İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

En son konular
» Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:15 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Çarş. Kas. 29, 2017 3:12 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Kokusu Gelir Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:07 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Bilal Gibi Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:03 pm tarafından yağmur

» Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz'in Mübarek Doğum Günü "MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN"
Çarş. Kas. 29, 2017 2:54 pm tarafından yağmur

» Referansım Allah celle celalühü
Çarş. Kas. 29, 2017 2:49 pm tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere’de Ramazan’ı Yaşamak
C.tesi Kas. 04, 2017 11:57 am tarafından yağmur

» EY KALEM! ESER SENİN DEĞİLDİR
C.tesi Kas. 04, 2017 11:45 am tarafından yağmur

» MESCİD-İ NEBEVÎ'DE TANIDIK BİR İMZA
C.tesi Kas. 04, 2017 11:37 am tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere'ye Gidin / Dursun Ali Erzincanlı
C.tesi Kas. 04, 2017 11:27 am tarafından yağmur

» diken Tohumu
Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

» Hakka Vuslat
Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

» Kalpteki Nurun Sebebi
Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

» Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

» Hac
Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

» Zilhicce Ayının On gününün Önemi
Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

» AH ŞU TATİL GÜNLERİ
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

» AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

» Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

» ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11786 mesaj attılar bunda 4564 konu

İnsan En Güzel Şekilde Yaratılmıştır

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İnsan En Güzel Şekilde Yaratılmıştır

Mesaj tarafından MINE Bir Cuma Nis. 08, 2011 1:49 am

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]“O ki, seni yarattı da seni düzgün (yaratılışlı ve azaları tam bir insan) yaptı; nihayet seni ölçülü (ve dengeli) kıldı”1.

Allah, insanı en güzel surette yaratmış, akıl, hafıza, hayal, şefkat ve muhabbet gibi duygularla bezetmiş ve ona gayet geniş istidat ve kabiliyetler vermiş ve en önemlisi, kendisine muhatap almıştır.
Kusur insanın yaratılışında değil, ateistlerin düşüncelerindedir

Ateist biyologlar ve pozitivist felsefeciler, insanın gelişigüzel tabiat olayları sonunda tesadüfen ortaya çıktığını ileri sürmekteler. Onlara göre insan mükemmel bir varlık değildir. Aşağı yapılı canlılardan kalan bir takım işe yaramayan organları olan kusurlu bir varlıktır. Akıllarınca, insan şayet bir yaratıcının eseri olsa idi, böyle kusurlu değil, mükemmel olması gerekirdi.

Ateist biyologlar, yaklaşık yüz yıl önce, insanda işe yaramayan ve dolayısıyla onun önceki atalarından kendisine miras kalan 150’e yakın organ sayıyorlardı. Kör barsak, epifiz, hipofiz bezleri ve kuyruk sokumu gibi yapılar, bu lüzumsuz organların başında geliyordu. Neyse ki, yapılan çalışmalarla bunların öyle lüzumsuz organ olmadığı, bilakis insanın sıhhati için çok önemli görevlerinin bulunduğu anlaşıldı da lüzumsuz organ listesinden çıkarıldılar2.

Ancak, ateist düşünceyi kendilerine meslek edinmiş bazı materyalist biyologlar, insanın var oluşunu, ateizme dayalı pozitivist felsefeyle açıklamayı sürdürüyorlar. İnsanda vazifesi tam bilinemeyen bazı yapıları lüzumsuz addediyorlar. İnsanda görülen bazı hastalıkları da kendi akıllarına sığıştıramadıklarından, bunları, bir yaratıcının olmadığına ve insanın gelişigüzel ve daha aşağı yapılı varlıklardan ortaya çıktığına delil göstermeye çalışıyorlar. Bununla ilgili, internette yer alan iddialarından bazıları şöyle;

1.Çocukların, doğumdan itibaren ilk birkaç ay içinde gaz çıkaramaması,

2. Çocukların iç kulak ile ağız arasındaki östaki borusunun kısa oluşunun orta kulak rahatsızlığına sebep olması,

3. Çocuklarda, idrar kesesinin dışarıya bağlayan kanalın erişkinlere göre kısa olması nedeniyle idrar yolları hastalıklarının görülmesi,

4. Penisteki sünnet derisinin varlığı,

5. Anne sütünde D vitamininin olmaması,

6. İnsandaki diş çürüklüğü ve 20 yaş dişlerinin varlığı,

7. Kemik erimesi (Osteoporaz),

8. Yaşlılarda görülen prostat rahatsızlığı,

9. Kadınlarda görülen rahim ve meme kanserleri,

10. Omurga rahatsızlığı,

11. Bazı insanlarda kasık fıtığının görülmesi,

12. Yaratıcını, yaklaşık 400.000 bitki olmasına rağmen niye daha çok çeşitli meyve ve sebze sunmadığı ve domatesi, şeftaliyi, elmayı, portakalı niye yabani tarzda verdiği gibi ardı arkası kesilmeyen sorular.

Bu soruların özeti; insan başta olmak üzere, bütün varlıkların yaratılış hikmeti ve gayesinin ne olduğu ve niçin yaratıldığıdır. Bu soruların cevabını bilimsel bilgi veremez. Yani, insanın niçin yaratıldığı, hastalıkları yaratmadaki hikmetlerinin neler olduğu gibi soruların cevabını bilimsel bilgi, yani laboratuar değil, semavî kaynaklar verir.

Ateist düşünürler, bu ve benzeri sorulara felsefî bir takım yorumlar getirip, cerbeze ile bunu da bilimsel bir bilgi gibi takdim ediyorlar. Onların yaptığı, fizik ötesine ait, kendi anlayış ve inanışlarına dayalı bir takım faraziye ve yorumlardır.

Burada kusur, insanın yaratılışında değil, Allah’ı bilmeyen, Peygamberleri tanımayan ve Allah’a dost olamayan ateist ve materyalist felsefeci ve evrimcilerin düşüncelerindedir.
Her bir canlı programlanmış bir dosya gibidir

Bilgisayarda kayıtlı, sözgelimi on bin sayfalık bir dosyanın karakteri milyonlara ulaşır. Program dışında bu dosyaya girecek herhangi bir karakter, yani virüs bazen bütün bir dosyanın çalışmasını bozabilir. İşte kâinattaki her bir canlı varlık da adeta bir bilgisayar dosyası gibidir. Her bir canlıyı meydana getiren elementler o dosyanın karakterlerini andırır ve belirli bir plân ve programa göre çalışırlar. Her bir element Allah’ın ilim, irade ve kudreti dâhilinde hareket eder. Hiçbir element program dışı olamaz. Her hangi bir elementin program dışı bir hareketi bütün kâinatın dengesinin bozacaktır.

Bir element bile başıboş ve gayesiz olmazken, varlıkların en şereflisi olan insanın ve insandaki organların lüzumsuz ve gayesiz olması düşünülebilir mi? Onun her bir organın bir ve belki pek çok gayesi ve hikmeti vardır. Bilim adamının görevi, ateist biyologlar gibi, görevi ve yapısı tam bilinmeyen bazı organların gereksiz ve gayesiz olduğuyla milleti lüzumsuz meşgul etmek değil, bu organların yapı ve fonksiyonlarını tespit etmek olmalıdır.
Ateist düşünürler, dünyanın tanzimine kendilerini memur görüyorlar

Ateist bilim adamlarına göre, bir yaratıcı varsa, bu ve benzer hastalık ve noksanlıklar olmamalıdır. “Kâinattaki eksiklik” görüşü olarak ileri sürülen bu düşünce yeni değildir. Bunun uzun bir geçmişi vardır. Bu görüşe göre, eğer yeryüzündeki varlıkları plânlayan bir tasarımcı varsa, o zaman her şeyi eksiksizce var etmesi gerekirdi. Hâlbuki bazı şeyler bu evrimcilerin düşündüğü gibi olmamaktadır. Bazı ateist düşünürler ile pozitivist felsefeciler tarafından savunulan bu konu zaman zaman gündeme getirilmekte ve Yaratıcıyı inkar fikrine bilimsel bir kılıf uydurulmaya çalışılmaktadır.3

Ateist düşünürler, adeta kendilerini dünyanın yapısı ve şeklini tanzime memur edilmiş birer mühendis gibi görmekte, kendi akıl ve mantıklarına uygun gelmeyen nizam ve düzenlemeyi gereksiz ve lüzumsuz addetmekteler. Bunlardan birisi çıkıyor;

-Dört yüz bin çeşit bitki olduğu halde, niçin dört yüz bin çeşit meyve yok? Diyor. Onun istediği kadar meyve olsa, bu defa dönüp; “Niçin dört yüz bin çeşit meyve var?” diye soracaktır. Nitekim o ateist düşünür bir başka sorusunu ileriye sürüyor ve diyor:

-Yaratıcı varsa, niçin meyveleri yabani olarak veriyor, ıslah edilmiş olarak yapmıyor? Meyveler istediği gibi olsa, sanki bir yaratıcıyı kabul edecek. Onları ıslah ederek “Bilim adamı” unvanını alıyorsun ya. Yaratıcı meyveleri ıslah edilmiş olarak verse, sen ne iş yapacaksın? Sen en küçük bahçende yaptığın bir düzenleme ve değişikliği kimseye sormadığın halde, Allah kâinatta neyi nasıl yapacağını sana mı soracak?

Kâinat Allah’ın mülküdür. O mülkünde istediği gibi tasarruf eder. “Allah dilediğini yapar”4.
Yapan bilir, bilen konuşur

Her konuda ihtisas önemlidir. Bir meseleyi en iyi, o işin uzmanı ve yapanı bilir. “Yapan bilir, bilen konuşur.” Umumi bir düsturdur. Bilgisayar hakkında söz sahibi, onu yapan ve programlayandır.

Bir bina hakkında da bin doktorun görüşü değil, ehli ihtisas iki mühendisin raporu geçerlidir. Bir hasta hakkında ise, bin mühendisin teşhisi değil, iki doktorun raporu dikkate alınır. Niye? Çünkü onlar mesleklerinde ihtisas sahibidirler. İnsanın yaratılış gayesi, maksadı ve hedefleri ile ahiret hayatı hakkında söz sahibi ateist felsefeciler ve materyalist ve ateist biyologlar olamaz.

İnsanın yaratılışı, mahiyeti ve geleceği hakkında da söz sahibi ancak ve ancak onu yaratan Allah’ın ve O’ndan bu konuda ders alan peygamberinin ve o peygamberin yolundan gidenlerindir. Çünkü onlar bu konuda ihtisas sahibidirler.

Yukarıdaki soruların temelinde yatan, insan başta olmak üzere, kâinatın mükemmel değil, gelişigüzel ve kusurlu yapılmış olduğu iddiasıdır.

Burada önemli soru şudur:

—Kusursuzluğun ölçüsü nedir?

Bir varlığın veya âletin mükemmelliği, ya da noksanlığı, ne gaye için yapıldığına bağlıdır. Söz gelimi, buzdolabının yapılış gayesi bellidir. Buzdolabını yapan usta, onun ne için yapıldığını, hangi gayeye göre plânlandığını bilir ve bildirir. Siz şayet buzdolabının yapılış gayesini, çamaşır yıkamak olarak alır, ona göre bakarsanız buzdolabında pek çok yapılış hatası bulursunuz.

Ateist evrimcilere göre, ölünce çürüyerek yok olup gidecek ve bir daha dirilmeyecek olan insanın bütün arzu ve istekleri bu dünyada gerçekleşmelidir. Onlara göre insan hiç hasta olmamalı, hiçbir şeyi noksan bulunmamalıdır.

Hâlbuki bir öğrencinin ders çalışmada, imtihana girmede, yeme ve barınmada çektiği sıkıntı ve meşakkatleri dikkate alarak, eğitim hayatının onun için faydalı mı, yoksa faydasız mı olduğu değerlendirmesi, öğrencilik safhasında yapılamaz. Çünkü henüz hedefe ulaşılamamış, çalışmanın meyvesini alma zamanı gelmemiştir. Eğitim hayatında çekilen bütün sıkıntılar, o meyve, yani diploma ve dolayısıyla o diplomanın sağladığı faydalardır.

Yaratıcı da, insanın bütün arzu ve isteklerini ahiret hayatına göre planladığını, insanın arzu ve isteklerini bu dünya hayatının tatmin edemeyeceğini bildirmektedir. Dolayısıyla bu dünyadaki yaşayışa göre insanın durumunu değerlendirmek yanlış olacaktır. Çünkü ondaki istidat ve kabiliyetler inkişaf edecek ve bunların sonuçları ahirette alınacaktır. Bu dünyada çekilen bir takım meşakkat, hastalık ve sıkıntılar belki o insanın ebedî hayatını kurtaracaktır. Bu bakımdan bir takım istidatların inkişafı ve gelişmesi, hastalık, açlık, zenginlik, fakirlik ve sabır gibi imtihanları gerekli kılmaktadır. Bütün bu imtihanların sonucu ahiret hayatında görülecektir.

Allah, bir ayette dünya hayatının bir oyun yeri olduğunu hatırlatıyor:

“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Muttaki olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır”5.

Yine bir başka ayette de dünya hayatının aldatıcı olduğunu beyan eder:

“Dünya hayatı, aldatıcı menfaatten başka bir şey değildir”6.

“Artık her kim azgınlık etmiş ve dünya hayatını (ahirete) tercih etmiş ise, şüphesiz (o kimse için) varılacak olan yer ancak Cehennemdir”7.

Demek ki, Allah’ın yanında, esas hayat ahiret hayatıdır. İnsandaki bütün duygular ahiret hayatını kazanmak için verilmiş ve ona göre programlanmıştır. Buranın imtihan yeri olduğu, imtihanın gereği olarak da burada hastalık ve musibetlerin bulunacağı belirtilmektedir.

“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir”8.

“Her nefis ölümü tadacaktır. Hayır ve şerle deneyerek sizi imtihan edeceğiz”9.

“O ki, hanginizin ameli daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattı”10.

“And olsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık”11.

“Hem hastalandığım zaman da bana O şifâ verir”12.

Bir hadiste Peygamberimiz, en ziyade musibete ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi ve en kâmilleri olduğunu beyan eder. Başta Hazreti Eyüp Aleyhisselâm, Enbiyalar, sonra evliyalar ve sonra muttaki müminler çektikleri hastalıklara halis birer ibadet ve Allah’ın bir hediyesi olarak bakmışlar, sabır içinde şükretmişler13.

İnsandaki diş çürüklüğü ve prostat rahatsızlığı gibi hastalıklardan yakınanlar, şayet Allah’ı tanımıyor ve emirlerini yapmıyor ve peygamberi bilmiyorlarsa, onlarda öyle manevi bir hastalık var ki, onun dehşetinden yer ve gök titrer.
İnsanın yaratılış gayesi

Allah, insanın yaratılış gayesini ibadet olarak beyan ediyor:

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”14.

Demek ki, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi, kâinatın yaratıcısını tanımak ve O’na iman ve ibadet etmektir. Hâlbuki materyalist ve ateist felsefeci ve evrimciler için hayatın bütün gayesi ve maksadı dünya hayatıdır.

Materyalist evrimcilere göre, bütün canlıların ve özellikle insanın yaratılış gayesi, sadece kendi nefsine hizmet etmektir. Hâlbuki insanın yaratılışında kendisine bakan yaratılış hikmeti bir ise, yaratıcına bakan hikmeti doksan dokuzdur.

Nasıl ki bir ev sahibi evinin içinde istediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. O evinde içinde kendine göre bir takım gerekçe ve sebeplere göre evin içini belli bir düzene koyar. Onun evine verdiği şekil ve düzenin bir takım sebep ve gayelerini bizim bilemememiz normalse, Allah’ın insan başta olmak üzere yarattığı varlıklarda kendisine göre bir takım sebep ve maksatlar, gaye ve hikmetler olacaktır. Birisinin evinde yaptığı bir takım tanzim ve düzenin gerekçelerini tamamen bilemezken, sonsuz ilim ve kudret sahibinin kâinatta yaptığı icraatının bütün gerekçelerini bilmememiz, onların başıboş ve sahipsiz olduğu manasına mı gelir?
İnsan maddî ve manevî en güzel şekilde yaratılmıştır

“İncire, zeytine, Sina dağına ve şu emin beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. Ancak iman edip Salih amel işleyenler müstesna. Onlar için tükenmesi mümkün olmayan ecir vardır”15.

Allah’ı Teâlâ insanı ruh ve beden kabiliyetleri bakımından canlıların en mükemmeli kılmıştır. İnsan, kendi iradesi ile kabiliyet ve istidatlarını ya doğru yolda, yani Allah’ın istediği şekilde kullanarak en yüksek manevî makama çıkacak, ya da aksi yönü tutarak manen canlıların en aşağı mertebesine inecektir.

Bilgisayarın değeri, insana muhatap olmasından ve insanın sorularına cevap vermesinden kaynaklanır. Yoksa bilgisayarı sadece maddî olarak değerlendirmek ve birkaç kg. demir ve bakalit olarak görmek, bilgisayarı anlamamak demektir.

İşte insan da böyledir. Onu, ateist ve pozitivist düşünürlerin yaptığı gibi, sadece maddî olarak değerlendirmek; et, kemik, kan ve dokulardan meydana gelmiş bir varlık olarak ele almak, onun hakiki vazifesini ve değerini takdir edememektir.

İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiştir. Çok ehemmiyetli kabiliyetler ona verilmiştir. Kabiliyetine göre ona ehemmiyetli vazifeler yüklenmiştir.

İnsana verilen bütün acip cihazlar, bu dünya hayatı için değil, pek ehemmiyetli bir ebedî hayat için verilmiştir. Çünkü insan hayvana kıyas edildiği zaman görülüyor ki, insan, duygu ve cihaz yönünden hayvandan yüz derece fazla donanımlıdır. Ama dünya hayatından lezzet alma yönünden yüz derece aşağıya düşmektedir. Çünkü gördüğü her lezzetinde binler elem izi vardır. Geçmiş zamanın elemleri ve gelecek zamanın korkuları onun zevklerini bozmakta ve her lezzetinde bir elem iz bırakmaktadır. Fakat hayvan öyle değildir, elemsiz bir lezzet alır, kedersiz bir zevk eder. Ne geçmiş zamanın elemleri onu incitir, ne gelecek zamanın korkuları onu ürkütür. Rahatla yaşar, yatar, Hâlıkına şükreder16.

İnsanı kıymet değeri, kendisine verilmiş olan; akıl, fikir ve hayal gibi manevî cihazlar ile Allah’ı tanıması ve O’nun bütün isimlerinin tecellilerine ayna olması ve bunların manalarını anlaması nispetindedir. İnsan, Allah’ın kendisine, başta iman olmak üzere verdiği bütün nimetlerle beraber, sevdiği ve muhabbet ettiği varlıklara da maddî ve manevî ikramlarını, inayetlerini ve ihsanlarını görüp takdir ve ibadetle mukabele ederek Allah’a muhatap ve O’nunla dost olur ve böylece manen insaniyetin en yüksek mertebesine çıkar.

Prof. Dr. Âdem TATLI
Dipnotlar

1 İnfitâr, 7.

2 Richard, M. Shattering the Myths of Darwinism. Terc. İ. Kapaklıkaya. Son Tartışmalar Işığında Darwinizm’in Mitleri. Gelenek Yayıncılık, İstanbul, 2003.

3 Miller, K. R. Life’s Grand Design. Technology Review, Şubat/Mart, 1994, s.29-30.

4 İbrahim, 27.

5 En’âm, 32.

6 Âl-i İmrân, 185.

7 Nâziât, 37-39.

8 Enfâl,28.

9 Enbiya, 35.

10 Mülk, 2.

11 En’âm, 42.

12 Şuarâ, 80.

13 Nursi, B.S. Lem’alar. Sözler Yayınevi, İstanbul, 1976, s. 201.

14 Zâriyât, 56.

15 Tin Suresi, 95/1-8

16 Nursi, B.S. Sözler. Envar Neşriyat
avatar
MINE
Özel Üye
Özel Üye



Aktiflik :
500 / 999500 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 344
<b>Puanı</b> Puanı : 276
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 36
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 02/11/10
<b>Yaş</b> Yaş : 43
<b>Nerden</b> Nerden : GREECE

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İnsan En Güzel Şekilde Yaratılmıştır

Mesaj tarafından İslamcokguzel Bir C.tesi Nis. 09, 2011 7:02 am

Elinize Sağlık tşkk


[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
İslamcokguzel

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 2657
<b>Puanı</b> Puanı : 2181
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 89
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 13/03/09

http://islamcokguzel.wordpress.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz