İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Takvim Takvim

En son konular
» Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:15 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Çarş. Kas. 29, 2017 3:12 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Kokusu Gelir Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:07 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Bilal Gibi Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:03 pm tarafından yağmur

» Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz'in Mübarek Doğum Günü "MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN"
Çarş. Kas. 29, 2017 2:54 pm tarafından yağmur

» Referansım Allah celle celalühü
Çarş. Kas. 29, 2017 2:49 pm tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere’de Ramazan’ı Yaşamak
C.tesi Kas. 04, 2017 11:57 am tarafından yağmur

» EY KALEM! ESER SENİN DEĞİLDİR
C.tesi Kas. 04, 2017 11:45 am tarafından yağmur

» MESCİD-İ NEBEVÎ'DE TANIDIK BİR İMZA
C.tesi Kas. 04, 2017 11:37 am tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere'ye Gidin / Dursun Ali Erzincanlı
C.tesi Kas. 04, 2017 11:27 am tarafından yağmur

» diken Tohumu
Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

» Hakka Vuslat
Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

» Kalpteki Nurun Sebebi
Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

» Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

» Hac
Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

» Zilhicce Ayının On gününün Önemi
Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

» AH ŞU TATİL GÜNLERİ
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

» AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

» Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

» ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11786 mesaj attılar bunda 4564 konu

Ebu Talha (r.a) ve Ümmü Süleym (r.a)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Ebu Talha (r.a) ve Ümmü Süleym (r.a)

Mesaj tarafından yağmur Bir Cuma Şub. 11, 2011 7:16 pm

Bu gün kıblenin tam aksi istikametinde yer alan ana kapıdan, bir başka ifâdeyle Uhud Dağlarına bakan kuzey merkez kapıdan[1] Mescid-i Nebî’ye girilip hafifce sol sûtunlara doğru dönüldüğünde, ilk önümüze gelen iki sütun arasında siyah hatlı üç dâire görülecektir.

Büyük bir ihtimalle bu dairelerin ortası “Bi’r-i Hâ” diye anılan kuyunun bulunduğu yerdir. Çünkü kaynaklardaki yer tarifleri takip edildiğinde, tarifler sizi bu noktaya getirmektedir.

Güzel bir bahçe içinde yer alan bu kuyu, Allah Rasûlünün su içtiği, başında oturduğu bir kuyudur. Mescid-i Nebi’ye yakınlığının yanında sularının beslediği güzel ağaçları, çiçekleri ve tatlı suyuyla gönülleri kendine çeken bir kuyudur.

Şimdi İmam Buharî’nin Enes’ten (ra) naklettiklerini dinliyoruz:[2]

“Ebu Talha, Medine’de Ensâr’ın en çok hurmalıkları olanıydı. Sahibi olduğu mallar arasında en çok “Bi’r-i hâ” yı severdi. Bu kuyu Mescid-i Nebiye yönelik ve onun yakınlarında yer alan bir kuyuydu. Zaman zaman Rasûlullah(s.a.v) bu kuyunun bulunduğu bahçeye girer, suyu güzel ve tatlı olan bu kuyudan su içerdi.

“Sevdiğiniz mallardan infak etmedikçe, gerçek birr ve takvâya ulaşamazsınız.” (Âl-i İmrân – 3/ 92) âyet-i kerîmesi nazil olunca; Ebu Talha ayağa kalkarak; “Ey Allah’ın Rasûlü malım Bi’r-i Ha’dırr. O Allah için sadakadır. Allah katındaa hayr ve âhirete zahire olur ümit ediyorum.

Nasıl münasib görüyorsanız öylee yapınız,” diyerek kuyuyu vakfetti.

Onun bu sözlerini duyan Allah Rasûlü (sav); “Hey! İşte kazançlı mal budur, kazançlı mal budur!” buyuruyor, onun davranışından hoşnutluğunu belli ediyor, bahçenin de Ebu Talha’nın akraba ve yakınlarına vakfedilmesini uygun görüyordu.

Ebu Talha, daha çok bu şekilde künyesi ile anılan sahâbîlerdendir. Asıl adı Zeyd ibn Sehl’dir. Peygamberimizin anne tarafı olan Neccâr kabilesindendir.

“Hâ’ Kuyusu”nu vakfedişinin yanında başından geçen ve anla-tılması, unutulmaması gereken bir başka güzel olay daha vardır:

Üvey oğlu olan ve kendisini çok yakından tanıyan Enes’in anlattığı gibi o, Medine’nin en güzel bahçelerine sahipti.

Hurma bahçelerinin güzelliği yanında üzüm bağlarının güzelliği de dillere destandı. Ebu Talha bahçerine bakıyor, gerçekten emek veriyor; yetiştiriyor, yiyor, cömert gönlü, zevk sahibi bir kimseydi. Mallarını kimseden sakınmıyordu.

Yine bir gün bahçesinde çalışıyordu. Namaz vakti abdestini almış bir ağacın gölgesinde abdest ve gölge serinliğini hissederek namaza başlamıştı.

Yeşil renklerin daha ağırlıklı olduğu, kırmızı gagalı, kınalı ayaklı bir kuş daldan dala atlayarak güzel sesiyle nağmeler döktürmeye başlamıştı.

Dallar arasında dolaşış, yapraklardan sıyrılış, gerdan kıvırış, kaybolup yeniden ortaya çıkış, nağmelerle bu hareketleri süsleyiş Ebu Talha’yı almış götürmüştü...

Kendine geldiğinde kaç rekat kıldığını, kaçıncı rekatta olduğunu bilemiyor. İkinci rekat da mı üçüncü de mi? Hatırlamıyor...

Kuşun hayâlini silmeye, unutmaya çalışarak namazını yeniden kılıyor. Namazı bitirince Allah Rasûlunun yanına varıyor. Bahçesini, bahçede başından geçenleri, öten kuşu ve unutulan rekatleri anlatıyor ve ardından:

“Ey Allah Rasûlü! Ben bu bahçeyi senin önünde Allah için veriyorum. Allah ve Rasûlünün nasıl hoşuna gidiyorsa öyle yap!”

Tatlı hatıranın, tatlı sonuydu bu... Bu güzel insanın hatıralarına dalıp giderseniz sizi kendine doğru çekip aldığını görürsünüz. Biz de kapıldık.



Onu tanımaya, asıl adı Rumeysâ olan Ümmü Süleym’e yaptığı evlilik teklifiyle başlıyoruz:

Ümmü Süleym, kocası Mâlik Şam’da iken ölünce dul kalmıştı. O, hakikaten güzel, kendi güzelliği kadar zekâ olgunluk ve ahlâk güzelliğine de sahip bir kadındı. Kendisi gibi Neccâr kabilesindendi.

Ebu Talha onu elinden kaçırmak istemiyordu. Başkasının teklifi gelmeden, birine bağlanmadan teklifini sunmak arzusundaydı. Henüz başkasına bağlanmadan onun teklifi gelirse teklifinin reddedilmeyeceğini düşünüyordu. O güçlü bir erkekti. El üstünde tutulan birisiydi. Oldukça zengindi... Neccar oğullarının en yiğitlerinden, Yesrib’in sayılı okçularındandı.

Ümmü Süleym’in evine gitti. Mâlik’ten olma oğlu Enes Ümmü Süleym’in yanındaydı. Ebu Talha, Ümmü Süleym’e geliş gayesini anlattı ve evlilik teklifinde bulundu.

Ancak duyduğu cümleler, beklemediği cümlelerdi. Olgun, zekî ve müslüman bir kadından geliyordu:

“Ey Ebu Talha! Senin gibi bir insanın teklifi reddedilmez. Ancak, Allah dinine inanmış bir kadın olarak, küfürde olduğun sürece seninle asla evlenemem.

Ebu Talha, bu cümlelerin evliliği reddetmek için söylenmiş bahane oldu-ğunu zannetti. Ümmü Süleym’in kendisinden daha zengin, daha iyi konum-da olan başka birini bulduğu, onu kendine tercih ettiği kanaatindeydi.

“Teklifimi reddetmek için gerçek gerekçe bu değil,” dedi.

“O zaman ne?

“Sarı ve Beyaz. Yani altın ve gümüş!?”

“Altın ve Gümüş mü!?”

“Evet”

“İyi dinle Ebu Talha! Hem seni, hem de Allah ve Rasûlü’nü şahid tutarak söylüyorum: Eğer müslüman olursan senden hiçbir altın, hiçbir gümüş almadan seninle evlenmeye razı olacağım. İslâm’a girişini mehir sayacağım.

Ebu Talha, duyduklarıyla sarsılmıştı. Şimdi önündeki yol, açık ve net bir şekilde belliydi. Susmuş ne diyeceğini bilemiyordu. Bir anda zihni, evde duran, kaliteli bir ağaçtan yapılmış putuna gitti. Medine’de üst tabaka kişilerde evde özel putlar edinmek âdet haline gelmişti. Onda da en kalitelilerinden biri vardı. Putu ne olacaktı? Atalarından gelen inancı, bir anda nasıl terkedebilirdi?

Rumeysâ, keskin zekâlıydı. Onun dalıp gittiğini sezmiş, demiri tavında iken dövmeyi tercih etmişti. Sözlerine devam etti:

“Ebu Talha! Hiç düşündün mü? Allah’ı bırakarak taptığın bu put, toprakta büyüyen bir ağaçtan değil mi?

“Elbette.

“Farkında mısın? Sen bu ağaç kütüğünün bir bölümüne taparken, başkaları diğer bölümünü yakacak olarak kullandı. Onun ateşiyle ısındı veya üzerinde ekmek pişirdi. Bunu düşünüp, düştüğün konumdan hiç utanmadın mı?

Ebu Talha, çok kötü sarsılmıştı. Rumeysâ (Ümmü Süleym) ise konuşmaya son noktayı koydu: “Ebu Talha! Eğer İslâm dinine girersen, seni eş, İslâm’a girişini de mehir kabul ederim. Senden İslâmdan başka mehir istemem."

Ebu Talha kararını vermişti: “Müslüman olmak için kim bana yol gösterecek?"

“Ben göstereceğim!"

“Nasıl?"

"Önce kelime-i şahâdet getirecek; Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığını, Muhammed’in Allah Rasûlü olduğunu söyleceksin. Sonra evine giderek putunu kıracak, kaldırıp atacaksın."

Ebu Talha’nın gönlü ferahlamıştı. Kalbine yeni bir güneş doğuyor-du. Hafiflemişti. İçinde sevinç dalgaları dolaşıyordu. Dudaklarından kelime-i şahâdet döküldü. Put, yokedildi, köşesi kaldırıldı ve Ebu Taalha Ümmü Süleym’le evlendi.

Mü’minlerin dilinde darb-ı mesel olmuştu. Şöyle diyorlardı: “Ümmü Süleym’in mehrinden daha kıymetli bir mehir duymadık.

Ebu Talha, o günden itibaren mü’min saflarında yerini almış, bütün gü-cünü İslâma hizmet için ortaya koymaya başlamıştı. Tükenmez bir enerjisi, müthiş bir gayreti vardı. O cömert olduğu kadar fedâkar ve cesur biriydi.

O, henüz Allah Rasûlü Medine’ye gelmeden müslüman olmuştu. İkinci Akabe biâtında hanımı Ümmü Süleym ile birlikte bulunmuş, İslâm’la şeref bulmasına vesile olan hanımıyla birlikte Rasûlullah’a bîat etmiş ve seçilen oniki nakibden biri olmuştu.

Allah Rasûlü, hicret edince onun yanından ayrılmamış, bütün gazvelerde yanında yer almıştır. Ona bakmakla doyamaz, akan sözlerini bir pınarın şırıltılı suları gibi dinler bir türlü kanamazdı.

Allah Rasûlü, onunla Ebu Ubeyde İbn Cerrah’ı kardeş ilan etmiş, Ebu Talha, kardeşliğin en güzel numûnelerini, faziletlerle yüklü bu kardeşine sunmuştu.

Uhud savaşında, o büyük imtihan gününde imtihanı en güzel verenlerden biriydi.

Allah Rasûlünün yanından kopmamış, kendini ona siper etmiş, havada ıslık çalan oklarıyla kimseye yaklaşma fırsatı vermemişti.

Yorulmak, yılmak bilmiyor, mücadeleden kopmuyordu. Rasûlullah (s.a.v.) doğruluyor, yayı gererken onun hedefine, ok yaydan boşanınca kime isâbet edeceğine bakıyordu.

Ebu Talha onun kendini hedef göstecek bir şekilde durmasına razı olmuyor; “Anam-babam sana feda olsun! Doğrulup onlara hedef gösterme, sana isâbet ettirmeye çalışırlar. Göğsüm sana siperdir. Canım sana fedâ..." diyordu.

Rasûlullah(sav), önlerinden geçenlere; “Oklarını, Ebu Talha’nın önüne yay, atıma hazır hale getir” buyuruyor; okları onun atmasını istiyordu..

Savaş bitmiş, Mevlâ, Allah Rasûlünü ve hak davayı korumuş, mü’minler ciddi bir imtihandan geçmişti.

O, sonraki savaşların da yılmaz yiğidiydi. Allah Rasûlü onun için; “Ordunun içinde Ebu Talha’nın sesinin bulunması, bir birliğin bulunmasından daha hayırlıdır,”[3] bir başka rivâyette de“Bin kişiden daha hayırlıdır” buyuruyordu.

İsterseniz bu güzel âileyi, âilece başlarından geçen bir olayla da yâdedelim:

Ebu Talha ile Ümmü Süleym’in sevimli bir çocuğu dünyaya geldi. İkisi de bu yavruyu çok seviyor, ona olan sevgilerini gizlemiyorlardı. Her geçen gün bu küçük yavrunun sevimliliği, cana yakınlığı daha da artıyordu.

Onu Rasûlullah(sav) da çok seviyordu. Onun; Peygamberimizin başını okşayıp; “Ey Umeyr, Ne yapıyor Nuğayr?” diyerek takıldığı çocuk olduğu nakledilir. Allah Rasûlü, bu şekilde ona kafeste beslediği ve arkadaş edindiği kuşunun hatırını sormakta, böylece çocuğun da gönlünü almaktadır.

Bir gün, bu sevimli yavru hasta olup yatağa düşer. Günlerce ateşler içinde yatar. Bütün âile üzüntü içindedir. Günler, bahçelerin bakıma ihtiyaç duyduğu günlerdir.

Çaresizlik içinde kıvranan ve yavrusunu tedavi yolları arayan Ebu Talha, zaman zaman bahçelerine gidip bir taraftan da ağaçlarıyla uğraşıyordu.

Bahçeden yorgun-argın döndüğü bir günün akşamı, hanımı Ümmü Süleym kendisini karşılamış, önüne yemeğini hazırlamıştı. Yemek yerken çocuğun nasıl olduğunu sordu. Ümmü Süleym (ra); “Önceki haline göre daha sakin. Artık rahatladı. "

Ebu Talha sevinmişti. İçindeki sıkıntı da rahatladı. Yatakta sessiz yatan yavruyu rahatsız etmedi. Yorgundu, uzandı.

Günler süren üzüntü ve sıkıntı sebebiyle hanımıyla beraber olmamıştı. O gece beraber olmak istedi. Ümmü Süleym, kocasını kırmadı. Üstelik hazırlanarak ve güzel kokular sürünerek yatağına geldi.

Ebu Talha, o gece rahat uyumuş, sıkıntısını üzerinden atmıştı. Ancak ertesi sabah acı gerçeği öğrendi. Yavru vefat etmişti. Ümmü Süleym, o gece yorgun ve uykusuz bir haldeyken onu üzmek istememişti. Acısını bağrına basarak ona belli etmemişti. Sabah olunca; "Allah katında sevabını umuyorum," diyerek haber vermişti.

Ebu Talha, durumu öğrenince ne yapacağını ne diyeceğini şaşırdı. Hiçbir şey söylemeden Rasûlullah’ın yanına vardı:

Allah Rasûlü; "Allah, bu gecenizi mübârek eylesin,” buyurarak her ikisine de dua ediyordu.

O gecenin meyvesi olarak Abdullah dünyaya geldi. Çok hayırlı bir oğul oldu. Ebu Talha ve Ümmü Süleym’in Abdullah’tan 10 torunları oldu. On torunun her biri ayrı güzellikte, ilim ehli, kurrâ ve hak yolun samimi yolcularıydı. Tabiînin en meşhur âlimlerinden İshak(rh.a.), bu on oğuldan biriydi. İshâk İbn Abdullah İbn Ebi Talha[4] şeklinde dedesinin ismiyle birlikte anılıyordu.

Ebu Talha (ra) Allah Rasûlünün vefatından sonra bir ilim, bir ibâdet ehli ve mücahid olarak uzun yıllar yaşadı.

Bayramların dışında hemen hemen her gün oruç tutardı.

Hz. Osman devrinde donanma hazırlanmış, mücâhidler artık engin denizlerde görünmeye başlamıştı. Yeni bir deniz seferi için donanma hazırlanıyor. Herkes, bir canlılık, bir gayret içinde. Kendini sefere hazırlayan mücahidler arasında Ebu Talha da var. Oldukça ilerlemiş yaşına aldırmıyor, Allah yolunda sefer hazırlığının heyecanını taşıyordu.

Çocukları bir araya gelerek onu engellemeye çalışıyorlar; “Baba! Allah sana şefkat ve rahmetle muâmele etsin! Artık yaşlandın. Sen, Allah Rasûlü’yle birlikte savaştın. Ebu Bekir’le, Ömer’le birlikte savaştın. Artık istirahat etsen ve cihad meydanlarını bize bıraksan! Senin yerine biz savaşsak!?

Ebu Talha cevap veriyor: “Rabbimiz Hafif, ağır, nasıl olursanız olun Allah yolunda cihada çıkın! buyuruyor. O, yaşlı-genç hep birlikte çıkmamızı emrediyor. Belli bir yaş sınırlaması yapmıyor...

Engellenemiyor, sefere katılıyor.

Bu aziz sahabî; bu yaşlı insan; bu sesinin bulunması, bir birliğe bedel olan yiğit, denizin ortasında, genç mücahidler arasında iken hasta-lanıyor. Yaşlı beden, bu şiddetli hastalığa çok dayanamıyor ve denizde seyrederken hayata gözlerini yumuyor.

Cihâd arkadaşları, onu denize bırakmaya kıyamıyorlar. Toprağa defne-dilmek için uygun bir ada arıyorlar. Bu arayış 7 gün sürüyor. O yedigün içinde bu aziz insanda hiçbir değişiklik olmuyor. Sanki uzanmış uyuyor...

Yedinci gün, küçük, isimsiz -veya ismini bilmedikleri- bir ada buluyorlar. Hazırlıklarını yapıp namazını kılarak, bu adaya defnediyorlar.

Medine’nin en güzel bahçelerinin sahibi olan bu aziz sahâbî, şimdi vatandan, akraba ve dostlardan, hayatının büyük bir bölümünü paylaştığı Rumeysa’dan uzakta, meşhul bir adada yatıyor. Hem ona, hem mü’min gönüllere, hem de Rabbı’nın rızasına yakın haşr gününü bekliyor...[5]


avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3897
<b>Puanı</b> Puanı : 4290
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Ebu Talha (r.a) ve Ümmü Süleym (r.a)

Mesaj tarafından İslamcokguzel Bir C.tesi Şub. 12, 2011 10:14 am



[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
İslamcokguzel

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 2657
<b>Puanı</b> Puanı : 2181
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 89
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 13/03/09

http://islamcokguzel.wordpress.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz