Saat
Similar topics
Mayıs 2012
| Ptsi | Salı | Çarş. | Perş. | Cuma | C.tesi | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
En son konular
Hadis-i Şerif

Giriş yap
Kontrol Paneli
Bilgiler Seçenekler İmza Avatar |
Arkadaş ve Tanınmamış Üye listesi Grup |
| Gelen Kutusu ÖM Gönder |
| Gözlenmiş Konular |
Arama
Istatistikler
Toplam 1842 kayıtlı kullanıcımız varSon kaydolan kullanıcımız: sedat16
Kullanıcılarımız toplam 9941 mesaj attılar bunda 3731 konu
Kaderle Alakalı Hadisler-
1 sayfadaki 1 sayfası • Paylaş •
Kaderle Alakalı Hadisler-
M. Ali KAYA[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Allah Teâlâ Hazretleri hastalığı da ilacı da yaratmıştır. Her hastalığın bir ilacı vardır. Öyle ise tedavi olun; ancak Allah haram kıldığı şeylerde şifa var etmemiştir. Haram olan şeylerle tedavi olmayınız.” (Ebu Davud, Tıp, 11)
Hadisin Açıklaması:
Yüce Allah kaderi sebep ve sonuçlarıyla yazmıştır. Sonucu yazıp sebebi bırakmış değildir ki sebeplerin sonucu etkilediği düşünülerek insanın sebepleri sarılması sonucunda kaderi değişmiş gibi olsun. Kader sebep ve sonuca beraber bakar. Bu nedenle yüce Allah hayatı ve insanı yarattığı gibi insanın hayatını devam ettirecek olan rızkı ve sebeplerini de beraber yaratmıştır. Aynı şekilde hastalığı yarattığı gibi, şifasını ve şifayı sağlayacak sebepleri ve ilaçları da yaratmıştır.
Bir gün peygamberimize (sav) bir adam geldi ve “Şifa için okuduğumuz dualar, tedavi için kullandığımız ilaçlar ve düşmanlardan korunmak için aldığımız tedbirler hakkında ne buyurursunuz. Bunlar Allah’ın kaderinden herhangi bir şeyi geri çevirebilir mi? Kaderi değiştirir mi?’ diye sordu. Peygamberimiz (sav) “Bu saydıklarınızın tamamı Allah’ın kaderindendir” diye cevap verdi. (Tirmizi, Kader, 12; Tıp, 21; İbn-i Mâce, Tıp, 1)
Maddi ve manevi, bedenî ve kalbî her hastalığın ilacı vardır. Cehalet hastalığının ilacı ilim, riyanın ilacı ihlas, kibrin ilacı tevazu, imansızlık ve nifak hastalığının ilacı iman ve imana ait ilimler olduğu gibi her nevi maddi hastalığın da ilacını yüce Allah yaratmış ve tabiata gizlemiştir.
Nitekim peygamberimiz (sav) “Allah Teâla her hastalığın ilacını yaratmış ve her hastalığa bir ilaç vermiştir. Öyle ise tedavi olun; ancak Allah haram kıldığı ve yasakladığı şeylerde şifa yaratmamıştır, haramla tedavi olmayın” (Ebu Davud, Tıb, 11) buyurmuşlardır. Bit tek “ihtiyarlık hastalığının tedavisi ve ilacı yoktur.” (Buhari, Tıb, 1; Ebu Davud, Tıb, 1) Peygamberimiz (sav) de tedavi olurdu. Ancak doktorların ilacı ile değil. Bir yara olsa hanımının hizmetçilerinden Selma’ya emreder yarasına kına koydururdu” (Tirmizi, Tıb, 13)
Yüce Allah’ın hastalığı, derdi ve şifayı yaratması kaderdendir. Yani yüce Allah her hastalığın ilacını da yaratmış ve insanlara hastalık vererek bildiğimiz iki önemli hikmeti gerçekleştirmiştir. Birincisi, insan açlıkla cenab-ı Hakkı Rezzak olarak tanırken, hastalıkla da Şafi, yani şifa veren olarak tanır. İkincisi, insanları yardıma ve tedaviye muhtaç olarak yaratıp onları yardıma sevk ederken hastalık vasıtasyla aczini ve fakrını ihsas ettirerek kul olduğunu ve Allah’a olan ihtiyacını hissettirir ve hâlis bir dua ettirir. Üçüncüsü sosyal hayatta insanları birbirine muhtaç ederek doktor, sağlık elemanları ve eczacılar ve tedarikçilerin rızıklarını ondan verirken muhtaca yardım eden ve tedavi edenlere karşı saygı ve hürmeti, tabib ve ilim adamlarına da ilim ve hizmetleri karşılığında imtiyaz sahibi olmalarını sağlamaktadır. Bu bizim gözümüzle görüp bildiğimiz hikmetleridir. Bilmediğimiz nice hikmet ve faydalar vardır ki bunları ancak Allah bilir.
Yüce Allah rızkı yaratmış, rızkın vasıta ve sebeplerini de yaratmış, rızkı bu sebeplere takmıştır. Aynı şekilde cehalet hastalığını gidermek için okulları, ilim adamlarını, kitapları ve vahyi ulaştıran bütün vasıtaları sebep kılmış, ilim ve hidayete vesile yapmıştır. İnsan nasıl ki rızkın ve şifanın sebeplerine sarılarak onları arıyorsa aynı şekilde ilim ve hidayetin de vasıtalarına sarılarak hidayeti Allah’tan istemelidir. Zira “Sebepler dünyasında” Allah hiçbir şeyi sebepsiz vermemektedir.
Allah insanlar için haram kıldığı şeylerde şifa ve yasakladığı amellerde hidayet yaratmamıştır. Kişi nasıl ki Allah’ın yasakladığı bir amel ve itikat ile hidayete ermez, Allah’a yaklaşmaz ve rızasını kazanamaz ve kendisini cehennemden kurtaramaz ise Allah’ın haram kıldığı içki, domuz eti, kan ve leş gibi şeylerde de şifa bulup tedavi olamaz. Allah onlarda insan için şifa yaratmamıştır.[img][/img][url][/url]
Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Allah Teâlâ Hazretleri hastalığı da ilacı da yaratmıştır. Her hastalığın bir ilacı vardır. Öyle ise tedavi olun; ancak Allah haram kıldığı şeylerde şifa var etmemiştir. Haram olan şeylerle tedavi olmayınız.” (Ebu Davud, Tıp, 11)
Hadisin Açıklaması:
Yüce Allah kaderi sebep ve sonuçlarıyla yazmıştır. Sonucu yazıp sebebi bırakmış değildir ki sebeplerin sonucu etkilediği düşünülerek insanın sebepleri sarılması sonucunda kaderi değişmiş gibi olsun. Kader sebep ve sonuca beraber bakar. Bu nedenle yüce Allah hayatı ve insanı yarattığı gibi insanın hayatını devam ettirecek olan rızkı ve sebeplerini de beraber yaratmıştır. Aynı şekilde hastalığı yarattığı gibi, şifasını ve şifayı sağlayacak sebepleri ve ilaçları da yaratmıştır.
Bir gün peygamberimize (sav) bir adam geldi ve “Şifa için okuduğumuz dualar, tedavi için kullandığımız ilaçlar ve düşmanlardan korunmak için aldığımız tedbirler hakkında ne buyurursunuz. Bunlar Allah’ın kaderinden herhangi bir şeyi geri çevirebilir mi? Kaderi değiştirir mi?’ diye sordu. Peygamberimiz (sav) “Bu saydıklarınızın tamamı Allah’ın kaderindendir” diye cevap verdi. (Tirmizi, Kader, 12; Tıp, 21; İbn-i Mâce, Tıp, 1)
Maddi ve manevi, bedenî ve kalbî her hastalığın ilacı vardır. Cehalet hastalığının ilacı ilim, riyanın ilacı ihlas, kibrin ilacı tevazu, imansızlık ve nifak hastalığının ilacı iman ve imana ait ilimler olduğu gibi her nevi maddi hastalığın da ilacını yüce Allah yaratmış ve tabiata gizlemiştir.
Nitekim peygamberimiz (sav) “Allah Teâla her hastalığın ilacını yaratmış ve her hastalığa bir ilaç vermiştir. Öyle ise tedavi olun; ancak Allah haram kıldığı ve yasakladığı şeylerde şifa yaratmamıştır, haramla tedavi olmayın” (Ebu Davud, Tıb, 11) buyurmuşlardır. Bit tek “ihtiyarlık hastalığının tedavisi ve ilacı yoktur.” (Buhari, Tıb, 1; Ebu Davud, Tıb, 1) Peygamberimiz (sav) de tedavi olurdu. Ancak doktorların ilacı ile değil. Bir yara olsa hanımının hizmetçilerinden Selma’ya emreder yarasına kına koydururdu” (Tirmizi, Tıb, 13)
Yüce Allah’ın hastalığı, derdi ve şifayı yaratması kaderdendir. Yani yüce Allah her hastalığın ilacını da yaratmış ve insanlara hastalık vererek bildiğimiz iki önemli hikmeti gerçekleştirmiştir. Birincisi, insan açlıkla cenab-ı Hakkı Rezzak olarak tanırken, hastalıkla da Şafi, yani şifa veren olarak tanır. İkincisi, insanları yardıma ve tedaviye muhtaç olarak yaratıp onları yardıma sevk ederken hastalık vasıtasyla aczini ve fakrını ihsas ettirerek kul olduğunu ve Allah’a olan ihtiyacını hissettirir ve hâlis bir dua ettirir. Üçüncüsü sosyal hayatta insanları birbirine muhtaç ederek doktor, sağlık elemanları ve eczacılar ve tedarikçilerin rızıklarını ondan verirken muhtaca yardım eden ve tedavi edenlere karşı saygı ve hürmeti, tabib ve ilim adamlarına da ilim ve hizmetleri karşılığında imtiyaz sahibi olmalarını sağlamaktadır. Bu bizim gözümüzle görüp bildiğimiz hikmetleridir. Bilmediğimiz nice hikmet ve faydalar vardır ki bunları ancak Allah bilir.
Yüce Allah rızkı yaratmış, rızkın vasıta ve sebeplerini de yaratmış, rızkı bu sebeplere takmıştır. Aynı şekilde cehalet hastalığını gidermek için okulları, ilim adamlarını, kitapları ve vahyi ulaştıran bütün vasıtaları sebep kılmış, ilim ve hidayete vesile yapmıştır. İnsan nasıl ki rızkın ve şifanın sebeplerine sarılarak onları arıyorsa aynı şekilde ilim ve hidayetin de vasıtalarına sarılarak hidayeti Allah’tan istemelidir. Zira “Sebepler dünyasında” Allah hiçbir şeyi sebepsiz vermemektedir.
Allah insanlar için haram kıldığı şeylerde şifa ve yasakladığı amellerde hidayet yaratmamıştır. Kişi nasıl ki Allah’ın yasakladığı bir amel ve itikat ile hidayete ermez, Allah’a yaklaşmaz ve rızasını kazanamaz ve kendisini cehennemden kurtaramaz ise Allah’ın haram kıldığı içki, domuz eti, kan ve leş gibi şeylerde de şifa bulup tedavi olamaz. Allah onlarda insan için şifa yaratmamıştır.[img][/img][url][/url]
1 sayfadaki 1 sayfası
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz


İletişim









































» Dua Yanmış Yüreklere Teselli
» ♥♥♥ Yâr’e söyle ♥♥♥
» Hac ve Umre Nasıl Yapılır?
» مـكة المكرمة 2006 - 1900 Mekke-i Mükerreme
» Hacc Hajj 1938
» 1938 Yılında Medine-i Münevvere المدينة المنورة
» Serdar Tuncer - Mihriban (Aşk)
» Serdar Tuncer'den "Fetih 1453" yorumu
» Mihrapta Peygamber-i Zîşan’ı gördüm
» Mevlâ görelim neyler; Neylerse güzel eyler
» Kervan Yola Çıkar
» Ey Kâbe
» Gel Ey Gurbet Diyarında Esir Olup Kalan İnsan
» Ağlasa Aşık Bela-yı Hicr İle Nalan Olup
» Ender Doğan - İncitme
» Muhammed Eddeb
» Kuran-ı Kerim'deki Secaventler (Duraklar)
» Şeytan gözlerinizden öpüyor mu?
» Eyvah Demeden Allah Diyelim
» İki Sevme Arası Bir İtaat....
» Duyduk Ama İtaat Ettik Mi?
» AŞKA EN ÇOK HÜZÜN YAKIŞIR
» Kaç nefes kaldı, ömürden geriye?
» RABBİM SANA YÖNELDİM
» BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM, ALLAH (c.c) GÜZEL DEMEDİKÇE
» Her Kul Tevbe ve İstiğfar Etmeye Daima Muhtaçtır
» Muhakkak
» MEŞALEM SÖNMEYECEK
» MEDİNE NEYİ ÖZLÜYORUM
» Anneciğim
» Düşünmek yok mu?
» Ay Yüzlü
» Cuma Suresi - Kabe imamı Şeyh Mahir al-Mu'ayqali
» Cuma Duası
» O’nu Yâd Et...
» En iyi haslet nedir?
» Kalplerimizde mü’minlere karşı bir kin bırakma!..
» KIRIK KALPLER HÜRMETİNE…
» Şeyh Salah al-Budair
» Cennetteki Ayakkabı Tıkırtısı
» Şecaat yâ Rasûlallah!
» Gönül Deryamdaki İnci
» Cennetin Bâb-ı Nesîmi
» Ya Rasulallah, Ya Habiballah
» O Geliyor O, Ay Parçamız (s.a.v.)
» Ya RasulAllah (s.a.v.)
» Alemlere Rahmet Olan Ahmed Muhammed Mustafa (s.a.v.)
» Kimi Dost'a Varır
» Ey Göz Güzel Bak!