inanıyorlardı. Fakat yüce yaratıcıyla doğrudan irtibat kurmanın mümkün olmadığına inanarak akıllarınca bu irtibatı sağlayacak putlar ediniyorlardı. Onların bu durumlarını ifade eden ayet-i kerimeler vardır. “Andolsun ki, onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan. Şüphesiz ki, “Allah” diyecekler.” (Zümer, 38) “Haberiniz olsun ki, halis din Allahındır. Allahı bırakıp putları kendilerine dost ve sahip edinenler: Bunlara ancak bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye tapıyoruz, derler.” (Zümer, 3)

İman fıtratın gereği olduğu için, Kur’an-ı Kerimde mutlak inkardan ziyade inancın yozlaşmış şekli olan putperestlik üzerinde çok durulur. Allah’ın varlığından ziyade birliğinden bahsedilir. Gerçek yaratıcının Allah olduğu, aracılara ihtiyaç bulunmadığı, Mevlanın insana şah damarından daha yakın, her yerde hâzır ve nâzır olduğu vurgulanır. Tevhid asıldır. Kainatta her şey Allah’ın birliğine işaret etmektedir. Gerçek inanç tevhiddir. Şirk inancın yozlaşmasıdır.

İman fitri olduğu için yüce Mevla fıtrata dönmeyi, yaratılışa ters düşmemeyi öğütlemektedir. “O halde sen yüzünü bir muvahhid olarak dine, Allah’ın o fıtratına (yaratma kanununa) çevir ki, o insanları bunun üzerine yaratmıştır.” (Rum, 30)

Tarihte ve günümüzde inançsızların varlığı fıtrattaki gerçeği değiştirmez. Ateist olduğunu söyleyenler, daha doğrusu dinsiz olduğunu zannedenler haddi zatında gizli bir imana sahip olduklarını fark etmeyenlerdir.

Pek çok ayet-i kerimede belirtildiği gibi çeresizlik ve sıkıntı anlarında bu iman ortaya çıkar “Gemide bulunduğunuzda, güzel bir rüzgarla gemiler onları yüzdürüp götürdüğü ve bu yüzden sevinç içinde oldukları sırada onları bir fırtına yakalar, üzerlerine her taraftan dev dalgalar gelmeye başlar. Derken tamamen ölüm çenberine girdiklerini gördüklerinde bütün samimiyetleriyle sadece Allah’a boyun eğerler. “Eğer bizi bundan kurtarırsan, elbette şükredenlerden oluruz, diye yalvarırlar. Ne vakit ki Allah onları kurtarır derhal yine yeryüzünde haksız yere taşkınlık ve azgınlığa başlarlar. Ey insanlar! Azgınlığınız ancak kendi aleyhinizedir.” (Yunus, 22-23)

İnsanlar genellikle bolluk ve rahatlık içinde olduklarında heva ve heveslerinin peşine takılarak Rablerini ve ona karşı olan görevlerini unutup ihmal ederler, adeta fani heveslerinin kölesi olurlar, kör ve sağır kesilirler. “Kendi hevesini ilah edinen, Allah’ın (durumunu) bildiği için saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne perde çektiği kimseye ne dersin?” (Casiye, 23)

Görüldüğü üzere iman asıl, inkâr ve şirk ârızıdır. Her insan, varlığında bir iman kıvılcımı taşır, başta da belirttiğimiz gibi bu iman çakmak taşındaki ateş gibi gizlidir. Mühim olan bunu normal yollardan ve tabii seyrine uygun olarak geliştirmek ve bu imanı bir hayat tarzına dönüştürmektir. Hayata geçirilmeyen, amelle desteklenmeyen iman, kulun içindeki kıvılcım gibi kalır, kimseye yarar sağlamaz.

İnsanın mayasında tabii olarak var olan inancı tabii şekilde geliştirmek, doğru ve sağlam olarak güzel bir hayat tarzına dönüştürmek, sevgiye, zevke ve gönüllülüğe dayalı bir dindarlık varken sıkışıp çaresiz kalınca Allahı hatırlamak akıl kârı değildir. Gerçek iman hür iradeye ve gönüllülüğe dayanan imandır. Mecburiyet karşısında herkes hizaya gelir. Fakat mecburiyette sevgi, saygı ve samimiyet yoktur. Mecburiyet kalkınca itaatde kalkar. “İnsanların başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O’na yalvarırlar. Sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca bakarsınız ki onlardan bir gurup yine Rablerine ortak koşarlar.” (Rûm, 33)

Böyle davranmak iki yüzlülüktür. İşler yolundayken Allah yokmuş gibi davranıp, sıkışınca Allaha sığınmak nankörlüktür. Böylelerine Mevlâ rahmet nazarıyla bakmaz. Allah’tan bir şey istemek için insanın yüzü olması gerekir. İnsanlara karşı olan davranışlarda da aynı şey söz konusudur. Allah Rahimdir, Ğafûrdur ama aynı zamanda şedîdü’l-ıkâb (azablandırması şiddetli)dir.

İnsanlar genellikle gâfil oldukları, dünyaya ve onun geçici süs ve zevklerine aldandıkları için ölüm gelip çatınca akılları başlarına gelir. Dürüst ve samimi bir hayat yaşayacaklarına söz vererek Allah’tan ömürlerini uzatmasını isterler. Fakat son pişmanlık fayda vermez. Zira Mevlâ kullara kulluklarını ispat edebilecekleri kadar bir ömür vermiş, çeşitli imkan ve fırsatlar tanımıştır. Bu ömrü ve fırsatları boşa harcayanlar ömürlerinin sonunda faydasız bir pişmanlıkla karşı karşıya kalırlar.

Ömrünü isyan ve inkarla geçirmiş niceleri derin bir nedamet ve hasretle bu alandan göç etmişlerdir. Bütün varlıkları yokluğa, bütün güç ve saltanatları sıfıra müncer olmuştur. Önceden Allah demedikleri için sonunda eyvah demek durumunda kalmışlardır. Önceleri, ben sizin en yüce rabbinizim, diyen firavun bile sonunda kulluğa razı olmuş. Fakat mecburiyete dayalı bir kulluk kendinden kabul edilmemiştir. “Nihayet firavun denizde boğulurken: Gerçekten İsrail oğullarının inandığı tanrıdan başka tanrı olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım, dedi. Şimdi mi iman ettin? Halbuki daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. (Yunus, 90)

Aklı başında olan herkes fıtratın sesine kulak verip sahih bir iman ve salih amele dayalı bir hayat sürmeye çalışmalıdır. Zira mecburiyete dayalı bir iman ve amelde fayda yoktur. Öyle ise hep birlikte mecburen eyvah demeden gönüllü olarak Allah diyelim. Mevla, ismini dilimizden, sevgisini gönlümüzden eksik etmesin. Amin.
avatar
xxkardelenxx



Aktiflik :
250 / 999250 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 108
<b>Puanı</b> Puanı : 94
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 0
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 10/03/12

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz