Saat
Mayıs 2012
| Ptsi | Salı | Çarş. | Perş. | Cuma | C.tesi | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
En son konular
Hadis-i Şerif

Giriş yap
Kontrol Paneli
Bilgiler Seçenekler İmza Avatar |
Arkadaş ve Tanınmamış Üye listesi Grup |
| Gelen Kutusu ÖM Gönder |
| Gözlenmiş Konular |
Arama
Istatistikler
Toplam 1842 kayıtlı kullanıcımız varSon kaydolan kullanıcımız: sedat16
Kullanıcılarımız toplam 9941 mesaj attılar bunda 3731 konu
VaV........
1 sayfadaki 1 sayfası • Paylaş •
VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Vav!
İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..
Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler.
Ebced hesabında 6 rakamına dektir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.
Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.
Vav!
İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..
Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler.
Ebced hesabında 6 rakamına dektir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.
Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.
Geri: VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
VaV HaRfİ hat sanatını temsil eder ,
mahreci 2 dudak arasıdır ,
yolun sonu ona aittir ,
tabiatı sıcaklık ve rutubet ; unsuru havadır ,
tabiatını teşkil eden şeyler ondan var edilir ,
araf ona aittir ,
halistir , mukaddestir , müfrettir ve ÜrKüTüCüDüR !
her hali ile bir tefekkürdür VaV !
açısı iyi ayarlanmışsa bazen anne karnındki duruşu , bazen secdedeki duruşu görür insan !
uzlete çekilip kemal noktasını yakalayabilmek için bir bekleme odasıdır VaV ,
talebe için bir eğitimdir VaV ,
" VaV ile dost ol bakalım " der hocası .
" onunla yürü ve yorul ; konuş sonra ne söyler sana , hele bi anlamaya çalış " ,
tanımaya çalışır VaV ' ı talebe !
elinde kalem onun o zarif duruşunu ,
kavisini vermeye çalışırken nefesini tutup , vakarı karşısında ÜrPeRiR !
sabır , azim, aşk ve dua ile çıkar yola talebe !
MeŞk EdEr , YiNe MeŞk EdER !
VaV HaRfİ hat sanatını temsil eder ,
mahreci 2 dudak arasıdır ,
yolun sonu ona aittir ,
tabiatı sıcaklık ve rutubet ; unsuru havadır ,
tabiatını teşkil eden şeyler ondan var edilir ,
araf ona aittir ,
halistir , mukaddestir , müfrettir ve ÜrKüTüCüDüR !
her hali ile bir tefekkürdür VaV !
açısı iyi ayarlanmışsa bazen anne karnındki duruşu , bazen secdedeki duruşu görür insan !
uzlete çekilip kemal noktasını yakalayabilmek için bir bekleme odasıdır VaV ,
talebe için bir eğitimdir VaV ,
" VaV ile dost ol bakalım " der hocası .
" onunla yürü ve yorul ; konuş sonra ne söyler sana , hele bi anlamaya çalış " ,
tanımaya çalışır VaV ' ı talebe !
elinde kalem onun o zarif duruşunu ,
kavisini vermeye çalışırken nefesini tutup , vakarı karşısında ÜrPeRiR !
sabır , azim, aşk ve dua ile çıkar yola talebe !
MeŞk EdEr , YiNe MeŞk EdER !
Geri: VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.
Manayı bilmeyenler vav diyemez vav derler..
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir."
Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?
İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;
"Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allah'a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir"
Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.
İşte o ayet: "Secde et, yaklaş!"
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.
Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde...
İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.
Manayı bilmeyenler vav diyemez vav derler..
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir."
Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?
İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;
"Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allah'a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir"
Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.
İşte o ayet: "Secde et, yaklaş!"
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.
Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde...
Geri: VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
VAV,
AŞKIN KALBİDİR….
VAV ateş ile birleşince önünü alamazsınız…. neden mi ?
ÇÜNKÜ birkez girdiği bedeni kavurmuş ve varlıktan alı koymuştur
şayet….
NUR ile birleşirse
ARTIK aynadır
KAİNATA
380 yıl evvel bir şair derki
BEN VAV’I SEVDİM BENDEN GELİŞİ YILLAR SONRA OLACAK
BEN VAV’I BE’NİN KADEHİ İLE İÇTİM
BENDEKİ SEVGİYİ İKİSİDE BİLMEYECEK……..
O YANLIŞLARIN ZAMANINDA GELECEK
VAV ALEV İLE BİRLEŞECEK (BE) KORKUDAN KADEHİNİ ÇEKECEK
ONLAR BENİ BİLMEYECEK KİMSEDE ONLARI BİLMEYECEK…….
VAV,
AŞKIN KALBİDİR….
VAV ateş ile birleşince önünü alamazsınız…. neden mi ?
ÇÜNKÜ birkez girdiği bedeni kavurmuş ve varlıktan alı koymuştur
şayet….
NUR ile birleşirse
ARTIK aynadır
KAİNATA
380 yıl evvel bir şair derki
BEN VAV’I SEVDİM BENDEN GELİŞİ YILLAR SONRA OLACAK
BEN VAV’I BE’NİN KADEHİ İLE İÇTİM
BENDEKİ SEVGİYİ İKİSİDE BİLMEYECEK……..
O YANLIŞLARIN ZAMANINDA GELECEK
VAV ALEV İLE BİRLEŞECEK (BE) KORKUDAN KADEHİNİ ÇEKECEK
ONLAR BENİ BİLMEYECEK KİMSEDE ONLARI BİLMEYECEK…….
Geri: VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.
Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der.
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir."
Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?
İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;
"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir"
Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.
İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!”
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.
Secde et, vav ol, vay dememek için şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde...
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.
Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der.
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir."
Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?
İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;
"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir"
Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.
İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!”
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.
Secde et, vav ol, vay dememek için şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde...
Geri: VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Nun'a,Vav'a ve Belki de Elif'e...
değişmek zor
terketmek...
kocaman yürekli dostları olmalı insanın/
yaşayabilmek için...
Teksir kağıtlarına dönmüştü yüzüm, yüreğim...yazılmış,silinmiş,yazılmış/karalanmış yırtılmış...hep izi kalmış yaşanmaya söz verilip yaşanmamışların...parke taşlar gibi bölünmüşlüklere gebe...
oysa;
tamamlanışlara döndüm yüzümü (nun'a vav'a ve belkide elif'e)...güneybatı/kuzeydoğu ne farkeder;gönlümün kıblesine...neyse ve sadece öyleydi işte...
dostlara her ulaştığım gün YAĞMUR yağardı kentime...
ne bereketli günlerdi...
sırılsıklam olurdum üç dakikalık mesafede,
yinede değiştirmezdim büründüklerimi,üzerimde birkaç dakika daha fazla kalsın diye,bulutların bana ikramının..ve hayatın doldurduklarını daha fazla taşıyım diye...
müthiş güzel olurdu gök ve toprağın umarsız alışverişi..biri boşaltmaya muhtaç içindekileri bir dostuna,biri damlayışlarına,ağlayışlarına..biri anlatıyor ve ağlıyor,diğeri alıyor bağrına basıyo sanki...ve içiyor dostunun kaygılarını kana kana...dudaklarının kenarından taşırırcasına...şükran sana Yarab,şükran yalnız sana!!!
dostlar,yağmurla geldi..bereketle...
dost,omuz atıverdi sırtlanıp taşırdıklarıma..ezildiklerime,yarımlıklarıma..
ne natamamsa,tamam oluverdi...YOKSA Rabbim mi gönderdi...
İşte,
dost,bundan dost...
Nun'a Vav'a ve belkide Elif'e...
(...)
VAV...Uzatmak için yanındakilerin ömrünü, yok sayar kendini...
GİTTİ...
VAV'a...
kırık şimdi kolum kanadım...
kal demiştim, sensiz burda sözler sıradan,alaycı...
anlayacak dostları olmalı insanın, hüznüne ortak...
dinlemedin...
ve şimdi yavaş yavaş toplanma zamanı...
yeni değerler bulma zamanı...eskilere inat...eskilerden uzak...hakettiğimiz gibi...
veda'n veda'm'dı ama inanmadın...
şimdi düşüncelerim bölük pörçük...
bağla birbirine geri getir bana...
toplamaya takatim yok inan... İNAN...
Dündü... belki de önceki gün.
Gidişinin adı bir başka ayrılığa daha kapı açtı
ve yoksunuz diyebileceğim iki ayrılık belirtisi bu güne yansıdı.
Gidişin sessizdi, varlığınızın sakinliğine/sakinleştiriciliğine benzeyen.
Gidişin günün öksüz kalmasıydı, yetim kalmasıydı adeta.
Dön diyecek gücüm de yok, buna hakkım da...
ama hatırlarım sizi, kimseye sormadan, size bile!
bir varmış(sın),bir yokmuş(sun)...
Elif şimdi MED'siz...''GÖLGESİZ''...
Nun'a,Vav'a ve Belki de Elif'e...
değişmek zor
terketmek...
kocaman yürekli dostları olmalı insanın/
yaşayabilmek için...
Teksir kağıtlarına dönmüştü yüzüm, yüreğim...yazılmış,silinmiş,yazılmış/karalanmış yırtılmış...hep izi kalmış yaşanmaya söz verilip yaşanmamışların...parke taşlar gibi bölünmüşlüklere gebe...
oysa;
tamamlanışlara döndüm yüzümü (nun'a vav'a ve belkide elif'e)...güneybatı/kuzeydoğu ne farkeder;gönlümün kıblesine...neyse ve sadece öyleydi işte...
dostlara her ulaştığım gün YAĞMUR yağardı kentime...
ne bereketli günlerdi...
sırılsıklam olurdum üç dakikalık mesafede,
yinede değiştirmezdim büründüklerimi,üzerimde birkaç dakika daha fazla kalsın diye,bulutların bana ikramının..ve hayatın doldurduklarını daha fazla taşıyım diye...
müthiş güzel olurdu gök ve toprağın umarsız alışverişi..biri boşaltmaya muhtaç içindekileri bir dostuna,biri damlayışlarına,ağlayışlarına..biri anlatıyor ve ağlıyor,diğeri alıyor bağrına basıyo sanki...ve içiyor dostunun kaygılarını kana kana...dudaklarının kenarından taşırırcasına...şükran sana Yarab,şükran yalnız sana!!!
dostlar,yağmurla geldi..bereketle...
dost,omuz atıverdi sırtlanıp taşırdıklarıma..ezildiklerime,yarımlıklarıma..
ne natamamsa,tamam oluverdi...YOKSA Rabbim mi gönderdi...
İşte,
dost,bundan dost...
Nun'a Vav'a ve belkide Elif'e...
(...)
VAV...Uzatmak için yanındakilerin ömrünü, yok sayar kendini...
GİTTİ...
VAV'a...
kırık şimdi kolum kanadım...
kal demiştim, sensiz burda sözler sıradan,alaycı...
anlayacak dostları olmalı insanın, hüznüne ortak...
dinlemedin...
ve şimdi yavaş yavaş toplanma zamanı...
yeni değerler bulma zamanı...eskilere inat...eskilerden uzak...hakettiğimiz gibi...
veda'n veda'm'dı ama inanmadın...
şimdi düşüncelerim bölük pörçük...
bağla birbirine geri getir bana...
toplamaya takatim yok inan... İNAN...
Dündü... belki de önceki gün.
Gidişinin adı bir başka ayrılığa daha kapı açtı
ve yoksunuz diyebileceğim iki ayrılık belirtisi bu güne yansıdı.
Gidişin sessizdi, varlığınızın sakinliğine/sakinleştiriciliğine benzeyen.
Gidişin günün öksüz kalmasıydı, yetim kalmasıydı adeta.
Dön diyecek gücüm de yok, buna hakkım da...
ama hatırlarım sizi, kimseye sormadan, size bile!
bir varmış(sın),bir yokmuş(sun)...
Elif şimdi MED'siz...''GÖLGESİZ''...
Geri: VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Elimde vav Gönlümde vav Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım“Kulum” de kâfi bana
İster nârına garket İster nuruna
Elimde vav Gönlümde vav Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım“Kulum” de kâfi bana
İster nârına garket İster nuruna
Geri: VaV........
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
VAV ve BEN...
Ben vuslat ışığında dönen garip pervâne,
Kayıplar sokağında gezen deli divâne...
Vav yüreğimin sesi, belki de ilk hecesi,
imânın şartlarının bir garip bilmecesi...
Huzur-u ilâhide mahçup başım önümde,
Mahviyete bürünmüş, vav gibi gizlenmede...
ince bir sızı düşer, sol yanıma gördükçe,
Hırçın dalgalar bile, vav olup büküldükçe...
işte budur bendeki derin tutku ve sevgi,
Vav gayb olan ruhumun, gayb olan ikizi...
VAV ve BEN...
Ben vuslat ışığında dönen garip pervâne,
Kayıplar sokağında gezen deli divâne...
Vav yüreğimin sesi, belki de ilk hecesi,
imânın şartlarının bir garip bilmecesi...
Huzur-u ilâhide mahçup başım önümde,
Mahviyete bürünmüş, vav gibi gizlenmede...
ince bir sızı düşer, sol yanıma gördükçe,
Hırçın dalgalar bile, vav olup büküldükçe...
işte budur bendeki derin tutku ve sevgi,
Vav gayb olan ruhumun, gayb olan ikizi...
1 sayfadaki 1 sayfası
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz


İletişim









































» Dua Yanmış Yüreklere Teselli
» ♥♥♥ Yâr’e söyle ♥♥♥
» Hac ve Umre Nasıl Yapılır?
» مـكة المكرمة 2006 - 1900 Mekke-i Mükerreme
» Hacc Hajj 1938
» 1938 Yılında Medine-i Münevvere المدينة المنورة
» Serdar Tuncer - Mihriban (Aşk)
» Serdar Tuncer'den "Fetih 1453" yorumu
» Mihrapta Peygamber-i Zîşan’ı gördüm
» Mevlâ görelim neyler; Neylerse güzel eyler
» Kervan Yola Çıkar
» Ey Kâbe
» Gel Ey Gurbet Diyarında Esir Olup Kalan İnsan
» Ağlasa Aşık Bela-yı Hicr İle Nalan Olup
» Ender Doğan - İncitme
» Muhammed Eddeb
» Kuran-ı Kerim'deki Secaventler (Duraklar)
» Şeytan gözlerinizden öpüyor mu?
» Eyvah Demeden Allah Diyelim
» İki Sevme Arası Bir İtaat....
» Duyduk Ama İtaat Ettik Mi?
» AŞKA EN ÇOK HÜZÜN YAKIŞIR
» Kaç nefes kaldı, ömürden geriye?
» RABBİM SANA YÖNELDİM
» BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM, ALLAH (c.c) GÜZEL DEMEDİKÇE
» Her Kul Tevbe ve İstiğfar Etmeye Daima Muhtaçtır
» Muhakkak
» MEŞALEM SÖNMEYECEK
» MEDİNE NEYİ ÖZLÜYORUM
» Anneciğim
» Düşünmek yok mu?
» Ay Yüzlü
» Cuma Suresi - Kabe imamı Şeyh Mahir al-Mu'ayqali
» Cuma Duası
» O’nu Yâd Et...
» En iyi haslet nedir?
» Kalplerimizde mü’minlere karşı bir kin bırakma!..
» KIRIK KALPLER HÜRMETİNE…
» Şeyh Salah al-Budair
» Cennetteki Ayakkabı Tıkırtısı
» Şecaat yâ Rasûlallah!
» Gönül Deryamdaki İnci
» Cennetin Bâb-ı Nesîmi
» Ya Rasulallah, Ya Habiballah
» O Geliyor O, Ay Parçamız (s.a.v.)
» Ya RasulAllah (s.a.v.)
» Alemlere Rahmet Olan Ahmed Muhammed Mustafa (s.a.v.)
» Kimi Dost'a Varır
» Ey Göz Güzel Bak!