İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Ekim 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     

Takvim Takvim

En son konular
» diken Tohumu
Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

» Hakka Vuslat
Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

» Kalpteki Nurun Sebebi
Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

» Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

» Hac
Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

» Zilhicce Ayının On gününün Önemi
Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

» AH ŞU TATİL GÜNLERİ
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

» AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

» Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

» ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

» Kalbe Dokunan Sözler...
Paz Mayıs 28, 2017 10:37 pm tarafından yağmur

» Kelebeğin Yüreği
Paz Mayıs 28, 2017 9:43 pm tarafından yağmur

» Acziyet
Paz Mayıs 28, 2017 9:38 pm tarafından yağmur

» Hastalık Üzerine
Paz Mayıs 28, 2017 9:35 pm tarafından yağmur

» Hayat Dediğin Nedir?
Paz Mayıs 28, 2017 9:27 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Muhammed (s.a.v.)
Perş. Mayıs 25, 2017 10:05 am tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Perş. Mayıs 25, 2017 10:01 am tarafından yağmur

» Güneş Yüzlüm
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:21 am tarafından yağmur

» Süreyi Meryem Yasser Dossarİ
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:15 am tarafından yağmur

» سورة يوسف - وديع اليمني
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:12 am tarafından yağmur

» Saleh Alansari |Surat Al-Ĥijr
Çarş. Mayıs 10, 2017 10:03 am tarafından yağmur

» Surat Al-Mulk Wadie Yamani
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:51 am tarafından yağmur

» Berat kandiliniz mubarek olsun:
Çarş. Mayıs 10, 2017 9:28 am tarafından yağmur

» Berat Gecesi
Çarş. Mayıs 10, 2017 8:48 am tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2056 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: ferace313

Kullanıcılarımız toplam 11776 mesaj attılar bunda 4556 konu

Ahiret Hayatını Dünyaya Feda Etmemeliyiz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Ahiret Hayatını Dünyaya Feda Etmemeliyiz

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Ağus. 15, 2010 6:30 pm

Yaşadığımız dünyada çok çeşitli yaşam tarzları ile karşı karşıyayız.Müslüman olarak bir hayat ve yaşantı tarzımızın olması gerekir.Evrenin en değerli ve üstün varlığı olabilme özelliğimizi koruyabilmek için nasıl bir hayat ve yaşam tarzını seçmeliyiz? Belki de hayatın en can alıcı noktası burada düğümlenmiştir.
Mevcut yaşam tarzlarına baktığımızda insanları Allah'ın nizamı dışındaki varlıkların köleliğine mah-kûm bir yaşam tarzının egemen olduğuna şahit olmak-tayız. Bu yaşam tarzı aynı zamanda insanı mutsuz-luğun pençesinde kıvrandıran ve tüm sosyal yaşan-tısını altüst eden bir yaşam tarzıdır. Sade yaşamın zıd-dıdır. “Lüks Hayat” adı verilen bu yaşama biçimi, in-sanlığı önemli bir şekilde tehdit etmektedir.
“Lüks hayat” daha güzel bir hayat yaşama ar-zusuna dayanmaktadır. Sadece dünya ehli olarak bili-nen insanlara mahsus olmaması ve dindar olarak bili-nen insanlara da sirayet etmesi, tehlikenin boyutunu açık bir şekilde göstermektedir. Bu mesele, “Bütün hataların başı” olan dünya sevgisinin günümüzde na-sıl bir handikap oluşturduğundan dolayı önemle du-rulması gereken bir konu haline gelmiştir.
İslamî anlayış açısından hayatımız ,dünya ve ahiret hayatı olarak iki ana başlık altında ele alınmaktadır. Dünya hayatının geçiciliğine ve asıl hayatın ahiret ha-yatı olduğuna dikkatlerimiz çekilmektedir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmuştur:“Bu dünya ha-yatı, yalnızca bir oyun ve (eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekten ahiret yur-du ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi.”(29 Anke-but, 64) Bu ayetle Yüce Rabbimiz, Dünyanın aslında, çocukların eğlenmek için bir süre çıkıp vakit geçir-dikleri ve tekrar eve geri döndükleri bir oyun gibi olduğu. Dünyada kral olanın aslında kral olmadığı, sadece o rolü oynadığını, bir zaman gelir oyunun sona ereceğini ve dünyaya ilk geldiğinde olduğu gibi, kral-lığını eli boş terk edeceğini bildirmektedir.
Dünya hayatında, herkes belirli bir süre için rolünü oynamaktadır. Bu kısa süren hayatın zaferlerinin cazi-besine kapılan, vicdan ve imanlarını kaybederek dün-yada eğlence, zevk, başarı ve şeref elde edenler sadece kısa bir süre için oyun oynamaktadırlar.
Bu insanlar dünyada iken yıllarca kendilerini bu oyuncaklarla aldatıp; ölüm kapısından elleri boş bir şe-kilde, ahiretteki ebedi hayatı gözettiklerinde ve cazip oyuncakların kendileri için ebedî bir azaba sebep ol-duğunu gördüklerinde acaba oyuncaklarının kendi-lerine ne faydası olacaktır?"
Eğer bu insanlar, bu dünya hayatının imtihan için verilmiş bir süre olduğunu ve insan için gerçek ha-yatın ebedi ahiret hayatı olduğunu bilselerdi, bu ha-zırlık ve imtihan dönemini oyun ve eğlence ile geçir-mezdi. Bilakis her dakikasını ahiretteki ebedi hayatları için hazırlık yaparak geçirirlerdi. İnsanın dünyevi-leşmesi sonucunda insan ibadetlerden uzaklaş-ma eğilimine girmekte, mal, mülk ve lüks yaşa-mın cazibesine kapılmaktadır. İnsanın bu cazi-beden kurtulmasının yollarından birisi de İmam-ı Âzam'ın kalbini dünyaya bağlamamak ile ilgili söyle-diği şu gerçeği kulağımıza küpe yapmaktır. Biri İmam-ı Âzam'a gelerek:
"Ya İmam, ben namazlarımı huşu içerisinde kıla-mıyorum. Namazda iken develerimi otlatıyor, onlarla ilgileniyorum. Oysa siz benden daha zenginsiniz. Peki, siz ibadet zevkine nasıl erişiyor, ibadetlerinizi huşu içe-risinde nasıl yapıyorsunuz?" diye sormuş. İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri şöyle cevap vermişler:
"Ben develerimi kalbime bağlamam ki; ahıra bağlarım..."
Yüce Rabbimiz bizlere dünya hayatının geçiciliğini ve aldatıcılığını şöyle bildirmektedir; “ Bilin ki, dün-ya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur örneği gi-bi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kâfir-lerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) da vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir.”(57 Hadid, 20)
Bu ayetlerde,insanoğluna içinde yaşadığı hayatın geçici olduğu hatırlatılmaktadır. "Bu dünyadaki hayat ve bu hayat içindeki iniş ve çıkışlar geçicidir. Her ne kadar dünyada hoşunuza giden şeyler çok görünü-yorsa da, aslında onlar hakirdir, asılsızdır ve alda-tıcıdır.
İnsanoğlu akılsızlığı yüzünden aldanmaktadır; zira onları elde etmeyi nihaî saadet zannetmektedir. Oysa bu dünyada ne kadar büyük fayda ve lezzetler elde edilirse edilsin, hepsi de sınırlı ve geçici bir hayat ile çevrelenmiştir. Ayrıca bu dünyada insanoğlunun ha-yat akışı, aniden tersine dönebilir. Ancak bu dünyanın aksine, ahiret hayatı ebedidir. Oradaki faydalar da, zararlar da çok kapsamlı ve süresizdir. Şayet Allah'ın mağfireti sizlere nasip olursa, Allah'ın rızası mukabi-linde size verilen nimetler de, o derece büyük ve son-suz olacaktır. Öyle ki onların yanında bu dünyanın zenginlik ve ihtişamı bir hiçtir. Allah'ın azabına müs-tahak olanlar ise, zararlarının ne derece büyük oldu-ğunu göreceklerdir. Çünkü bu dünyadaki hiç bir fay-da, kazanç ve lezzet, ahirette sahip olunanların yanın-da bir değer taşımaz. “(Allah'tan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" denildiğinde, "Hayır" de-diler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulu-nanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzel-dir.” (16 Nahl, 30)
Materyalist felsefe, ve seküler anlayışlar, hayatı sa-dece bu dünya ile sınırlı gördüklerinden, dünyada ki zevklere, güzelliklere kendilerini kaptırmış, nefsin arzu ve isteklerinin birer mahkûmu haline gelmişlerdir. Bu mahkûmiyetlerini de modern, lüks, çağdaş ve uygar bir yaşam tarzı olarak sunmakta ve insanlığı aldatma-ya devam etmektedir.
Asıl meselemiz ahireti bilen ve dünyadan bir gün mutlaka ölümle ayrılacağına inanan insanların ma-teryalistler gibi aşırı harcamalarda bulunmasıdır.
Konumuz “Alnımın teriyle helâlinden kazanıyo-rum, helâl dairede istediğim gibi harcayabilirim.” şek-lindeki bir yaklaşımın meşruluk derecesini tartışmak değildir. Ancak helâl dairede dahi olsa toplum orta-lamasının çok üstündeki harcamaların, “…israf et-meyiniz, Allah israf edenleri sevmez.” mealinde-ki ayet-i kerimeyle bağdaşmadığını söyleyebiliriz sanı-rım. Harcamalarımızda dengeli ve ölçülü olmak için, Ömer bin Abdülaziz'in sade yaşantı konusunda söy-ledikleri bizim için bir ölçü oluşturabilir.
“Ömer bin Abdülaziz (r.a.)'in züht ve takvasını cim-rilikle karıştıran bir kısım insanlar:
“Ey Mü'minlerin Halifesi! Siz bütün imkânları elin-de bulunduran bir halifesiniz. İsterseniz, istediğiniz gibi giyinir, istediğiniz gibi de kuşanabilirsiniz. Hal böyle iken siz böyle yaşamıyorsunuz. Böylesine sade yaşamanızın sebebi nedir?" diye sorduklarında Halife Ömer bin Abdülaziz'den şu cevabı almışlar:
"İktisadın üstünü, varlık zamanında olandır; affın üstünü de, ceza vermeye gücü yeterken yapılandır." şeklinde anlamlı ve ders verici bir cevap vermiştir. İş-te, insanların büyük bir kısmının zor geçinebildiği ve açlık sınırında yaşadığı dünyamızda, Allah'a inanan ve Müslüman'ca yaşamak isteyen bir insan, bilhassa zamanımızda lüks bir hayat için çılgınca denilebilecek harcamalarda bulunabilir mi? Bulunursa, mutlaka inanç noktasında zaafları bulunmaktadır. Bu insanlar lüks hayatları oranında bu dünyaya bağlanacak ve ölümden ciddi manada korkacaklardır. Ama bu du-rum, korktuklarının başlarına gelmesine engel olma-yacaktır.
Unutmayalım ki, bu dünyada verilen bütün mal ve mülk gibi imkânların hesabı sorulacaktır. Bu malı bir emanet olarak değerlendirmeyip nefis ve heves atının isteği doğrultusunda harcayanları, altından kalkılması mümkün olmayan bir sorgulama bekle-mektedir.
Dünyanın bütün nimetleri gibi mal ve mülk de önemli bir imtihan aracıdır. Mal ve mülkü, asıl sahi-binin isteği doğrultusunda harcayanları büyük mükâ-fatlar beklerken, aksi bir şekilde hareket edip de lüks yaşantı biçimleriyle sarhoş olan ve dünyada ebedî kalacakmış gibi hareket edenleri de korkunç akıbetler beklemektedir. Bundan şüphemiz olmasın.
“Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde şı-marıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. İşte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlar-da) kendilerinden sonra oturulabilmiş değil-dir. (Onlara) Varis olanlar biziz."(28 Kasas, 58)

Müslüm Yurtman-ribatdergis
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3887
<b>Puanı</b> Puanı : 4276
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz