İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Mayıs 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    

Takvim Takvim

En son konular
» Güneş Yüzlüm
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

» Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

» سورة يوسف - وديع اليمني
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

» Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

» Surat Al-Mulk Wadie Yamani
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

» Berat kandiliniz mubarek olsun:
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

» Berat Gecesi
Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

» Ya Rasulallah (SAV)
Paz Nis. 09, 2017 4:43 pm tarafından yağmur

» Ya RasulAllah
Paz Nis. 09, 2017 4:34 pm tarafından yağmur

» Cürmüm İle Geldim Sana - Affeyle Beni Ya Rabbi (c.c.)
Paz Nis. 09, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Kuranı Kerim Okuyan
Perş. Nis. 06, 2017 9:01 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Perş. Nis. 06, 2017 9:00 am tarafından yağmur

» Rasulallah efendimizin guzelliği
Perş. Nis. 06, 2017 8:49 am tarafından yağmur

» Ey Ümmetin Yetim Şehri!
C.tesi Nis. 01, 2017 5:54 pm tarafından yağmur

» SOSYAL VERÂSET
Ptsi Mart 20, 2017 10:45 am tarafından yağmur

» Kimi Dost'a Varır
Ptsi Mart 20, 2017 10:34 am tarafından yağmur

» من اجمل تلاوات جزء عم كامل وديع اليمني
Ptsi Mart 20, 2017 10:27 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif Ayında Kılınacak Namaz
Ptsi Mart 20, 2017 10:20 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif
Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

» Receb-i Şerif Ayı'nın İlk Cuma Gecesi
Ptsi Mart 20, 2017 10:18 am tarafından yağmur

» Üç Aylar ve Mübarek Geceler
Ptsi Mart 20, 2017 10:14 am tarafından yağmur

»  Bakara Süresi وديع اليمني
Ptsi Mart 20, 2017 10:04 am tarafından yağmur

» Subhânallâhi ve Bihamdihi Subhânallâhi’l-Azîm
Paz Şub. 12, 2017 12:49 pm tarafından yağmur

» Gidenlerden Umre Hatıraları
Paz Ocak 15, 2017 3:17 pm tarafından yağmur

» Bin Tane Canın Olsa
Paz Ocak 15, 2017 3:09 pm tarafından yağmur

» Medine’de Bir Gece
Paz Ocak 15, 2017 2:52 pm tarafından yağmur

» En Güzel Müziksiz İlahiler
Paz Ara. 04, 2016 9:13 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Paz Ara. 04, 2016 8:54 am tarafından yağmur

» Stres
Paz Ara. 04, 2016 8:43 am tarafından yağmur

» DÎNİN ve ŞAHSİYETİN TEMELİ
Paz Ara. 04, 2016 8:26 am tarafından yağmur

» Abdurrahman al ossi Müthiş Kıraat
Cuma Kas. 25, 2016 7:22 pm tarafından yağmur

» Wadi' Alyamani | Surat Ar-Rahman
Cuma Kas. 25, 2016 7:17 pm tarafından yağmur

» Medine i Münevvere de Zaman
Ptsi Kas. 21, 2016 6:09 pm tarafından yağmur

» His
Ptsi Kas. 21, 2016 5:59 pm tarafından yağmur

» Ümit
Ptsi Kas. 21, 2016 5:56 pm tarafından yağmur

» Siyahtır Kabe’nin Örtüsü...
Ptsi Kas. 21, 2016 5:30 pm tarafından yağmur

» Ender Tekin Gül Diyarı Medine
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:59 pm tarafından yağmur

» Yeni Hicri Yılınız Mübarek Olsun
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:46 pm tarafından yağmur

» Aşure Günümüz Mübarek Olsun
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:44 pm tarafından yağmur

» MUHARREMİN BİRİ İLE ONU ARASINDAKİ NAMAZ
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:40 pm tarafından yağmur

» Merhamet
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:33 pm tarafından yağmur

» BUNU SAKIN KİMSEYE ANLATMA
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:30 pm tarafından yağmur

» Neden Sıkılırız?
Çarş. Eyl. 28, 2016 3:18 pm tarafından yağmur

» Aklın ve Kalbin İhtiyacı: İlim ve Eğitim
Cuma Tem. 08, 2016 4:20 pm tarafından yağmur

» Hazret-i Peygamber’e Coşkun Sevgi
Cuma Tem. 08, 2016 4:16 pm tarafından yağmur

» ZULM İLE ÂBÂD OLUNMAZ
Cuma Tem. 08, 2016 4:12 pm tarafından yağmur

» SILA-İ RAHM NE DEMEKTİR?
Ptsi Nis. 25, 2016 7:54 pm tarafından yağmur

» Selmân-ı Fârisî r.a
Ptsi Nis. 25, 2016 7:48 pm tarafından yağmur

» Cennet Alışverişi
Çarş. Mart 23, 2016 7:12 pm tarafından yağmur

» Cihadda Gaye
Çarş. Mart 23, 2016 7:09 pm tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11727 mesaj attılar bunda 4526 konu

Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Kas. 21, 2010 11:17 am

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Doğumu ve Çocukluğu



Kur’ân-ı Âzimüşşân’ın yedi vech-i i’cazından olan lafzındaki fesâhat ve selâseti,tamamen bir mevhibe-i İlâhi olarak kıraat ve tilavetinde temessül edip yansıtan ve son asrın ender kâri’ ve hafızlarından olan ve tilavette “Nâbiğa-i zaman” ( Zamanın eşsizi) diye isimlendirilen Üstad Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, Mısır’ın başkenti Kahire’ye uzaklığı 500 km olan “Suhac “ merkezine bağlı “ El-Munşee” kasabasında 20 Ocak 1920 senesi mübarek Cuma gecesinde dünyaya teşrif etmiştir.

Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi’nin üç kardeşi vardır.Bunlar: Ahmed Sıddîk, Mahmud Sıddîk ve Hâmid Sıddîk’tır.Kardeşi Ahmet Sıddik, 1939 yılında vefat etmiştir.

Başta dedeleri ve babaları olmak üzere, bu mübarek ailenin tüm efradı kırâat-ı Kur’ân ve güzel sesle meşhur olarak etrafa ün salmışlardır.

Lakin içlerinden Muhammed Sıddik, gerek tatlı ve güzel sesi ve gerekse muhteşem ve hüzün dolu okuyuşu ile hepsinden daha ziyade yükselerek, imtiyaz etmiş ve kendisine münhasır, lakin hiçbir kâri’nin yetişemediği bir dereceye erişmekle, müstesna bir kıraat metodu takip ederek hakkıyla “BEDİÜLKURR” (Asrın emsalsiz okuyucusu) ünvanına bahş kılınmıştır.

Şeyh Muhammed Sıddik, Kur’an ta’limine 4 yaşında iken babasının yanında başlar. Ve hıfzının önemli bir bölümünü babası Sıddik Seyyid’in yanında yapar.Lakin babasının işleri çok yoğun olması sebebiyle, diğer kalan kısmını Şeyh’i Ebu Müslim’in (Muhammed Nemkî) yanında ikmal eder..

Ebu Müslim küçük Muhammed’in Kur’an hıfzındaki çabukluk ve ateşpâre-i zekası ve sesindeki tatlılığı karşısında taaccüb ile hayran kalmış ve ileride haiz olacağı pek yüksek dereceyi daha o zamandan sezerek, ehemmiyetle üzerinde durmuş,daima onu cesaretlendirmiş ve gittiği her meclis ve topluluğa götürerek tilavetini tüm Mısır’a göstererek yavaş yavaş onu parlak istikbale doğru hazırlamaya başlamıştır.
Küçük Muhammed, kendise Cenab-ı Hakk tarafından mahza bir mevhibe olarak verilen ifrat derecedeki zekası ,karîhay-ı fikir ve kuvve-i hafızası vasıtasıyla 1928’de henüz 8 yaşına baliğ olmadan, Kur’ân hıfzını tamamlar. Ve daha çok küçük yaşta büyük alimlere verilen “şeyh” lakabını alarak kıraatta Nâbiğa-i zaman olduğunu fiilen ispat eder.

Muhammed Sıddik,Mısır’daki şöhretinin işareti olan ilk kıraatını Ahmim merkezine bağlı olan “Ebâr el-Melik” köyünde okur. Daha sonraki yıllarda da tilaveti, doğum yeri olan “Munşee” kasabasına yayılır.

Küçük Muhammed, 1932’ de yani, 12 yaşında babası ve amcası Ahmed Seyyid ile birlikte başkent Kahire’ye giderek islâmi ve Kur’ani ilimleri Şeyh Muhammed Saudi İbrahim ve Muhammed Ebul- Ulâ’nın yanında tedris eyler. Sadece Kıraat ilimleriyle yetinmeyip, diğer ulum-u imaniye ve Kur’aniyeyi de ders almak suretiyle, zamanın mühim alimlerinden biri olur. 1935 yılında 15 yaşına gelince babası, şeyhi ve amcasından ayrılarak, müstakil olarak okumaya başlar…
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3838
<b>Puanı</b> Puanı : 4211
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Kas. 21, 2010 11:20 am

Şeyhleri:



1-) Birinci ve en büyük şeyhi ve muallimi babası, Sıddik bin Seyyid bin Sabit el-Minşâvi. İlk Kur’an hıfzını başlatmış ve Kur’an-ı sevmesinde öncülük etmiştir.

2-) Şeyh Muhammed Nemkî ( Ebu Müslim). Kur’an hıfzını tamamlayan ve kendisindeki eşsiz kıraat cevherini sezip babasına haber veren ilk kişi.

3-) Amcası Ahmed Seyyid. 12 yaşından sonra onu beraberinde Kahire’ye götürüp Kur’an ilimlerini öğrenmede vesilelik yapmıştır.

4-) Şeyh Muhammed Ebul- Ulâ.. Muhammed Sıddik’a kıraat-ı aşereyi ilk öğreten zattır.

5-) Babasından sonra en mühim ve kendisinin de en ziyade muhabbet ettiği şeyh’i Muhammed Saudi İbrahim.. Kıraat ilimlerini ve diğer imani ilimleri öğrenmesine vesilelik yapmış meşhur bir kıraat âlimidir.



Gençliği:

Muhammed Sıddîk, 1938 de amcasının kızıyla evlenir.Bu hanımından 2 oğlu ve 2 kızı dünyaya gelir.. 1939 yılında da kardeşi Ahmed Sıddik’ı kaybeder. 1940’lı yıllara gelindiğinde Şeyh’in tilaveti, Mısır’ın her tarafında adeta halkın dilinde dolaşır olmuştur. Artık herkes bu emsalsiz kâriden bahsetmekte ve onu merasimlerde Kur’an okumaya çağırmak için yarış içerisine girmektedir.Şeyh hayatında en ziyade okuduğu surelerinden biri Yusuf suresidir. Zira bu sure onun için apayrı bir mana içeriyordu.Onun bu suresini her kim dinlese diyecek ki: “Bu zât Yusuf Aleyhisselamın hüznünü sinesinde saklıyor.” Barekallah..

Şeyh 1940 ile 1950 yılları arasında bir çok ihtifal ve mübarek gün ve gecelerde Kur’an okumakla birlikte, ilmi hayatına dahi çok fazla ehemmiyet verir.Ve eline geçen bir çok tefsir ve akaid kitaplarını da okuyarak gecelerini i’tikafla geçirir.Bu suretle fâni ömrünü bir cihette ibkâ eder.



DünyayaYayılan Şöhreti:



Oğlu Muhammed Saudi ile yapılan bir röportajı aynen naklediyoruz:



--- Sayın Muhammad Saudi ; 1953 yılında tüm radyo,televizyon ve basın organları Muhammed Sıddik Minşâvi hakkında; ” Radyonun ilk defa sesini çekmek için ikamet ettiği beldeye gidip, sesini kaydettiği dünyada tek kari'dir.” haberini yayınlamışlardı.

---Peki bu hadise nasıl cereyan etti? Ve Şeyh bu durum karşısında nasıl bir tavır sergiledi?.

---- Şeyhimiz Muhammed Sıddik, 1950’li yılların başında tatlı sesi, hüsn-ü kıraat ve tilaveti ile adeta Mısır’ın her tarafında, tüm insanların dilinde şöhret olmuştu. Adeta Muhammed Sıddik, Mısır halkının mâ’şuka ve sevgilisi haline gelmişti.

İşte ne zaman ki, radyo yetkilileri bu İlahi mevhibe’yi duydular.Derhal elemanlarından birini, Şeyh’in okuduğu köye gönderdiler. Elçi, Şeyh Muhammed’e; radyoya gelip imtihana tabi olduktan ve sesi ve okuyuşu da beğenildikten sonra radyoda okumasına karar verileceğini söyler. Lakin Şeyh Muhammed Sıddik, bu talebi reddeder.Ve şöyle der: “ Radyoda okumak gibi bir arzu ve isteğim yoktur.Hem, benim onun şöhretine dahi ihtiyacım yoktur ve olamaz.”

Şeyh’in bu cevabı tabiî ki, radyo yetkililerini pek memnun etmez. Bunun üzerine radyo müdürü Emin Hammad Bey, tüm radyo mürettebat ve elemanlarını Muhammed Sıddik Minşâvi’nin okuduğu beldeye göndererek sesini kaydetmelerini ister. Şeyh ise, Ramazan ayı münasebetiyle pek çok yerde ihtifallere (büyük merasim) iştirak ederek Kur’an okumaktadır.

Keza radyo ekibinin bir kısmı da babası Sıddik seyyid’in okuduğu “Useyrât” beldesine giderek sesini kaydederler. Babası da, Ebu Ahmed Rihab’ın evinde Kur’an okumaktadır o esnada. Böylece her ikisinin de sesi radyo tarafından ikamet ettikleri beldede band kaydına alınarak radyo merkezine götürülür.

İşte bu hadise, yani radyonun tüm mürettebat ve mühendisleriyle bir kâri’nin evine gidip sesini kaydettiği hadisesi, dünya radyo tarihinde cereyan eden ilk ve tek hadisedir. Daha sonra radyo yetkilileri, kaydettikleri bu iki kaseti iyice dinledikten sonra, hayran kalarak babası ile ikisini radyoya davet ederler. Fakat ikisi de şöhreti sevmediklerinden bu teklifi reddederler.Bunun üzerine radyo müdürü, Muhammed Sıddik Minşâvi’nin yakın dostlarından Abdülfettah Paşa’yı devreye sokarak, kabul etmesi için ricada bulunur.Sonunda Şeyh Muhammed, Paşa’yı kıramaz ve teklifi kabul eder. Babası ise,kesin bir red cevabı ile şöyle der: Mısır radyosuna Minşâvi ailesinden oğlum Muhammed Yeter. Daha bize ihtiyaç yoktur. Bunun üzerine Suriye ve Londra radyoları babasının sesini kaydetmek girişiminde bulunurlar. Şeyh Sıddik yine reddeder. Fakat aşırı ısrarlar üzerine sadece 5 suresinin kaydına izin verir ve der ki: “ Eğer aşırı ısrarlar olmasa idi kat’iyyen müsaade etmeyecektim.”

İşte bu ilginç ve ender hadiseden sonra Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, 1953 yılının Ramazan ayında 33 yaşında, resmen Mısır Kur’an radyosunda tilavetine başlar ve artık sadece Mısırda değil tüm İslam âleminde tanınmaya başlar.

Resmi olarak tilavete başladığı yıllarda iki hafta “Zemalik” mescidinde okur, daha sonraki iki haftada da Suriye’de tilavet ederek bir ayı böyle itmam ederdi.

Tabii o yıllarda Mısır ve Suriye Birleşik Arap Cumhuriyetini kurmuşlardı. Suriye halkı her akşam saat 8 sıralarında şeyh’i iştiyakla bekleyerek, tilavetini sabırsızlıkla intizar ederlerdi. Keza Mısır halkı dahi böyleydi.

Sesindeki halavet ve tatlılıktan dolayı çevresinde nam salarak büyük kurrâ’ların safına sıçramış ve böylelikle kısa sürede on binlerin beğeni ve takdirlerini alan Minşâvi’nin nam ve şöhreti; artık dünyanın her tarafına yayılmaya başlamıştır.



Endonezya Ziyareti:



Muhammed Sıddik Minşâvi, Mısır dışına (Suriye hariç ilk defa ) 1955’te Endonezya devlet reisi Ahmed Sukarno’nun özel davetlisi olarak Şeyh Abdülbasit Abdüssamed ile beraber Endonezya’ya gitmiştir. Endonezya’da çoşkun ve Kur’an aşığı bir topluluğun muazzam hürmet ve sevgileri ile karşılanmıştır. Kur’an’a olan bağlılık ve hürmetlerinden çok etkilenen Şeyh Minşâvi, okurken hep ağlamış ve Endonezya halkını da çoşkuya getirmek suretiyle bütün dinliyenleri hüzne boğarak ağlatmıştır. İşte Endonezya’da okuduğu bu müessir ve etkileyici tilavetinden dolayı 1955’te Endonezya hükümeti tarafından gayet âli bir nişan ve birincilik derecesi ile ödüllendirilmiştir.

Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, muasırları olan diğer meşhur kâri’lerle çok defa bir araya gelerek onlara muhabbetini izhar etmiş ve şerefleriyle de iftihar etmiştir. Hiç bir zaman kendisine meşhur bir kâri nazarıyla bakmamış, babası gibi tevâzu mesleğinden bir zerrecik bile olsa ayrılmamıştır.Zaman zaman meşhur kari’lerden biri olan Abdulbasit ile İslam ülkelerine seyahatler düzenlemiş, beraberce muhtelif yerlerde kıraatlarda bulunmuşlardır.Hatta Abdülbasit Abdüssamed ile Endonezya’da Yusuf suresini beraber devirli okumuşlardır.

Şeyh Muhammed, fıtri spor yapmaya özen gösterir ve yayan yürümeyi çok severdi.Lakin 1955’de araba alır. Hakikatte mal ve araba sevdası olmayan Şeyh, arabayı zaruretten dolayı aldığını beyan etmiştir. Arabasını günün çoğu vakitlerinde Kahire’deki El-Hüseyni camisinin önünde park eder,işlerini yürüyerek hallederdi. Kahire’de arabaya binmezdi. Ancak Kahire dışına giderse binerdi.

Şeyh hayatı müddetince dış ülke olarak en fazla Suriye ve Libya’da bulunmuş.Suriye ve Libya halkını halkını mest eden pek çok kıraatlarda bulunmuştur.Ondandır ki,Mısır’dan sonra en çok bu iki ülkede iştihar etmiştir.Özellikle Ramazan aylarını Suriye’de ihya etmeyi pek severdi. Burada Lala Mustafa Paşa camii’nde okuduğu Yusuf suresi pek meşhurdur.

Muhammed Sıddik, şeyh Muhammed Rifatı çok severdi.Sesinden ve tilavetinden etkilenir, fıtri hüznüne hüzün katardı.Radyoda kârileri çok dinlerdi. Evde olduğu zamanlar devamlı radyonun başında bulunur, Kur’an yayınlayan radyoları dinlerdi. Fikrini daima Kur’an-ı Kerim’in tefekkürü ile meşgul eder,çoğu zaman ağlardı.

1950 yılında,Şeyh Muhammed Rıfat’ın vefatı üzerine babası Sıddik Seyyid’in de içinde bulunduğu bir toplulukta, bütün meşhur kâri’lerin önünde Kurân okumuş ve fevkalade takdir ve övgülere mazhar olmuştur.

Merhum ve meşhur kârilerden olan Muhammed Rıfat ise, şeyh Muhammed Sıddik için şöyle demiştir:”O öyle bir kari’dir ki, onun eşi ve benzeri daha dünyaya gelmemiştir.”

Keza Şeyh Muhammed Sıddik’ın, ilahileriyle Mısır’da şöhret olan Taha Feşni ile çok defa bir araya gelerek Kur’an dinleyip sohbet ettikleri gelen rivayetler arasındadır.

Muhammed Sıddîk El-Minşâvî’nin günden güne artan bu şöhreti ,elbetteki bazı kıskanç ve hasud kârilerin damarlarını depretmiştir.Mesela bir gün 10 bin insanın toplandığı bir merasim ve toplantıda, başka bir kâri’ kendisini kıskandığından dolayı, mikrofonu idare eden kişiyi kandırarak mikrofonu bozdurur.Muhammed’in sesi zayıftır, mikrofonsuz okuyamaz diye ilan eder.Ve nitekim şeyh okurken mikrofonu bozdurur.Şeyh durumu anlayıp halkın içine yürüyerek 1 saati aşkın okur ve sesinin gürlüğü zahir olup açığa çıkar.Daha sonra O kinci kâri, defolup orayı terk etmek zorunda kalır.

avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3838
<b>Puanı</b> Puanı : 4211
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Kas. 21, 2010 11:20 am

Kıraatı:



Mısır'ın ve dünyanın en önemli ve eşsiz hâfızlarından olan Muhammed Sıddîk Minşâvî, son derece dolgun ve güçlü bir sese sâhipti. Okurken perdelere hâkimiyeti, sesin de güçlülüğü ile daha da etkili bir hâle geliyordu. Mustafa İsmâil'de olduğu gibi Minşâvî'nin de icrâ ettiği nağmeler âyetteki mânâya uygun oluyordu. "el-Fecr" sûresi'nin 23-24'üncü âyetlerinde, "O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var! (İşte o zaman insan) 'Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderebilseydim!' der." âyetinde "keşke" kelimesindeki pişmanlık ve çaresizlik ifâdesini öyle bir terennüm ediyordu ki, o sahneyi yaşıyor ve yaşatıyordu.Hem Yusuf suresini ondan dinleyip manayı da anlıyorsa, kendisini adeta Yusuf Aleyhisselam’ın yaşadığı devirde hisseder. Kur'ân tilâvetine pest seslerden ve ağır ağır başlardı. Bu da uzun müddet okuyacağı durumlarda daha tizlere çıkmasını ve daha fazla makam seyrinde bulunmasını sağlıyordu. Gâyet sâkin başladığı tilâvetin ortalarına doğru iyice coşmaya ve coşturmaya, dinleyenleri galeyâna getirmeye başlıyordu. İnfitâr Sûresi'ne başlarken sâkin başlayıp, sonuna doğru coşmasıyla da -ki âyetin bu kısmında kıyâmet günü anlatılır- âdetâ kıyâmeti koparırcasına o günün dehşetini, acıklı hâlini nağmeleriyle anlatıyordu. Minşâvî'nin tilâvete pest seslerden başlayıp yavaş yavaş tizlere çıkması ve coşması, iyi takip edildiği zaman son derece önemli bir öğreticiliğe sâhiptir. Kur'an tilâvetinde asıl olan da bu şekilde okumaya pest selerden başlayıp, mânâya uygun nağmeler yapmaktır. Şeyh Minşâvi, makamlı kıraatlarında genellikle ülkemizde öğretilen Asım kıraatı yerine, Arab ülkelerinde daha meşhur ve merğub olan “Verş an-Nâfi” kıratı ile “Kisâi” kıraatlarını daha çok tercih etmiştir.Keza Şeyh, bazı kıraatlarında meşhur ve hak olan yedi kıraatı dahi birden tatbik etmiştir. Bununla beraber Muhammed Sıddik Minşâvi’yi diğer kârilerden ayıran özelliklerinden biri de, Şeyh’in tilavet esnasında hata yaptığının görülmemiş olmasıdır.Diğer kâriler hakkında böyle bir hususiyetin görülmüş olması maalesef mevzu bahis değildir. İşte onun bu hususiyeti yâni hatasız okuması,kendisinin mahzâ bir mevhibe-i İlâhi olduğunun en zâhir bir delili olsa gerektir. Şeyh Muhammed Sıddîk, okumaya başlarken “beyati” makamıyla başlar ve daha sonra da “rast” makamıyla devam ederdi.Genellikle meşhur hüzün makamı olan”saba” makamında okur, kalblerde derin izler bırakırdı. O, Mısır ve diğer İslam ülkelerinde okuduğu vakit, binlerce kişinin arzu ve çoşkuyla dinleyip ağladığı hüzün sultanıdır. Okuyuşunda adeta Kur’anın hüznî manalarını Allâh’ın inayeti ile konuşturur, dinleyenleri hüzün ve taraba(sevinç) boğardı.Çok kişi sadece dinlemek vasıtasıyla Kur’an-ı azimüşşanın manalarını muhlisâne ondan ders aldıklarını beyan ediyorlar.

Şeyh, hayatında gayet mütevazi ve sade görünümlü bir insandı.Gösteriş,şöhret ve riyadan hayatı boyunca şiddetle ictinab etmiş, “Ben ecir ve mükafatımı yalnızca Allah’tan bekliyorum” olan Peygamber düsturunu kendine rehber edinmiş ve halktan kat’iyyen bir karşılık beklememiştir. Lakin kendisi her ne kadar tevazu toprağı altında kendisini gizlemeye çalıştıysa da, şöhret olmaktan kendini kurtaramamıştır.Adeta tevazu toprağı altında bir Muhammed Sıddîk iken, Allâh’ın lütfu ile milyonlar Muhammed Sıddîk inbat etmiş ve dünyanın her yerinde mübarek ismi ve baldan daha tatlı olan sesi ve hüzün dolu okuyuşuyla meşhur olmuştur. Bârekallah… Şeyh Muhammed Sıddîk Seyyid El-Minşâvî, kendisine has ve emsalsiz olan kıraat şekliyle kendisinden sonra gelecek olan hafız ve kâri’lere bir model teşkil ederek, milyonlar kişiyi Kur’an-ı Hakim’e hayran bırakmıştır.Mısırda Kur’an okumada tertil ekolünü başlatan ilk öncülerdendir. Şeyh muhammed sıddîk seyyid el-minşâvî’yi diğer meşhur hafız ve kârilerden temyiz ve ayırteden en büyük özelliği; hiç şüphesiz ki,okurken makamı hüzne çevirmesi değil, kendisine bir lütfu ilâhi olarak verilen sesinin fıtraten hazin ve müessir olmasıdır.bu yüzdendendir ki, çok ehl-i kalb bu zatı dinlemiştir ve dinlemeye devam etmektedir biiznillâh…

Coşkulu hallerinde bile hüzün vardır Şeyhin. Ama hüzün de coşku da en bariz bir şekilde adeta onda cisimleşmiş ve ona en büyük bir simge ve nişan olmuştur. Ondandır ki, hüzünlü tilaveti çok kişinin kalbini adeta fetheylemiş ve daha onu görmeden aşık olmuşlardır.Bu vesileyle Kur’an-ı Azim’i dinlemeye iştiyak göstererek hayatları boyunca bu İlâhi hüzne kulak vermişler ve inşaallah kıyamete kadar vereceklerdir.Coşkulu kıratlarda elbette ki mahirler çoktur.Ama Muhammed Sıddik ise,huşû ve hüzünde bütün kârilerden evveldir ve üstadıdır diye tüm dünyada müşterek bir kanaat haline gelmiştir.
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3838
<b>Puanı</b> Puanı : 4211
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Kas. 21, 2010 11:21 am

Evliliği ve Çocukları:

Şeyh Muhammed Sıddik, 1960’lı yılların başında takriben 40 yaşında ikinci evliliğini yapmıştır. 2.hanımı “Suhac” iline bağlı “Ahmim” beldesindendir. Bu hanımından da 5 erkek ve 4 kız olmak üzere toplam 9 çocuğu dünyaya gelmiştir. Kendisiyle dünür olmak isteyen çok olduğu için ikinci evliliğini yaptığını ifade etmiştir. Şeyh’in iki hanımı da beraber bir evde sevgi ve muhabbetle yaşamışlardır. Şeyh’in en büyük oğlu Muhammed Saudi’dir.Ticaretle uğraşmakta olup,meşhur kârilerden olan Muhammed Abdulhakem’in kızıyla evlenmiştir. İkinci oğlu Muhammed Şâfii.. Suud-i Arabistan’da inşaat mühendisi olarak çalışmaktadır. Üçüncüsü Muhammed Nur, Silahlı kuvvetlerde zabit olarak çalışmakta.. Doktor Ömer ise, Ezher Üniversitesinde öğretim görevlisi ; Salah özel bir şirkette muhasebeci ve Tarık ise Suud-i Arabistan’da mühendis olarak çalışmaktadır. Kızları; Firdevs, Fethiye, Feryal ,Fatıma ve Feyza hanımlardır. Kızlarının ilk üçünü daha hayatta iken hafızlıklarını tamamladıktan sonra evlendirmiştir.Diğerleri zaten öldüğü zaman henüz çok küçük idiler.Rivayetlere göre oğul ve kızlarının hepsi de Kur’anı hıfz eylemişlerdir.

Çocuk Terbiyesi:

Şeyh Muhammed Sıddik ve çocukları ( En sağda kızı Fatıma,hemen yanında oğlu Salah, onun yanında da diğer oğlu Muhammed Nur ve kucağındaki oğlu ise, Şu an El-Ezher’de Müderrislik yapmakta olan Ömer’dir. Şeyh’in oğullarından Muhammed Saudi’nin anlattığına göre Muhammed Sıddik, çocuklarının hüsn-ü ahlak ve terbiyesine gayet ehemmiyet vermiştir.Bununla beraber çocuklarını henüz 5 yaşlarında iken Kur’an hıfzına başlatmış ve bu konuda pek çok ihtimam göstererek, bütün çocuklarının birer Kur’an hâfızı olmalarını Allah’ın inayeti ile temin etmiştir. Muhammed Şâfii ise, babası hakkında şunları nakletmiştir: “Babam hayatında bizlere öncelikle farzlara riayet etmemizi tenbih eder ve bu konuda yardımcı olurdu.Okumak için gittiği her mescide bizi de götürür, namazlarımızı camide eda etmeye teşvik ederdi.Bu sayede Mısır’ın bütün büyük ve meşhur camilerini babama refakat ederek gezmişimdir.Keza arkadaş seçimimizde de dikkat eder,ahlaklı ve dindar dost edinmemiz konusunda daima bize öğütler verirdi.

Günlük derslerimizi yapmamızda bizlere iştirak eder,bizimle beraber ders yapar ve yardımcı olurdu.Yaz tatilinde de onunla beraber spor yapar,beraber yüzer ve güreş yapardık.Geceleri de yaşımıza uygun dini kıssa ve hikayeler okur ve bizim de kitap okumamız için çaba sarfederdi. Hatta aramızda kitap okuma yarışması düzenler birinci gelene ödül verirdi. Fakat üzerinde en çok durduğu bizim Kur’anı hıfzetmemizdir.” Öyle ki, hafızlık evimizde hepimizin ortak gayesi olmuştu.



İlahi Mevhibe:



Şeyh, hayatı müddetince musiki okuluna ve musiki hocalarından ders almaya gitmemiştir. Bu lahn (Ölçülü ve düzgün okuyuş) Allahın(c.c) verdiği Kur’âna has bir mevhibedir (vergidir) diyerek, bu ilâhi lütfa kanaatte bulunmuştur. 1960’lı yılların başında bir gün musiki dersi veren büyük zâtlardan biri, şeyh’e gelerek ona, Kur’an’ı daha iyi okuması hususunda kendisine ders verme teklifinde bulunur. Ve şöyle der: “Ya Şeyh! Musikinin Kur’an okumada kabul ettiği en güzel ve yekta ses sensin..Musiki dersi almak suretiyle Kur’anı daha iyi okumak istemez misin?” Şeyh ise şöyle cevapta bulunur: “Ya seyyidi! Musikinin hepsi Kur’an’dan çıkmıştır.Nasıl olur ki sen, Kur’an’ı musiki eğitimi ile düzgün okutmaya çalışırsın?!” Bu cevap karşısında adam mahcup olarak geri döner. Şeyh Muhammed Sıddik, Mısır Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Zemâlik mescidine” Kehf “suresi okuması için tayin edilmiş ve âhir ömrüne kadar bu camide Kur’an okumaya devam etmiştir.
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3838
<b>Puanı</b> Puanı : 4211
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Kas. 21, 2010 11:22 am

Su-i kast girişimi:



Kendisinin anlattığına göre 1963 te bir akşam Kur’an okumaya davet edilir.Okuduktan sonra ev sahibi evde yemek ve meyve ziyafetine çağırır. Her ne kadar reddettiyse de ısrarlar neticesinde kabul etmek zorunda kalır.

Bir kıskanç kâri, ev sahibinin haberi olmadan aşçıya mühim para mukabilinde şeyhin tabağına zehir attırmış ve özel olarak şeyh’e ikram etmek için emretmiş.Aşçı da vicdanında duyduğu eleme dayanamayarak hadiseyi gelip gizlice şeyh’in kulağına fısıldayarak haber vermiş ve böylece Şeyh Muhammed Sıddik, mutlak bir ölümden kurtulmuştur.

Şeyh ise, hadiseyi gayet soğukkanlılık ile karşılamış ve “ Cenâb-ı Hakk, Halim ve affedicidir” diyerek kendisine su-i kast düzenleyenleri affeder.Lakin şeyh bu kıskanç kâri’nin ismini ölünceye kadar tüm ısrarlara rağmen açıklamamıştır.



Libya ziyareti ve Kral Sunusi

Şeyh’in berk süratinde kalblere girip, derin etkiler uyandıran huzur dolu tilaveti tüm dünyaya yayıldığı bir sırada, 1964 yılında Libya dahi bu tilavetten nasibini almak ister.Bu münasebetle Libya Kralı Sunusi, bizzat şeyh Muhammed ‘i ülkesine davet eder. Şeyh Libya’da çoşkun ve Kur’an aşığı bir halk kitlesi önünde en hüzünlü kıraatlarını yapmıştır. İşte Şeyh’in Libya’da bu tilâvetlerinden biri esnasında Kral Sunusi ile aralarında ilginç ve ender bir hadise cerayan eder.Şöyle ki: Libya kralı Sunusi’nin dünyada eşi ve benzeri olmayan ve kendisine has olarak imal edilen bir saati vardır.Kral hayatında bu saate muazzam bir değer vermekte ve ziyade ihtimam göstermektedir. Lakin Ne zaman ki Şeyh Muhammed Sıddik, o meşhur hüzün ve huşu dolu tilavetiyle okumaya başlar. Orada bulunan tüm cemaat ağlar. Kral dahi şiddetli bir şekilde gözlerinden yaşlar akmaya başlar.Ve Şeyh’ten okumayı durdurmasını rica ederek, tüm cemaatin önünde o çok değerli olan bu saatini kolundan çıkararak Şeyh Muhammed’e uzatır. Nezih bir nefis sahibi olan Minşâvi ise şöyle der. “ Efendim, ben biliyorum ki bu saat sizin hayatınızdaki en çok değer verdiğiniz saattir. Bu yüzden alamam.” Kral da şöyle bir cevapta bulunur. “Yâ Şeyh! Nasıl vermiyeyim ki, kalbimdeki sevgin bu saate olan sevgimi artık geçti. Kolumda durmasının manası yoktur.” diyerek hediye eder.



Fetanet ve Zekaveti:



Şeyh Fethi El-Melici anlatıyor: “ Günlerden bir gün ben, meşhur kârilerden Mustafa İsmail ve Muhammed Sıddîk Minşâvî üçümüz bir Arab devletini ziyarete gittik.

Orada Melik ve Kral’ın saraylarından bir sarayda ağırlandık. Yaşça en küçükleri ben idim. Usül gereği kaldığımız odada, dünyanın en büyük Kur’an okuyucularına benim hizmet etmem lazım iken, Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvî, kemâl-i tevazu’undan kalkar, bizlere hizmet ederdi. Sanki her ne arzu etmiş isek; istediğimiz şeyi içimizden duyar gibi, bizlere sormadan önümüze getirir ikram ederdi. Bizler ise bu duruma çok defa hayret ederdik.Hatta ben kendim, çok zaman sonra onun bu fetânet (uyanıklık) ve zekiliğini fark etmişimdir.”

--- “Bu münasebetle evvela nefsimden ve sonra da bütün Kur’an ile iştigal edip onunla amel etmek istiyenlerden tek ricam ve temennim şudur ki: Eğer biz Kur’ândan hakiki manada okumak ve dinlemek suretiyle istifade edip müteessir olmak istiyor isek şüphesiz ki, Şeyh Muhammed Sıddik Minşâvi’nin okuduğu vech üzere okumalı ve ondan dinlemeliyiz.Ta ki Kur’an aleyhimize değil lehimize bir hüccet ve delil olsun.Ve bizi saadete vasıl eylesin.”

---“Keza Muhammed Sıddîk El-Minşâvî’nin gerçek kıymet ve değerini kâsır fehmim ve aciz lisanımla sizlere hakkıyla beyan etmem elbette ki mümkinattan değildir. Onu ancak tilavetindeki ihlâs ve sadakatinden bir derece fehmedebilir ve idrak etmiş olursunuz.”



İzzeti:



Bir gün devlet başkanı Cemal Abdünnasır’ın da iştirak ettiği bir toplulukta Kur’an okumaya davet edilir.Abdünnasır bir vezirini Şeyh Muhammed’e okuması için gönderir. Veziri gelir ve der: Yâ Şeyh! Devlet reisi Abdünnasır’ın da katıldığı bir ihtifalde (merasim) Kur’an okuyup şan, şöhret ve şerefini arttırmak istemez misin? Şeyh Muhammed ise veziri şaşırtacak şu sözleri sarfederek bu gibi şöhretperestlerin karşısında izzetini muhafa eder: “Bu şeref niçin Abdünnasır’ın olmasın ki; Muhammed Sıddik Minşevi’nin sesinden Kur’anı dinleyecek...” diyerek daveti reddeder ve şöyle der: “ Abdünnasır hata etmiş ki,bana en kötü vezirini göndermiş.”



Tevazuu:



Onca şöhretinin genişliğine rağmen Şeyh çok mütevazidir. Beyaz bir entari ve beyaz bir takke giyip evinin önüne oturur. Lakin çok kimse onu tanımazdı.Yoldan gelip geçenler, onu evin kapıcısı sanarlarmış.Hatta çok kimse Muhammed Sıddik Minşevi kimdir diye ondan sorarlardı.

Yine bir gün uzaklardan seyahat edip de, Şeyh Muhammed Sıddik’ı görmeye gelen bir zat; Şeyh’i, kapısının önünde otururken görür ve yanına gelir.Lakin tanımamıştır. Der ki: Ey amca! Sen Muhammed Sıddik Minşâvi’yi tanıyor musun? Şeyh evet der.Sen biraz bekle,ben içeri girip durumu arzedeyim. Gerçekten de Şeyh içeri girer, elbisesini değiştirir , sarığını ve gözlüğünü takar, sonra da adamı kapıda öylece karşılar.Şeyh’in böyle yapmasının sebebi ise, onca şöhreti her tarafa yayılan Muhammed Sıddik Minşevi’yi tanıyamayan adamı mahcub etmemek içindir. Zira sorduğu anda o kişi benim dese, belki de adam utanıp mahcup olacaktı.Böylece adam mahcubiyetten kurtulmuş oldu.
Şeyh, oturduğu civardaki insanlarla ve yakın akrabalarıyla çok iyi geçinir çok meşhur olmasına rağmen halktan biri gibi dururdu.Fakirlere karşı çok merhametli idi. Bir gün akşam yemeği için büyük bir ziyafet verir. Normalde böyle büyük ve meşhur bir zatın davetlileri elbette ki, devlet adamları, zengin ve soylu kimseler olması lazım gelir.Lakin öyle olmamıştır. Bütün hazırlıklar tamamlanır ve akşam bir bakarlar ki; davetlilerin tümü mahalle sakinlerinin en fakir ve yoksul kişilerinden oluşuyor. İşte şeyh’in peygamber ahlâkı..

Şeyh, 1966 yılı Ramazan ayını Mescid-i Aksa’da ihya etmiş devamlı bir surette ibadet ve tilavet-i Kur’anla hayatını geçirmiştir..

Şeyh-i Minşâvi, 1966 yılında verem hastalığına yakalanır. Doktor okumamasını tenbih eder.Lakin Kur’an aşığı olan Şeyh ise,canı pahasına da olsa bu aşkından vazgeçmeyerek, aksine yüksek sesle okumaya devam eder.Tabii bu arada hastalığı gün be-gün artmaktadır.



Şeyhin Bağdad Ziyareti:



1967 senesinde Muhammed Sıddik Minşâvi, Üstad Huluk’un daveti üzere Ramazan ayında Bağdat’a gider. Havaalanında uçaktan indiği sırada muazzam bir halk kitlesiyle karşılanır. Ebu Hanife camiinde “Enfâl” suresini okur ve muazzam senâ ve övgülere mazhar olur. Daha sonra Irak radyosunda da tilavet eder. Keza Bağdat’ta bulunduğu 10 gün içerisinde Urfalı camii’nde dahi muhteşem kıratlarından birini tilavet eyler.Lakin bu kıraat esnasında verem hastalığı nedeniyle boğazından kan gelir.

Hem orada Bağdat eşraflarından birinin evinde, büyük bir merasimde ve büyük kârilerin de ihzar olduğu bir mecliste, Kamer suresinin sonunu ve Rahman suresini acib bir tarzda okumakla dinleyenleri hüzün seline boğar.Lillâhilhamd bu kıraati yetkililer tarafından tescil edilerek okuduğu ilk günkü gibi tazeliğini muhafaza ederek günümüze kadar ulaşmıştır. Şeyh bu mektubları Bağdatta bulunan Üstad Huluk’a göndermiştir.Gönderdiği mektubların içerisinde özetle; kendisinin 11 yaşında haflelere yani cemaatli okuyuşlara başladığını ve doğum tarihinin 20 Ocak 1920 olduğu ve Bağdat radyo ve televizyonunda tescil edilmiş 15 tane videosu bulunduğu yazmaktadır.Keza gönderdiği risalelerde ilk tilavetinin Lokman suresi olduğu yazılıdır.Hem Bağdat radyosunda Gafir suresini tilavet ettiği dahi geçmektedir.



Bağdatlı Şeyh Safâuddin A’zami anlatıyor: Şeyh Minşâvi’nin Bağdat’a geldiği senede 18 yaşında idim.Irak Divan reisinin düzenlediği bir merasimde Kur’an okuyordum.Birden içeri Irak divan reisi ve yanında sarıklı ve şeyh görünümünde pek de genç bir zat vardı. Reis yanıma gelerek sırtıma dokundu ve okumayı bitirirsen iyi olur dedi. Ben de istifsar ederek neden dedim.Reis: Meşhur Şeyh Minşâvi geldi,dedi.

Gelen şeyh’e baktım.Lakin şeyhi çok genç gördüm.Zira daha önce Minşâvi’yi hiç görmemiştim.İçimden Bu genç, meşhur Şeyh Minşâvi olamaz dedim.Zannımca, Minşâvi’yi dolgun sesi nedeniyle 60 yaş dolaylarında tahayyül ediyordum. Neyse okumayı bitirip kenara çekildim.Şeyh yanıma geldi ve oturup Euzu besmele çekti.Ben de şeyh’in duyacağı bir sesle bu Minşâvi değil dedim. Bana baktı ama hiçbir şey demedi.Sonra besmeleyi okudu. Dedim: Bunun Minşâvi olması mümkün değildir. Sonra “Enfal” suresinden okumaya başladı. Dedim: Vallâhi bu Minşâvidir. Şeyh dahi bana tebessüm ederek baktı ve “ Evet ben Minşâvi’yim” dedi. İşte Şeyh minşâvi ile aramızda böyle nezih bir hatıra geçmişti.



1968 yılında ikinci hanımı, hac vazifesini eda ederken mukaddes beldelerde, henüz genç yaşta iken ruhunu teslim etmiş ve âhirete intikal etmiştir.
Hazırlayan İhsan sıddık okyay
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3838
<b>Puanı</b> Puanı : 4211
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Mesaj tarafından ZÜMRÜT Bir Paz Kas. 21, 2010 11:41 am

Allah (c.c.) razı ol 123
avatar
ZÜMRÜT
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1882
<b>Puanı</b> Puanı : 1360
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 73
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 29/09/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Muhammed Sıddık Minşevi'nin Hayatı

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz