İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

En son konular
» Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:15 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Çarş. Kas. 29, 2017 3:12 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Kokusu Gelir Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:07 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Bilal Gibi Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:03 pm tarafından yağmur

» Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz'in Mübarek Doğum Günü "MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN"
Çarş. Kas. 29, 2017 2:54 pm tarafından yağmur

» Referansım Allah celle celalühü
Çarş. Kas. 29, 2017 2:49 pm tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere’de Ramazan’ı Yaşamak
C.tesi Kas. 04, 2017 11:57 am tarafından yağmur

» EY KALEM! ESER SENİN DEĞİLDİR
C.tesi Kas. 04, 2017 11:45 am tarafından yağmur

» MESCİD-İ NEBEVÎ'DE TANIDIK BİR İMZA
C.tesi Kas. 04, 2017 11:37 am tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere'ye Gidin / Dursun Ali Erzincanlı
C.tesi Kas. 04, 2017 11:27 am tarafından yağmur

» diken Tohumu
Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

» Hakka Vuslat
Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

» Kalpteki Nurun Sebebi
Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

» Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

» Hac
Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

» Zilhicce Ayının On gününün Önemi
Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

» AH ŞU TATİL GÜNLERİ
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

» AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

» Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

» ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11786 mesaj attılar bunda 4564 konu

ALLAH (CC) NASIL BİR SEVGİ İSTİYOR?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ALLAH (CC) NASIL BİR SEVGİ İSTİYOR?

Mesaj tarafından aytendeniz Bir Perş. Mart 24, 2011 9:02 am

ALLAH (CC) NASIL BİR SEVGİ İSTİYOR?


Allah sevgisi itaati gerektirir

Farklı sevgiler

Yıllar önceydi, bir komşumuzdan dinlemiştim. Yeni taşındığı sitede, onlara bir grup dadanmış; hanımlar arası oturma günlerinde nerede toplanırlarsa oraya geliyor ve kendilerine inanç telkininde bulunuyorlarmış.

Kendilerine Yehova Şahitleri denilen ve “yakında Mesih gelecek” diye, inançlarını aşılamaya çalışan bu grup, telkinlerini tesirli kılmak için muhataplarının akıllarına soru takmakla işe başlıyorlarmış. Mesela diyorlarmış ki; “Allah bizi seviyorsa neden bu kadar zor ameller emrediyor? Hem de bunları yapmadığınız takdirde sizi ceza ile tehdit ediyor?”

Böylece güya İslam dininin sevgiye değil korkuya dayanan bir din olduğunu düşündürmeye çalışıp arkasından da “sevgi dini” adı altında kendi inançlarını telkin etmeye başlıyorlarmış.

Bunları bize anlatan komşumuz, samimi bir Müslüman olarak bu sorulardaki art niyetten rahatsız oluyor ama nasıl bir cevap vermek gerektiğini bilemiyor; bizden bu hususta yardım istiyordu. Biz de dilimiz döndüğü kadar; “her sevginin bir adabı olduğunu, Allah ile kul arasındaki sevginin de bir adabı olması gerektiğini” açıklamaya çalışıyorduk.

Elbette insanın sevgi duygusu, sevdiği varlığa göre değişir. İnsan çocuğunu başka türlü sever, eşini başka türlü sever, annesini, babasını başka türlü sever. Daha açık söylemek gerekirse sevgilerin bazısı merhametli, bazısı şehvetli, bazısı hürmetlidir. Hepsinin ötesinde Allah sevgisi de elbette itaatli, teslimiyetli, takvalı, havf ve haşyetlidir. Olması da gerekir.

Kişi eşini, dostunu başka türlü sever, hocasını daha başka türlü sever. Hele yol gösterici bir rehberi varsa onun sevgisi daha başkadır. İnsanın kendisine, eşine dostuna karşı sevgisiyle, hocasına karşı sevgisi bile farklı oluyorsa bizi yoktan Yaratan, her an türlü türlü nimet veren ve en önemlisi bize hidayet veren Rabbimizin sevgisi farklı olmaz mı? Demek ki her sevginin bir adabı vardır. Sevenle sevilen arasındaki derece farkına uygun olarak, sevginin ifade tarzı değişir.

Hem, sevgiler farklı olduğu gibi sevginin tezahürleri de farklı farklıdır. Mesela bir vatandaş, devletine karşı olan sevgisini nasıl gösterir? Elbette devletin koyduğu kurallara uyarak; vergisini ödeyerek, ona karşı vazifelerini yaparak, onu temsil eden bayrak gibi alametlere karşı saygılı olarak, onun şanını yücelterek gösterir, öyle değil mi? Eğer bu vatandaşlık vazifelerini yapmazsa, onun otoritesine saygısızlıkta bulunursa devletin de cezai müeyyide tatbik etme hakkı doğar. Kimse de buna itiraz edemez.

Sonuçta insanların bir kısım değerler ve faydalar için meydana getirdikleri hükmi bir şahsiyet olan devletin bile bir şanı varsa bütün fanilerin varlıklarını borçlu oldukları ‘Vacib ul Vücud’ olan Allah’ımızın, üstümüzde hiçbir hakkı olmayacak mı?..

Yabancılaştığımız İslami kavramlar

Hem, onun emir ve hükümlerinin, nihayetinde yine bizim faydamız ve terbiyemiz için olduğu aşikâr iken, neden onun emirlerine itaat etmeyelim? İşin doğrusu Cenabı Hakkın bizi terbiye ve tezkiye etmek istemesi bile, bir muhabbet ve sevgi tezahürü değil midir?

Biz insanlar, kimi terbiye etmek isteriz? Sevdiklerimizi, öyle değil mi? Mesela kendi evladımızı terbiye ederiz, kendi talebemizi terbiye ederiz, kendi memleketimizin gençlerini, çocuklarını eğitiriz. Çünkü onları severiz, onların iyiliğini isteriz. Bu yüzden onları olgunlaştırmak ve yüksek derecelere ulaştırmak için çaba gösteririz.
Rabbimizin de insanoğluna olan terbiyesi onun sevgisinden ayrı bir şey midir? Onun terbiye ve tezkiye etmek istemesindeki muhabbet tezahürünü görmek, hissetmek o kadar zor mu?

Ne yazık ki günümüzde insanlar, terbiyenin bir sevgi tezahürü olduğunu anlayamaz hale geldi. Çünkü insanların aklına “koşulsuz sevgi”, “hoşgörü” “kabullenme, yargılamama” gibi muhtevası meçhul sloganlar sokuşturuldu. Bu gibi, uzaktan kulağa hoş gelen sözler, zihinlerde öyle patlamalar yaptı ki, evvelden mevcut olan bütün mana bağlarını kopardı attı.

Artık kendi medeniyetinin iyi-kötü, doğru-yanlış nedir öğreten, edep, erkân, ‘mekarimi ahlak’ kazandıran terbiyesi kötü oldu. Terbiye vermenin sevgiyle alakası koparılıp atıldı. Hatta sevgi, terbiyenin zıddıymış gibi kavram zıtlığı üretildi.

Bu tür ‘sahte’ bir sevgiyle Allahu Teâlâ’ya yönelmek isteyenler, düşünmelidirler ki “Acaba Rabbimiz böyle bir sevgi anlayışından memnun ve razı mıdır? Yoksa biz, kendi nefsanî arzularımıza göre bir sevgiyle mi O’nun huzuruna çıkmaya cüret ediyoruz?”

Kuru ‘sevgi’ edebiyatı yetmez

Zamanımıza gelinceye kadar, bu çeşit inançlar ve onların akıl karıştırıcı sözleri, iddiaları iyice çeşitlendi, çoğaldı. Hatta tasavvufun sevilen simaları bile yeni moda itikatlara alet edilmeye çalışıldı. Mesela Mevlana gibi, Şemsi Tebrizi gibi; tahsillerine İslami ilimleri öğrenerek başlamış, muttaki bir hayat yaşamış sufilerin adlarını bile bu türedi inançlara dayanak yapmak isteyenler oldu, oluyor.

Bu kesimler, Allah’ın emirlerini ve hükümlerini olduğu gibi kabul etmek istemiyorlar. Bunun yerine, kendilerince bir ‘Allah sevgisi’ anlayışı geliştirmeye çalışıyorlar. Bu kesimlerle konuştuğunuz zaman, görüyorsunuz ki akıllarında sevgi ile terbiyeyi karşı karşıya koyuyorlar. Sanki Allah’ın kullarını tezkiye ve terbiye etmek üzere emir buyurması, sevgiye aykırı imiş gibi…

Hâlbuki biz, Peygamberimizin hayatına ve sıfatlarına baktığımız zaman tam tersini görüyoruz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, Mevlamızın en sevdiği insan idi.

Peygamber Efendimiz son nefesinde, ölüm acısıyla kıvranırken bile “Refik i Âla” diyerek Mevlasına olan muhabbetini ifade ediyordu. Mevlamız da; “ömrüne andolsun ki” diye yemin ettiği ve “kâb ı kavseyn” mertebesinin sahibi olduğunu haber verdiği peygamberine “Habibim” diyordu.

Allah, Rasulullahı niçin sevdi?

Peki, Peygamberimizin bu sevgiye ve iltifata mazhar olmasının sırrı neydi? Ayeti kerimeye kulak verdiğimiz zaman, Efendimizin büyüklüğünün sırrının onun ahlakından kaynaklandığını öğreniyoruz.
“Hiç şüphesiz senin için bitmez tükenmez bir mükâfat vardır. Ve hiç şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 3-4)

Efendimizin ahlakına gelince, onun da kaynağını bizzat peygamberimizden öğreniyoruz. Efendimiz buyuruyor ki: “Beni Rabbim terbiye etti, ne güzel terbiye etti.” Demek ki peygamberimiz, Rabbinin terbiyesi altında, O’nun istediği kıvama ulaşmıştı. Öyleyse Efendimiz, hem Allah’ın en sevgilisi idi hem de bu sevgiye onun terbiyesi altında, en mükemmel ahlaka erişmesi ile vasıl olmuştu. İşte, sevgiyle terbiye arasındaki kuvvetli irtibatın en büyük delili!

Belki bazı kişiler şöyle düşünebilir, “peygamberimiz seçkin bir kişiydi. Onun ahlakının çok yüce olması bu yüzdendir.”

Elbette Peygamberimizin, bu büyük vazifeyi ifaya uygun olacak şekilde doğuştan gelen bir üstün yaratılışı vardır. Ancak meselenin bizi ilgilendiren kısmına bakacak olursak, onun kendisine nazil olan hükümlere ilk iman ve ittiba eden kul olduğunu da görürüz.


Devrinin idarecilerine gönderdiği mektuplara başlarken, daima kendisinden “Allah’ın kulu ve resulü,” diye bahseden Efendimiz, gerçekten de hayatının her anını kulluk edebi ile yaşadı. Allah celle celaluhu ona ne emrettiyse ne kadar zor ve tehlikeli görünse bile, itirazsız yerine getirdi.

Güzel ahlakı da yine Mevlamızın emir ve hükümleri doğrultusunda hareket etmesinden ibaretti. Hz. Aişe radıyallahu anhaya, peygamberimizin ahlakı sorulduğunda o, “Siz kuran okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur’an’dı” diye, cevap vermişti.

Gerçekten de Efendimizin güzel ahlakı hep Mevlamızın emrettiği şekilde hareket etmesi sebebiyleydi. O ayetlerdeki, “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl: 125) “Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (Araf, 7)

“Sabah akşam, O'nun rızasını isteyerek, Rablerine dua edenlerle birlikte sabret.” (Kehf, 28) “Müminler için şefkat kanatlarını ger”(Hicr, 88) gibi nasihatler, Efendimizin ahlakının ana hatlarını çiziyor.

Hem Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi vesellem, bu yüksek ahlakı hayata geçirebilmek için gereken ruh gücünü; yani irade, sabır, teenni, tevekkül ve teslimiyeti de yine Rabbinin emirlerine itaat ile yani ona çok ibadet ederek, onu çok zikrederek, gece ibadetlerine devam ederek kazandı.

Öyleyse diyebiliriz ki, Peygamber efendimiz, Âlemlerin Rabbinin “Habibim” hitabına ve bunca övgüsüne mazhar olmasının sırrı, onun kulluğuna teslim olup terbiyesini en güzel şekilde kabul etmesidir. Rabbi onu sevdikçe terbiye etmiş, terbiyeye teslim olup mekarimi ahlaka yüceldikçe sevmiştir.

Zaten Mevlamız, sevdiklerini tezkiye etmek ve en güzel kıvama erdirmek ister. Nitekim ayeti kerimede Rabbimiz, peygamberin ehli beytine de:
“Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sadece sizden kusurları gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” Buyurmuştur. (Ahzab; 33)

Allah, sevdiklerini terbiye eder

Demek ki Mevlamız, en sevdiklerini en fazla tezkiye ve terbiye etmek istemektedir. Bunu da Peygamber Efendimizin örnekliği üzerinden yapmak istemektedir. Ayeti kerime de Resulüne şöyle buyurur: “Ey Rasulüm de ki; “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Zira Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (Al-i İmran, 31)

Demek ki Allah’ı sevmenin tezahürü, onun sevdiği biri olmaya can atmak, onun sevgisini kazanmak için en sevdiğine benzemeye çalışmaktan ibarettir. Mevlamızın sevgi namına yapılacak başka türlü hareketlere değer vermediği malumdur. “Kim İslam’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez.” (Ali-İmran, 85)

Bu ayetten net bir şekilde anlayabileceğimiz gibi, Allah’a karşı sevgi tezahürü olarak, Peygamber Efendimizin gösterdiği yoldan başka bir yol edinmenin hiçbir geçerliliği yoktur.

Hem, hiç kimsenin inkâr edemeyeceği apaçık bir gerçek vardır; “geçmiş milletlerden Allah sevgisi adı altında Allah’a itaati terk etmiş hiçbir millet yoktur ki, kalpleri dine karşı tamamen soğumuş ve kopmuş olmasın…

Mesela Hıristiyanlar, “varsın herkes Hıristiyan olsun da, namaz kılmasalar da olur, günah işleseler de olur. Biz onlara ‘Hz. İsa sizi kurtaracak’ diye teselli veririz.” Dediler. Ama sonuç ne oldu? Bu gün ateizm en çok Hıristiyanlar arasında yaygın…

Hayatlarına bir mana, bir gaye arayan, hakikate susamış ruhlar ise onlara hiçbir kural koymayan, vazife buyurmayan Hıristiyanlığı bırakıp başka dinler arıyorlar. Demek ki insanın Allah sevgisini tatmak ve tatmin olmak için Rabbine karşı itaat ve teslimiyetin ifadesi olan hüküm ve vazifelere ihtiyacı vardır.

Bir başka deyişle, ibadetlere ve hükümlere, Allah’ın hiç ihtiyacı olmamakla beraber bizim onlara ihtiyacımız vardır.

İtaatsiz bir sevgi, kudret ve azamet sahibi, “âlemlerin Rabbi” olan Allah’a ulaştıramaz bizi.

HATİCE KÜBRA ERGİN
avatar
aytendeniz
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
850 / 999850 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 939
<b>Puanı</b> Puanı : 1064
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 85
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/04/10

http:// http://hazanmevsimicom.blogspot.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ALLAH (CC) NASIL BİR SEVGİ İSTİYOR?

Mesaj tarafından İslamcokguzel Bir Perş. Mart 24, 2011 11:42 am

tşkk


[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
İslamcokguzel

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 2657
<b>Puanı</b> Puanı : 2181
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 89
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 13/03/09

http://islamcokguzel.wordpress.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz